Sancı var, değişim yok

Yerel seçim çalışmaları devam ediyorken, seçim tarihi de tam bir muamma oldu. Türkiye, 24 Haziran da erken seçime gidiyor.
Yerel seçim çalışmaları devam ediyorken, seçim tarihi de tam bir muamma oldu.
Türkiye, 24 Haziran da erken seçime gidiyor.
Bizim seçimle ilgili de yeniden 24 haziran tarihi seslendirilmeye başlandı.
Türkiye'deki gündemin bizi nasıl etkilediğini bir kez daha yaşayarak görüyoruz.
Nasıl bir yol bulunacak göreceğiz.
Gece kulüpleriyle ilgili çalıştay yapıldı.
Konunun gündeme gelmesi, konuşulması, tartışılması önemli.
Önemli bir başka nokta ise devlet ve hükümet dâhil herkes olayı kabullenmiş, artık ortaya bir sonuç çıkacak.
Aslında yapılacak olan belli, yasal düzenlemeler ve denetimler yapılır, bu işi yapacak olan insanlar da bunlara uyar, her şey devletin kontrolünde olur.
Devlet belirleyici ve düzenleyici erkini yerine getirir, kontrol devlet olur.
Hükümet ortakları yeni müşavir yaratmama konusunda da bir adım attı.
Bizim ilginç bir huyumuz var.
Bazı şeylerin hem yapılmasını isteriz, hem de bazı adımlar atılırken mağdurlar yaratır, savunmaya geçeriz.
Bu konularda böyle.
Müşavir meselesi artık hayatımızdan çıksın diyoruz, fakat ortaya bir girişim çıkınca meseleyi kişiselleştirip, siyasallaştırıp, amacından saptırıyoruz.
Burada esas konu, doğru teşhisi koymak.
Sorun, sadece yüksek maaş almak mı, çalıştırılmamak mı, siyasi bir malzeme olarak kullanılmak mı, popülizm mi, sorun tam olarak nedir?
Vatandaşın tepkisi, çalıştırılmadan yüksek maaş alarak, insanların evde, tatil de, balık tutmada, kahve de oturması.
Öncelikle yanlış olan sistemin kendisi, yazık olansa yönetici durumunda olan insan kaynağının bir kenarda bırakılması, devletin değil, o günün hükümetinin memuru olunması.
Düzen o kadar çarpık ki, işin bir başka tarafı daha var.
Bir önceki hükümet partisinin atadığı bürokratlar, yeni hükümeti çalıştırmama telkini alabiliyor.
Nerden tutsan, bir o kadar çıkmaza giriyor.
Daha önce;
'Kamu Hizmeti Komisyonu tarafından Üst Kademe Yöneticiliği mevkilerinden birine atanmış olan bir kamu görevlisi, üçlü kararname ile görevinden alınabilir.
Ancak, böyle bir kamu görevlisine, yasaların tanıdığı ücret, maaş, izin, emeklilik ve diğer sosyal güvenlik hakları saklıdır.
Bu şekilde görevinden alınan bir kamu görevlisi, bağlı bulunduğu Bakanlıktaki müşavirlik veya ona denk görevlerde görevlendirilebilir. Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlıktaki müşavir veya ona denk görevlerde görevlendirilebilir.'
Yeni yasanın yasallaşması halinde;
'Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra üst kademe yöneticiliği görevine atanan kişiler, görevden alınmaları halinde müşavir statüsü kazanmazlar. Kamu Hizmeti Komisyonu tarafından üst kademe yöneticiliğine atanmadan önce bulundukları kadrolara görevden alındıkları tarih itibarıyla geri döndürülürler.
Ancak, ilgili kadronun dolu olması halinde bu kişiler, görevden alındıkları tarih itibarıyla, üst kademe yöneticiliğine atanmadan önce bulundukları kadrolara kadro fazlası olarak atanırlar.'
Olumlu, faydası olacak bir adım.
Sıkıntı noktası, görev alma sonrasında eski göreve dönüşte.
Görev verdiği çalışanlarla, aynı veya daha geriden eski göreve devam etmek veya kadro fazlası olarak atanmak.
Böylesi durumda yine bir anlamda müşavir olunmayacak mı?
Şuan müşavir olarak 120 kişi konuşuluyor.
Bu insanların hepsini değilse bile, belli bir kısmını, çalışma yıllarına göre emekli edersiniz, diğer kalanların da çalıştırır, zaman içinde onları da emekli eder ve başka yaratılmayacağı içinde bu konuyu sıfırlarsınız.
Peki, sorun sadece bu mu?
Bütçesinin %88'i personele giden bir devlet yapısı nasıl düzelecek?
Kamu reformu şart, yoksa bu yarayı pansuman yaparak kapatamazsınız.
Verimlilik, liyakat yok, kendimize göre düzenlediğimiz yasalarımız, hepsi başımıza bela oldu.
Şuana kadar sancı var, değişim yok.
Fakat yapmak, yapmamaktan iyidir ve bir yerden başlamak gerek.


Bu haber 548 defa okunmuştur

:

:

:

: