Türkiye denge kurmak zorunda

Bıraktığımız yer de, başladığımız yer de aynı. Bizim sığlığımız, değişmeyen gündemler. Kim seçim öncesi ne dedi, iktidara gelince ne yaptı?
Bıraktığımız yer de, başladığımız yer de aynı.
Bizim sığlığımız, değişmeyen gündemler.
Kim seçim öncesi ne dedi, iktidara gelince ne yaptı?
Söylem ve eylem arasındaki fark veya farklar nelerdir?
Vatandaş mazaret dinlemiyor ve günler değişim olmadan, rutin ve günlük işlerle gidiyor.
Küçük ülke olmanın sıkıntsı mı bu?
Ya da kendi ülke ve coğrafyan da etkisiz eleman olmaktan mı kaynaklanıyor bu durum?
Yoksa bu böylesi işimize mi geliyor?
Hepsi bir yana, ülkemiz etrafında yaşananlar şaka değil.
Ortadoğu, Suriye, burada çıkarları olan ve meydanı boş bırakmak istemeyen ülkeler yine aktör olma peşinde.
Ortam öyle bir noktaya geldiki, kimin eli, kimin cebinde belli değil.
Kimler müttefik, kimler düşman, kim hangi safta, tam bir karmaşa.
Türkiye, bölgede Rusya ve İran'la hareket ediyor.
Rusya ve İran Suriye de Esad rejiminin yanında.
ABD, Esad rejimini istemiyor.
Esad, Türkiye tarafından da istenmiyor.
Rusya ve İran'la hareket eden, ABD ile ipleri koparan, Esad rejimine karşı savaşan ÖSO ile ortak harekat yürüten Türkiye, şimdi ne yapacak?
Hangi tarafta yer alacak, Esad'ı destekleyen ve ortaklık yaptığı tarafta mı, yoksa ipleri kopardığı ama Esad karşıtı olan tarafta mı?
Nitekim Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan;
'Kimsenin Akdeniz ve Suriye topraklarını siyasi ve askeri güç mücadele ateşinde yakmaya hakkı yok. Ne ABD ile olan müttefikliğimizden ne de Rusya ile geniş alanda kurduğumuz stratejik ilişkilerimizden, ne de İran ile birlikte çalışmaktan vazgeçme niyetimiz yoktur. Katil Esed rejimini destekleyenler, PYD'yi destekleyenler yanlış yapıyor. Suriye'de bulunduğu yere güven, huzur ve refah getiren tek ülke biziz.'
Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan bir denge ve orta yol bulma mesajı verdi.
Türkiye'nin çıkarları taraf olmayı değil, denge kurmayı gerektirir.
Sahnede kendi çıkarları için her şeyi mubah gören ülkeler var.
Kendi ülkesinde iç kamuyoyuna mesaj vermek isteyen ülkeler, ki en başta ABD gelmekte, hep aynı bahane ile ortaya çıkıyor.
Demokrasi, insan hakları, özgürlük, bunlar ve benzeri güzellikleri, önce karıştırdığı sonra usulen düzeltme niyetiyle gittiği ülkelerin ne durumda olduğu malum.
Bush Irak'a, Obama Libya'ya, şimdi de Trump Suriye'ye saldırma hazırlığında.
Sebep, oldu mu, olmadı mı, yaptı mı, yapmadı mı, yapar mı?
Esad kimyasal silah kullanmış, daha doğrusu kullandığı yönde çeşitli iddialar var.
Esad bunu göze alıp, tüm dünyayı karşısına alır mı, bilemem ama iddia bu.
Trump, başkanlık seçimini Rusya ile işbirliği sayesinde kazandı iddialarını çürütmek ve Rusya ile müttefik değil, 'savaşacak kadar karşısındayım' algısı yaratmaya çalışıyor.
Tüm dünyayı endişelendiren 'hazır ol Rusya füzeler geliyor' çığırtkanlığı, savaşa bir adım daha yaklaştırdı.
Emperyalizm nedir?
'Emperyalizm veya yayılmacılık, bir devletin veya ulusun başka devlet veya uluslar üzerinde kendi çıkarları doğrultusunda etkide bulunmaya çalışmasıdır'.
Yani modern sömürgecilik, sicili bu yönde kirli olan ülkeler, sadece kendi haklarının peşindedir.
En başta ABD, nereye gitti, girdi ve oraya özgürlüğü, demokrasiyi götürdü.
Esad'ı veya Suriye'yi vurmak, bu coğrafyada akan kanı daha da çoğaltmak, özelde bu coğrafya, genel de tüm dünya için tehlikedir.
Denizlerimiz, göklerimiz, savaş gemileri ve uçaklarıyla işgal edilmiş durumda.
Kimse bu ortamdan medet ummasın, sevinmesin, ciddiye alsın, takip etsin.
Ve aynı düşünce 'savaşın iyisi, barışın kötüsü olmaz'.


Bu haber 602 defa okunmuştur

:

:

:

: