Bu zincirle ancak kendi ayaklarımızı bağlarız

Nükleere Hayır Platformu, yarın akşam Lefkoşa’da insan zinciri oluşturarak Mersin’de Akkuyu Nükleer Santrali’nin inşa edilmesine karşı çıkacağını açıkladı.
Nükleere Hayır Platformu, yarın akşam Lefkoşa’da insan zinciri oluşturarak Mersin’de Akkuyu Nükleer Santrali’nin inşa edilmesine karşı çıkacağını açıkladı.
Çernobil felaketinin 32’nci yıl dönümünde düzenlenecek etkinliğe katılacaklara, eylem yerine mumlarıyla gitmesi istendi.

Nükleer tesislerin daha önce yaşattığı facialara ve geri dönülemez hasarlara dikkat çekilerek, Türkiye’de kurulacak Akkuyu Nükleer Enerji Santrali’nin inşa edilmeye başlanmasının, coğrafi yakınlığı nedeniyle Kıbrıs için bir tehdit olduğu ifade edildi.

Uyarılarda ciddiye almakla birlikte gelin nükleer enerji Türkiye için ne anlam ifade ediyor?
Zorunluluk mu, değil mi? Bunları tek tek ele alalım.
Bir kere Türkiye’nin Rusya ile birlikte Mersin Akkuyu’da 20 milyar dolarlık bir yatırımla inşa ettiği nükleer santral, bölgedeki enerji denklemini değiştirecek bir ağırlığa sahip.
2023’te faaliyete geçecek nükleer santralin tek başına Türkiye’nin enerji ihtiyacının yüzde 10’unu karşılayacağı ifade ediliyor.
Dolayısıyla bu yatırım, kalkınma hamlesi yapan Türkiye için hayatı bir ihtiyaç.
Enerjide bu büyük ihtiyacı karşılayacak Akkuyu Nükleer Santrali, Türkiye’nin bölgedeki ağırlığını daha da artıracaktır.
Elbette bu ağırlık Türkiye karşıtları tarafından endişeyle izleniyor.
Mersin Akkuyu’daki bu nükleer hamleye ilk tepki nereden gelecek diye bakarken, ilk ses her zaman olduğu gibi Rum yönetiminden geldi.
Elbette bu bizler için sürpriz olmadı.
Rum basınında Akkuyu’da nükleer santral inşa edilmesinin Anastasiadis yönetiminde yoğun endişeye neden olduğu ve Rum Yönetimi’nin santralin inşasının engellenmesi için diplomatik yollar aramakta olduğu belirtildi.
Rum Hükümet Sözcüsü Prodromos Prodsomu, Akkuyu’da nükleer santral inşa edilmesinin engellenmesi için gerekli bütün itiraz ve girişimlerde bulunacaklarını söyledi.
Tam bu sırada içimizde yapılan böyle bir eylem daha da tuhaf bir hale geldi. Birileri Türkiye’nin bölgede küresel bir oyuncu olmasına yol açan bu dev adımdan feci halde rahatsız oluyor.
Peki ama nükleer enerji bu kadar eleştiriliyorken, dünyada durum nedir?
ABD, Fransa, Japonya, Kanada, Rusya, Hindistan, Çin, İran’ın da aralarında bulunduğu 31 ülkede bugün nükleer santral var. 14 ülkede 68 nükleer reaktörün inşaatı ise devam ediyor.
Sadece çevreci bir anlayışla eğer nükleer santrale karşı çıkılıyorsa, Avrupa’nın ortasındaki Fransa neden hala elektrik üretiminin yüzde 78’ini nükleer santrallerden karşılıyor?
İngiltere neden var olan nükleer santrallere ilave olarak 2025’e kadar sekiz yeni nükleer santral sahası belirledi?
Bunların hepsini alt alta koyduğumuzda ne yazık ki nükleer santrale karşı gösterilen tepkinin saf bir çevreci tepki olduğunu düşünmek mümkün değil.
Üzücü olan buradaki bazı sözde sivil toplum örgütlerinin de bu koroya katılarak, nükleer santrale karşı bir duruş sergilemesidir.
Türkiye 2023’e hızla, emin adımlarla koşuyor. Fakat bu koşuda ayağına vurulan prangalar var. Enerji sorunu bunların başında geliyor.
Türkiye’nin ayağına vurulan prangaların kilidini açacak, anavatanın enerji ihtiyacını karşılayacak bu tür hamleler, rakiplerini endişelendiriyor.
O yüzden başta Akkuyu Nükleer Santrali olmak üzere Doğu Akdeniz’de petrol ve doğal gaz arama faaliyetlerini de içeren adımlar, Türkiye’nin güçlenmesinden korkanları tedirgin ediyor.
O yüzden yarın Lefkoşa’da yarın yapılacak o ‘insan zinciri’ olsa olsa Türkiye’nin ayaklarına vurulmak istenen zincir olacaktır. Biz o zincirle ancak kendi ayaklarımızı bağlarız. Bu böyle biline…

Bu haber 325 defa okunmuştur

:

:

:

: