Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’dan kritik hamle

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı federal çözüm mü? Konfederasyon yapısı mı? İki ayrı devlet modeli mi? Tartışmaları alevlenirken, beklenmedik bir hamle ile ezberleri bozacak nitelikte bir açıklama yaptı önceki gün.
Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı federal çözüm mü? Konfederasyon yapısı mı? İki ayrı devlet modeli mi? Tartışmaları alevlenirken, beklenmedik bir hamle ile ezberleri bozacak nitelikte bir açıklama yaptı önceki gün.
Kısaca bir hatırlayalım Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın yaptığı bu önemli açıklamaları..
Ne demişti Sayın Akıncı; 'Rum tarafı Guterres çerçevesini sulandırmadan, çarpıtmadan kabul etmeye hazırsa bir an önce açıklasın. Stratejik bir paket anlaşması olarak bunu ilan edelim. Konfederasyon ya da iki devletli çözüm, bizim masa başında elde edebileceğimiz bir şey değil. Bu tür öneriyle ortaya çıktığımız anda BM parametrelerini reddeden taraf olarak tanımlanacağımız ve uzun sürecek yeni bir çıkmaza gireceğimiz aşikardır” demişti.
Sayın Akıncı’nın Kıbrıs sorununda umutların kırılmaya yüz tuttuğu bir anda yapmış olduğu bu açıklama ile son günlerde federal çözümden vaz mı geçiliyor tartışmalarına en yetkili makamdan da yanıt gelmiş oldu..
Tabi bununla birlikte Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, federal bir çözümden yana olduğunu ve bu yöndeki karalılığını çözüm iradesini bir kez daha ortaya koyarak devam ettiren bir anlayış içerisinde olduğunu kamuoyu nezdindede teyit etmiş oldu.
Elbette bu açıklama Kıbrıs sorununda açmaza girilen bu dönemde çok önemli ve son derece kritik bir açıklama oldu..
Ve tabi kuvvetle muhtemel, bu açıklama Türkiye Cumhuriyeti Devleti Dışişleri Bakanı Mevlut Çavuşoğlunun Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres ile görüşmesi sonrasında geldi.Ve yine kuvvetle muhtemel bu nokta da Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin tavrı TC Dİşişleri Bakanı Sayın Mevlut Çavuşoğlu tarafından iyi okundu.
Akabinde de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Mustafa Akıncı ile girilen istişareler sonrası böyle bir açıklama geldi..
Dolayısıyla Sayın Akıncı’nın sadece tek başına Türkiye ile istişarelerde bulunmadan kendi insiyatifi doğrultusunda böyle bir adım attığını düşünmüyorum ben..
Yani Türkiye’ye rağmen böyle bir açıklama gelmemiştir..
Öncelikle konunun bu kısmını iyice anlamaya çalışalım..
Velhasıl ne olursa olsun bu son derece önemli bir adımdır, ve ne şekilde değerlendirilirse değerlendirilsin bu adım Sayın Akıncı’nın bu anlamda gösterdiği bir liderliktir..
Elbette bu çağrının Rum tarafında nasıl bir karşılık bulacağını hep birlikte göreceğiz. Fakat şu çok net ki, Türk tarafı olarak Cumhurbaşkanı Sayın Mustafa Akıncı’nın bu çağrısı son derece makul ve çözüme katkı sağlayabilecek bir niteliktedir.
Açıkçası bu çağrının Rum tarafında da karşılık bulacağına ben inanıyorum..
Ve/fakat burada esas olan Guterres çerçevesinin her iki tarafta da aynı yorumlanıp, yorumlanmayacağı noktasıdır, ki bu çok büyük öneme haizdir.
Yani söz konusu çerçeve üzerinde ilerleyebilmek adına her iki taraf da burada yazılanları sulandırmamalıdır diye düşünüyorum..
Dolayısıyla bu süreçte tarafların bu çerçeve içinden beğendiklerini alıp işlerine gelmeyeni bırakmamalarını sağlayacak daha aktif bir BM desteğinin oluşması gerektiğine inanıyorum.
Peki neleri içeriyordu Guterres çerçevesi, şimdi gelin bir de ona bakalım..
Bu çerçeve metnini en son şekliyle 30 Nisan 2018 tarihli Yenidüzen gazetesinden alıntıladım..
Bakın neleri içeriyormuş Guterres belgesi..
“Başkanlık:
Karar-alma (etkin katılım): Bir olumlu oyun aranacağı salt çoğunluk.
Toplumlar için hayati öneme sahip konular durumunda tıkanıklıkların aşılması mekanizması.
Mülkiyet:
İki mülkiyet rejimi: toprak düzenlemelerine tabi olan ve olmayan bölgeler için: Toprak düzenlemelerine tabi olan yerlerde rejim, mülkünden edilen sahiplere öncelik verecek.
Toprak düzenlemelerine tabi olmayan yerlerde rejim, şu anki kullanıcıya öncelik verecek. Spesifik unsur üzerinde daha ileri tartışmalar yapılacak.
Toprak:
Belli bölgeler ile ilgili Kıbrıslı Rumların dile getirmiş olduğu endişelere cevap verebilmek için Kıbrıslı Türklerin sunduğu haritada bazı düzenlemeler gerekmektedir.
Güvenlik ve garantiler:
Müdahale hakkının geçerli kalacağı bir sistem sürdürülebilir değildir. Garanti Antlaşmalarının kapsadığı alanların yerini, iki tarafça üzerinde mutabık kalınan ve çeşitli boyutları içeren, yeterli uygulamayı izleme mekanizmaları alabilir. Bunların bazılarına garantör güçler de dahil olabilir. Güvenlik sistemi her iki toplumun da birleşik Kıbrıs’ta kendisini güvende hissetmesini temin etmeli, ve bir tarafın güvenliği diğerinin güvenliği pahasına olmamalı.
Asker konusu Garanti Antlaşmasından farklı bir konudur ve farklı bir formatta ele alınmalıdır. Asker ile ilgili konular üzerinde (sayı, çekilmenin söz konusu olup olmayacağı ve zamanı, takvim, vs.) doğru zaman geldiğinde en üst düzeyde anlaşmaya varılacak.
Eşdeğer muamele:
Malların serbest dolaşımı (= gümrük birliği + birincil tarımsal ürünler için bir kota üzerinde anlaşılacak), hizmetler ve sermayede sorun yok.
Kişilerin serbest dolaşımı: rejim turistlerin, öğrencilerin ve mevsimsel işçilerin girişine izin verecek. Daimi ikametgah isteyenler söz konusu olduğunda Kıbrıs’taki Yunan ve Türk vatandaşlarına eşdeğer muamele yapılacak.”



Bu haber 81 defa okunmuştur

:

:

:

: