Liderler aynı hamam aynı tas pozisyonunda

Uluslararası ilişkilerin gelişimi sürecinde diplomasinin ve çatışmaların devletler arasında çok uzun süredir devam ettiğini görmekteyiz.
Uluslararası ilişkilerin gelişimi sürecinde diplomasinin ve çatışmaların devletler arasında çok uzun süredir devam ettiğini görmekteyiz. Peki diplomasiye uluslararası ilişkilerin barışçıl yollarla çözüldüğü görüşme sanatıdır diyebilir miyiz? Evet kesinlikle diyebiliriz..
Diplomasi ihtiyaçlara göre zaman zaman değişkenlik gösterebilir.
Değişen dünya düzeninde ihtiyaçlara yönelik olarak diplomasinin şekillendiği görebiliyoruz.
Özellikle bunu örneklersek, Birinci Dünya Savaşı’ndan önce eski diplomasi kullanılırken sonrasında yeni diplomasi yöntemi kullanılmış 21. Yüzyıla geldiğimizde ise Küresel ve Önleyici Diplomasi yöntemleri rağbet görmüştür.
Peki neden böyle bir giriş yapma ihtiyacı duydum.
Hemen onu da anlatayım.
Malumunuz olduğu üzere Kıbrıs’ta, yani bizlerin ülkesinde 50 yıldır devam eden bir süreç var. Savaşların yaşandığı, insanların öldüğü, sakat kaldığı, ailelerin dağıldığı,yıkımların yaşandığı, bolca göçlerin olduğu,düşmanlıkların ayyuka çıktığı, kin ve nefretin okullarda müfredat yapıldığı bir süreçten bahsediyoruz.
Ve yine bu süreç içerisinde muhtelif zamanlarda karpuz gibi ortadan ayırdığımız Kıbrıs’ın yeniden birleştirilmesine yönelik farklı siyasi eğilimleri olan liderlerle müzakereler yaşadık.
Farklı farklı BM Genel Sekreterleri, farklı farklı BM bürokratları gördük bu süreçte.
Kimler olarak?
Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlar olarak.
Ve buna tam 50 yıldır devam ediyoruz.
Yapmadan bozuyoruz, sonra yeniden yapmaya çalışıyoruz ama yine yapmadan yıkıp geçiriyoruz.
Peki sonuç?
Sonuç sıfır sıfır elde var yine sıfır..
Peki neden?
Aslında bunun birden fazla nedeni var.
Lakin en önemli nedeni mevcut müzakere yönteminin bu süreçlere bir katkısı olmadığıdır.
O zaman yeni bir metodolojiye ihtiyaç var.
Yeni bir anlayışa gereksinim var.
50 yıl önce başlayan bu sürecin artık günümüz koşullarına uygun hale getirilmesine ihtiyaç var.
Bunu çok net olarak görebiliyoruz.
İşte alışılagelmiş mevcut anlayış ile liderlerin bu süreci bir noktaya taşımaları pek mümkün görünmüyor.
Nitekim önceki akşam yaklaşık 285 gündür tıkanan müzakere sürecinin yeniden başlayabilmesi için liderler BM bürokratlarının çabalarıyla yemekte biraraya gelip bir birlerinin niyetlerini anlamaya çalıştılar..
Peki sonuç?
BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi ve BM Barış Gücü Misyon Şefi Elizabeth Spehar, görüşmenin tamamlanmasının ardından yaptığı yazılı açıklamada, liderlerin yaklaşık 2 saat süren toplantıda, samimi ve açık fikirlilikle görüş alışverişinde bulunduklarını kaydetti.
Rum lider Nikos Anastasiadis, Kıbrıslı Türk lider Mustafa Akıncı ile sakin ve içten bir görüşme yaptıklarını , yeni bir diyalog olasılığı ve buna ilişkin problemleri ele aldıklarını söyledi.
Kıbrıslı Türk lider Mustafa Akıncı ise, Rum tarafının tavrında bir değişiklik gözlemlemediğini fakat buna rağmen “BM Genel Sekreterinin zaman içerisinde bir girişim yapıp yapmayacağını göreceklerini belirtti.
Yani bütün bu açıklamalar ne anlama geliyor?
Tarafların 285 gün önce muhafaza ettikleri pozisyonlarını korudukları anlamına geliyor.
Söz konusu yemekten önce liderlerin bir birlerinin niyetlerini anlamaya çalışacakları gibi bir düşünce hakimdi bu buluşmada.
Nitekim öyle de oldu, liderler eteklerindeki taşları döktüler.
Fakat gerçek şu ki; bu taşlar 50 yıldır dökülüyor.
Döküle döküle de bitmiyor zaten.
Hatta mevcutlarına yeni yeni taşlar ekleniyor.
Kısacası bildiğiniz gibi değerli dostlar..
50 yıldır Kıbrıs sorununda alınmayan bir arpa boyu yol, çok net olarak görünüyor ki,şöyle ya da böyle 50 yıl sonra da alınamıyor.
Ve de günümüze dönecek olursak görüyoruz ki, 285 gündür ara verilen müzakereler sonrası ilk kez bir araya gelen liderleri bu handikap hala bağlamaya devam ediyor..
Liderler toplumları adına mı yoksa bunun dışında başka denge unsurları adına mı bilinmez, bir türlü o meşhur kırmızı çizgilerini aşamadılar.
Sonuç olarak bugün yine şöyle bir gerçekle yüz yüze kaldık.
Nedir o?
Bir kez daha gördük ki, aynı yöntemlerle farklı sonuçlar elde edilmesi mümkün değildir..
Bu haber 88 defa okunmuştur

:

:

:

: