Memleketi satsanız, bu leke gitmez

Şimdilerde Belediyeler tartışılıyor. Proje üretmiyorlar, birçoğu batak durumda.
Şimdilerde Belediyeler tartışılıyor.
Proje üretmiyorlar, birçoğu batak durumda.
En iyileri sadece maaş ödüyor, yatırım yapılmıyor, çok yüksek borç hesapları var.
Konuşulmayan, ne yapılması gerektiği ve en önemlisi bu durumun sorumluları kim veya kimler?
Herkes suçsuz, bu durumu yaratan eski Belediye yönetimleri, Belediye Başkanları, geçmiş hükümetler, ilgili Bakan ve Bakanlıklar.
Her zaman olduğu gibi ihale çalışana ve hizmet almadan vergi ödeyen vatandaşa kaldı.
Tek suçlu çalışanlar ve vatandaş.
Hesap verme, şeffaflık, cezai işlem, mahkemeler, yargı, suç sadece yöneticiler için yok sayılıyor.
Hesap sorulmayan, hesap verilmeyen, cezai sorumluluğu olmayan bir ortamda bu tür olayları nasıl engelleyeceksiniz?
Siyaset, özellikle hükümetler, ülkedeki tüm sistemi, Meclisi, kontrol mekanizmasını, üstelik yasaları çiğneyerek kendi yanında tutuyor, kontrol ediyor.
İlk korudukları kendileri, 'hepsi aynı değil' fikrine bir yerde katılırım.
Fakat radikalleşme korkusu, sorumluluğun kurdele kesmekten öteye götürülmediği, tecrübeyle sabittir.
Adalet, eşitlik, iyi yönetim, vatandaş arasında ayırımcılık yapılmaması, sadece siyasi veya ekonomik konularda değil, en başta yöneticiler ve vatandaş arasında da yaratılmalıdır.
Vatandaş ilk önce devleti yönetenlerden korunmalıdır.
Şimdi Belediyeler konuşuluyor, daha önce Kıbrıs Türk hava Yolları konuşuldu, hala konuşuluyor.
Ve bu ayıp yıllarca da konuşulacak.
KKTC'ye özgü bir yüz karası.
Kıbrıs Türk Hava Yolları, yıllarca kötü yönetildi.
Kimse aldırmadı, yıllarca kan kaybetti, siyasilerin çiftliği haline getirildi.
En zor günlerde bile durum ciddiye alınmadı, doğru teşhis ve doğru tedavi yapılmadı.
Her konu, her iş, en iyisini yapmak için önce uzmanlık ister.
Hele havacılık, biz, bizim siyasi yönetimlerimiz, bizim seçtiklerimiz ne yaptı?
Sırf partili diye, sırf kendi adamları diye, yönetimler atadılar, bu adamlar hiç bilmedikleri konularda, kendilerinden çok uzak kurumlarda yönetici oldular, görev aldılar.
Sonuç ortada, sonuç hüsran, sonuç toptan iflas.
En kötüsü, bu anlayış hala devam ediyor, onca zarar ziyana rağmen.
Çözüm profesyonel kadro kurulmasıdır, özerk, belki özelleştirilmiş yönetim mekanizmalarıdır.
Özellikle büyük sorumluluk, hizmet ağı ve maddi bütçelerin olduğu kurumlarda.
KTHY buna bir örnekti, Kıb-Tek, Belediyeler, birer örnektir.
KTHY hiç olmazsa, bir milat, olumsuz bir örnek, bir emsal, tecrübe olsun.
Bu kurumları kullanmaktan çok, sağlıklı yaşatmak, sonraki yıllara bırakmak hedef olmalı.
KTHY iflas etti, ettirildi, kötü yönetildi, kullanıldı, suiistimal edildi.
Acısını hepimiz çekiyoruz ve yıllarca da bunun bedelini ödeyeceğiz.
Ve bugün son hatırası da gidiyor.
'Resmi Kabz Memurluğu ve Mukayyitlik Dairesi'nden yapılan açıklamaya göre, açık artırma saat 10.00'da Merkezi İhale Komisyonu'nda 5 milyon Sterlin taban fiyatla başlayacak.
2 dönüm 1,200 ayak kare büyüklüğündeki KTHY binası, en yüksek teklifi yapan alıcıya satılacak.'
Onlarca komite, araştırma, rapor, ortada suçlu yok, batırılan, kapatılan bir KTHY var.
Bu ülkenin dünyaya açılan tek penceresi, 2008 yılında Avrupa da en güvenli havayolu seçilen bir KTHY.
Ve bize özgü bir son, bize özgü bir örtbas başarısı.
KTHY'nin failleri cezalandırılmadıkça, değil binasını, memleketi satsanız, bu leke üzerimizden gitmez.


Bu haber 456 defa okunmuştur

:

:

:

: