Kolpa yapmayın…

Biraz argo sayılsa da günlük hayatta Güney’de yapılan anlaşmayı bundan daha iyi özetleyebilecek bir cümle yok. Nedir kolpa? Argoda, “sahte, işe yaramaz” anlamına geliyor.
Biraz argo sayılsa da günlük hayatta Güney’de yapılan anlaşmayı bundan daha iyi özetleyebilecek bir cümle yok. Nedir kolpa? Argoda, “sahte, işe yaramaz” anlamına geliyor.
Gerçekten Güney’de dün Yunanistan Başkanı Çipras, Rum Yönetimi lideri Anastasiadis ve İsrail Başbakanı Netenyahu arasında varılan EastMed Projesi’ne yönelik uzlaşma da bu türden kolpa bir anlaşmaydı.
Bu anlaşmaya göre Doğu Akdeniz’de çıkarılacak doğalgaz, deniz altında döşenecek boru hattıyla Türkiye by-pass edilerek Kıbrıs'tan önce Yunanistan'ın Girit adasına, oradan da Yunanistan'ın Mora Yarımadası'na, daha sonra da İtalya'ya aktarılacak.
Liderler dev projenin ön çalışmaları için 34.5 milyon euro ayrıldığı ve Avrupa Birliği'nin de projeye katkı sağlayacağını açıkladı.
Peki en kolay ve ucuz yol olan Kıbrıs ile Türkiye arasında döşenecek boru hattıyla gazın Avrupa’ya taşınma fikri tamamen terk mi edildi?
Yoksa Kıbrıs’ta müzakere masasında eğip bükemedikleri Türkiye’ye, “senden başka alternatifimiz de var” diyerek aba altından sopa mı gösterilmeye çalışılıyor?
Gelin bunları rakamlarla inceleyelim.
Projenin kapasitesi yılda 16 milyar m3 olarak öngörülüyor. Bu kapsamda İsrail’in Leviathan ve Afrodit sahalarından Kıbrıs’a 200 km, Kıbrıs’tan Girit’e 700 km, Girit’ten Yunanistan’a 400 km, Yunanistan içinde de 600 km’lik bir boru hattı inşası olması planlanıyor.
Böyle bir boru hattına karar verildiğinde dahi en erken 5 yıl içinde tamamlanabileceği düşünülürse, hat 2023 yılında hayata geçecek. Bu durumda İsrail’in de o tarihe kadar yapacağı gaz satış anlaşmaları neticesinde elinde kalan arz miktarının ne olacağı belirli değildir. Ayrıca, 5 yıl sonraki demir, petrol ve inşaat giderlerinin de yeniden hesaplanması gerekmektedir.
Yine de, bölgedeki benzer diğer boru hatları ile bir kıyaslama yaparak, genel bir yatırım maliyeti hesaplanırsa İsrail’in Leviathan ve Afrodit sahalarından Kıbrıs’a 200 km’lik kısım için yaklaşık 3 milyar dolar, Kıbrıs’tan Girit’e 700 km’lik kısım için yaklaşık 10,5 milyar dolar, Girit’ten Yunanistan’a 400 km’lik kısım için yaklaşık 6 milyar dolar, Yunanistan içinde de 600 km’lik kara kısım için yaklaşık 6 milyar dolarlık bir maliyet öngörülmektedir.
Yani toplamda Doğu Akdeniz Projesinin, henüz İtalya piyasasına ulaşmadan 25 milyar $ civarında bir maliyeti olacaktır.
Bu maliyete bir de İtalya piyasasına ulaşma maliyeti eklendiğinde, AB iç piyasalarındaki gaz fiyatlarından yüksek olacağı düşünülürse, böyle bir projenin hayata geçme şansı kesinlikle bulunmamaktadır.
Zaten taşıma maliyetlerine, vergi, sigorta ve üretim maliyetleri de eklenirse, projenin imkansız oluşu daha da iyi anlaşılacaktır.
Peki o halde bütün bu gürültü niçin koparılıyor. Daha doğrusu koca koca ülkeler, neden numara çekiyor. Amaç Yunanistan ve Rum yönetimi açısından müzakere masasında Türkiye’yi köşeye sıkıştırmak.
İsrail’in bu projeye gönülden bağlı olduğuna inanmak zor. Onların hesapları da Ortadoğu’da güçlenen Türkiye’ye gözdağı vermek.
Bu kadar yüksek maliyetle Türkiye üzerinden gazın taşınma seçeneği varken, yine de bu yola gidilir mi?
Emin olun buna ne o ülkelerin gücü yeter, ne de dediklerini yapıp o doğalgazı Avrupa’ya ulaştırsalar fiyat açısında cazip olur…
O yüzden kimse kimseye boş yere kolpa yapmasın. Gelin Doğu Akdeniz’de herkesin kazanacağı bir anlaşmayı KKTC ve Türkiye’yi de dahil ederek yapın. Bunun başka yolu yok.
Bu haber 362 defa okunmuştur

:

:

:

: