Zamlar zamları kovalarken olan halka oluyor

Ekonomi ile ilgili tedbir alma noktasında hükümetin insiyatif üsleneceği bir takım kalemler mutlaka var.
Ekonomi ile ilgili tedbir alma noktasında hükümetin insiyatif üsleneceği bir takım kalemler mutlaka var.
Fakat TL bağımlılığı enflasyonla mücadele etme yetisini hükümetin elinden alıyor.. Bunun için de gereken önlemler alınamıyor.
Açık söylemek gerekirse bizim de en büyük beklentimiz pahalılığın ve buna bağlı enflasyonun tek haneli rakamlara inmesidir.
Ancak, dikkat edilecek olursa yıllardır hep aynı sözleri dinliyoruz. Her ne kadar resmi rakamlarda enflasyon tek hanelerde gösteriliyorsa da mutfaklar ve market raflarındaki durum bunun tam tersini gösteriyor. Halkın yaşadığı enflasyonun çok daha derin olduğu anlaşılıyor.
Çarşı-pazara çıkanların en büyük sıkıntısı fiyatlardaki önlenemeyen artışlar. Bir alınan mal, bir başka zamanda aynı fiyata alınamıyor. Özellikle gıda maddelerindeki artışlar da söylendiği gibi enflasyon rakamlarını düşürmüyor, tam tersi artırıyor.
Dolar’daki tırmanış önlenemiyor. Bu da hem kısıtlı yerli üretimi, hem de özellikle ithal edilen mallardaki artışın devam edeceğini gösteriyor.
Zaten akaryakıta son yapılan zamların da Dolar’daki artış nedeni ile gerçekleştiği ifade ediliyor.
Bildiğiniz üzere akaryakıt zamları sadece araç sahiplerini etkilemiyor. Tarım sektörünü de her yönden etkiliyor. Ulaşım hizmetlerini etkiliyor. Daha açık ifade etmek gerekirse iğneden ipliğe her şeyi etkiliyor. Bunlar da zamları, pahalılığı getiriyor. Sonuç olarak, enflasyon rakamlarını yükseltiliyor.
O halde bizi yönetenlerin bu anlamda alabilecekleri önlemleri dahi almakta son derece yetersiz kaldıklarını söylemek yanlış olmaz.
Bilhassa mazot fiyatlarındaki artış çiftçileri neredeyse isyan noktasına getirdi. Bütün bunlara paralel üretimde fiyat artışları olacağını, buna ürünlerin taşınmasındaki artışların da ekleneceği gerçeğini kimse görmezden gelemez.
Çiftçilerin büyük bir kısmının zaten borç batağında olduğunu biliyoruz.
Dolayısıyla bu anlamda sıkıntısıngiderek büyüyen üretici kesiminin bu akaryakıt zamları karşısında daha da sıkıntıya gireceklerini de söylemliyiz. Bu nedenle ekili araziler elden çıkarılıyor, üretim de ister istemez düşüyor.
Hali ile çarşı-pazara giden tarım ürünlerinde artışların olacağı gün gibi ortada.
Akaryakıt ürünlerine art arda yapılan zamların taşımacılık hizmetlerine de yansımaması mümkün değil. Sektörde hizmet verenler de şimdi zam kuyruğuna girmeyecek mi?
Otobüs, kamyon, servis araçları,taksi fiyatlarında da ayarlamalar olmayacak mı? Haliyle bu durum zammı, bu zamlar da enflasyonu tırmandıracak.
Bu noktada sıkıntıyı çekecek olan iki kesim söz konusu.
Birincisi üretici,ikincisi de tüketici.
Bu durumda çiftçi ve hayvancının da, esnafın da en büyük maliyet kalemi akaryakıt. Akaryakıta gelen her zaman, bu kesimleri de kökten etkiliyor.
Zam yağmuru ile birlikte pahalılık kendisini gösteriyor, nitekim bunu da bire bir yaşıyoruz hepimiz.
Hissediyoruz günlük ihtiyaçlarımızı bile karşılarken.
Dolayısıyla hiç bir enstrümanını bizim belirlemediğimiz enflasyonun yarattığı yıkımı da durdurmamız pek mümkün görünmüyor.
Elbette bu durum her sabaha uyandığımızda daha da derinleşiyor.
Ben kendi adıma güne başlarken ilk yaptığım iş cebimdeki paraya bakmak olur.
Daha hiç bir harcama yapmadan, cebimdeki paranın değer kaybı bir yana,günün rutin ihtiyaçlarını tespit ettikten sonra harcayacağım parayla üç aşağı beş yukarı örtüşmeye çalışırım..
Akabinde gün sonunda ne ürettiğime, ne kazandığıma, ve gün boyu ne harcadığıma..
Lakin sonuç şu ki; mevcut koşullarda cebimdeki para, ailemin hiç bir ihtiyacını karşılamadan, yani durduğu yerde her gün biraz daha kayboluyor.
Dolayısıyla sözü fazla uzatmaya da gerek yok:
Kontrolü ülkenin hiç bir dinamiğine bağlı olmayan enflasyon bir yana, akaryakıtta yapılan her zam, öyle veyahut böyle yeni zamların da bir habercisidir...


Bu haber 97 defa okunmuştur

:

:

:

: