Vatandaş sabırsız ve unutkandır

'Müşavirlikle ilgili düzenlemeler içeren 'Üst Kademe Yöneticiliği Yapan Kamu Görevlilerinin Atanması Hakkında (Değişiklik) Yasa Tasarısı' ve Kamu Görevlileri (Değişiklik) Yasa Tasarısı Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu tarafından oyçokluğuyla onaylandı.'
'Müşavirlikle ilgili düzenlemeler içeren 'Üst Kademe Yöneticiliği Yapan Kamu Görevlilerinin Atanması Hakkında (Değişiklik) Yasa Tasarısı' ve Kamu Görevlileri (Değişiklik) Yasa Tasarısı Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu tarafından oyçokluğuyla onaylandı.'

Yeni bir dönem başlıyor.

Umarım arkası gelir, ilk önce kamu reformu, umarım kamu kaynakları yıllardır yapıldığı gibi siyasi malzeme olarak kullanılmaz.

En başta insan kaynağı, hükümetlerin değil, devletin memurları yaratılmalı.

Hükümet çok sıkıntılı ve süreç olarak çok kısıtlı bir zamanda oluştu.

Bu bir yere kadar geçerlidir.

Çünkü söylenenler, vaat edilenler, bugüne kadar kangrenleşmiş sorunlara çözüm umudu veriyordu.

Zaman lüksü yok.

Yani, 'eski hükümet döneminde bunlar yapıldı, bunlar yasal değil, bunlar usulsüz' bu tür açıklamaların arkası gelmeli, hepsi tamam da gerisi ne olacak, gerisi gelecek mi?

Önemli olan bu, ağır kalınıyor, yavaş gidiliyor, cesaret ve radikal adımlarla, kalıcı icraatlar yerine, günlük işlerle sıradanlaşılıyor.

Hükümet, parti ve seçim işleri aynı anda götürülemiyor.

Oysa parti örgütleri, parti kurulları, bunları yapmak için oluşuyor.

Yerel seçime günler kaldı, hala daha adaylar belirlenmedi, meclis üyeleri hazırlanmadı.

İttifak var mı, yok mu belli değil.

Hükümetin partilerinin ilk sınavı, yerel seçimler, elbette yerel seçimler farklıdır, çok başka etkenler var, fakat bizim seçmenimiz cezalandırmayı sandıkta yapmayı sever.

Ve vatandaş sabırsızdır, unutkandır, her dönemin değişmez kuralıdır, isimler değil, icraatlar hatırlanır.

Tecrübelerle değişen bir siyasi tercih dönemi yaşıyoruz.

Siyasi üretimsizlik, ikili koalisyonlardan, dörtlü koalisyona geldik.

Özellikle yerel seçimlerde, siyasi partilerin bağımsız adaylara döndüğünü görüyoruz.

Bu artık aday bulmakta da zorlanıldığını gösteriyor, siyasi partiler, kendi içinden, kendi kültüründen insanlar yetiştirmiyor.

Siyaset gittikçe kişiselleşiyor, isimler partilerin önüne geçiyor, parti organları çalıştırılmıyor.

Kişisel beklenti ve öncelikler belirleyici rolde.

Daha önce bir yazımda şöyle yazmışım;

'İyi bir yaşam, mutlu, huzurlu bir hayat, iyi eğitim ve sağlık hizmeti.
Ülkeler, devletler, yönetim kademeleri bunlar üzerinden şekillenir.
Esasında gücün merkezi halktır, aynı amaç için bir araya gelmiş insanlar topluluğu.
Bu ülkenin insanları elindeki gücü farkında mı?
İsteklerini, beklentilerini, aslında hak ettiklerini, alacak, yaptıracak, bu baskıyı yaratacak motivasyon var mı?
Bireysel olarak çoğu zaman aynı düşünceler var oluyor.
Fakat bu düşünceler, toplumsal olarak bir hedef birlikteliğine dönüşmüyor.
Siyasetin, kamu kaynaklarını kullanarak, toplum üzerinde kurduğu baskı, yönlendirme, kendi kararlarını dikte etme, ben yaparım olur zorlaması, toplumsal baskıdan daha güçlü.
Elindeki gücü sadece sandıkta ortaya çıkarmak, bireysel beklentiler oranında tepki koymak yetersiz ve toplumsal güçle çelişkili.'
Herkes elindeki gücü ve hareket kabiliyetini farkında olursa, yapılmayacak iş, verilmeyecek karar yoktur.
Eksik yan budur, kimse gücünü farkında değil.

Bu haber 457 defa okunmuştur

:

:

:

: