Taraflar mevcut durumu kabullendi

Mustafa Akıncı ile Nikos Anastasiadis, geçtiğimiz pazartesi akşamı yeniden bir araya geldi.
Mustafa Akıncı ile Nikos Anastasiadis, geçtiğimiz pazartesi akşamı yeniden bir araya geldi.
Uzun bir aradan sonra BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi ve BM Barış Gücü Misyon Şefi Elizabeth Spehar'ın ara bölgedeki resmi ikametgahında 2 saat baş başa görüştüler.
Spehar'ın da katılımıyla görüşme toplamda yaklaşık 3.5 saat sürdü.
Esas konu beklenti neydi, ya da beklenti var mıydı?
Görünen o ki her iki tarafın kamuoyunda, hatta liderlerin kendisinde beklenti yoktu.
Herşeye rağmen, seviyesi ve içeriği ne olursa olsun, her türlü iletişimi olumlu karşılarım.
Her türlü iletişim, sıfır iletişimden daha iyidir.
Kıbrıs sorununun esas zorluklarından biri de iletişim eksikliğidir.
Özellikle, toplumlar arasında.
Oysa konuşmanın, iletişimin, ortak nokta bulmakta istekli olmanın çözemeyeceği sorun yok.
Yarım asırlık sorunda, siyasi çözüm bulmayı öncelik yapmak yerine, farklı bir yol denenebilir.
Belki de bunun zamanı gelmiştir, belki de en başından yapılması gereken buydu.
Toplumlar arası güveni ve işbirliğini sağlamak.
Gündelik, sosyal ve ekonomik hayata toplumsal katkıyı sağlamak.
Bizim açımızdan sorun olur mu?
Olmaz, Rum toplumunun hazır olması derken, anlatılmak istenen aslında budur.
'Sosyal yemek' gecesine dönersek, Akıncı ve Anastasiades yemekten sonra açıklamalar yaptılar.
Cumhurbaşkanı Akıncı;
'Bu akşam yeni bir durum ortaya çıkmadı, Rum tarafının tavrında bir farklılaşma yok' dedi.
Anastasiadis ise 'var olan görüş ayrılıklarını tespit ettik' şeklinde bir açıklama yaptı.
Görüş ayrılıkları zaten belli, bunları yeniden tespit etmeye gerek yok.
Önemli olan bu tespitlerin gideceği yol, bu yolda bu görüş ayrılıkları ortak noktaya nasıl getirilecek?
Yemekli görüşmeden beklendiği gibi, ortaya ileriye yönelik bir adım görüntüsü çıkmadı.
İki konu ile ilgili bir beklenti oluşması muhtemel, bu iki konuyu aylar sonrası yapılan ilk görüşmenin neticesi olarak düşünebiliriz.
Derinya ve Aplıç kapılarının açılmasıyla ilgili bir takvimin, bir tarihin ortaya konması.
Aplıç Kapısının 15 Eylül, Derinya Kapısının da 1 Temmuz'da hazır olabileceğinin, böyle bir takvimlemenin belirtilmesi.
BM'nin bir özel temsilci atayabileme ihtimalinin olması.
Hatta, Kıbrıs Haber Ajansı, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin Siyasi İşlerden Sorumlu Yardımcısı Rosemary DiCarlo'nun BM'nin Kıbrıs Özel Danışmanı olabileceğini yazdı bile.
Sonuca gitmek lazım, sonucu getirecek adımlar atılacaksa atılsın, yoksa gerisi boş.
Ek kapıların açılması, daha önce gündeme getirilen güven artırıcı önlemler konularının yeniden ve sonuç odaklı gündeme getirilmesi.
Ve aynı ülkede yaşayan insanların, aynı bölgelerde güvenle en azından seyahat edebilmesi.
Daha öncede yazmıştım, 2019'da belki de daha erken bir tarihte Türkiye'de, 2020'de bizde seçimler yapılacak, bu sebeplerle Kıbrıs sorunu gündeme gelmez.
Peki, böyle bir dert, bu yönde bir beklenti var mı?
Yoktur, bu beklentinin son kırıntıları da zaten tüketilmiştir.
Her iki tarafta genel olarak mevcut durum kabullenmiştir.
Adanın her tarafı karşıkken, ada bir başka ülke tarafından, bir başka ülkeyi bombalamak için kullanılıyorken, bunu sıradanlaştırmak ve yılların bitmeyen sığ tartışmalarına gömülmek, tek bir sebebe bağlanabilir.
Söylediği gibi mevcut durumu tarafların kabullenmesi.
Güney, imkanları kullanma açısından rahat, bizim içinse zaman ve belirsizlik en büyük sorun.
Her defasında söylerim, Kıbrıslı Türkler için belirsizliği, gelecek kaygısını bitiren her model benim için çözümdür.


Bu haber 456 defa okunmuştur

:

:

:

: