Bölgesel kalkınmanın dinamikleri belirlenmeli

Küresel ölçekte bölgesel kalkınma dinamiklerinde yaşanan yenilikler kalkınma politikasının hedeflerinde, mekanizmalarında ve uygulamalarında değişimlere yol açmaktadır. Özellikle Avrupa ülkelerinde bu yeni dinamikler değişik yönetişim mekanizmaları ile yönlendirilerek kalkınma hedeflerine ulaşılmaya çalışılmaktadır.
Küresel ölçekte bölgesel kalkınma dinamiklerinde yaşanan yenilikler kalkınma politikasının hedeflerinde, mekanizmalarında ve uygulamalarında değişimlere yol açmaktadır. Özellikle Avrupa ülkelerinde bu yeni dinamikler değişik yönetişim mekanizmaları ile yönlendirilerek kalkınma hedeflerine ulaşılmaya çalışılmaktadır. Üye ve aday üye ülkelerin Avrupa Birliği'nin bölgesel politikasına uyum tedbirleri de bölgesel kalkınmadaki yeni yönetişim mekanizmalarını etkilemektedir.
Bölgelerarası dengesizlik, gelişmiş ve gelişmekte olan bütün ülkelerin
karşı karşıya oldukları önemli bir sorundur. Ancak bu sorun, az gelişmiş
ülkelerde kendini daha fazla göstermektedir. Sosyo-ekonomik gelişmişlik düzeyi bakımından gelişmiş ve az gelişmiş ülkeler olduğu gibi, ülkelerin kendi içinde de göreli olarak gelişmiş ve az gelişmiş bölgeler bulunmaktadır.
Ülke içindeki bu gelişmişlik farkları pek çok sosyal ve ekonomik sorunlara neden olmakta ve bu nedenle ülke genelinde sosyo-ekonomik bütünleşmeyi sağlamak amacıyla, bölgeler arasındaki farklılıkları azaltmaya yönelik yeni yaklaşımlar gündeme gelmektedir.
Ülkeler, küreselleşme ve artan ekonomik rekabet ortamında hızlı ekonomik değişimin ortaya çıkardığı baskı ve tehditlerle baş edebilmek ve bu süreçte ortaya çıkan fırsatlardan yararlanabilmek üzere bölgesel gelişme politikalarında yapısal dönüşüm yapmaya başlamışlardır. Bu ihtiyaç, bölgesel kalkınma politikalarının belirlenmesi ve uygulanması süreçlerinden, kullanılan araçlardaki değişim ve farklılaşmaya kadar birçok değişikliği beraberinde getirmiştir. Geleneksel yani merkeziyetçi kalkınma yaklaşımından bölgeyi esas alan bir kalkınma yaklaşımına geçiş gündeme gelmiştir. Buna göre ise öngörülen yeni kalkınma anlayışında kararlar ve gücün mümkün olduğunca bölgeye ait olmasıdır. dışarıdan veya üstten bir zorlama ve baskı olmamalıdır. Bu yeni yaklaşımın en önemli aktörleri de her bölgenin kendi içinde ortaya çıkardığı ekonomik paydaşlarıdır.
Dolayısıyla bu nokta da her ilin, her kentin, kasabanın ve köyün bölgesel üretim odaklı kapasitesinin programlanması ve ürün özellikleri kalkınmada önemli bir role sahiptir.
Bölgesel kalkınmada bir bölgenin başarılı olması veya olmaması büyük ölçüde yerel yönetimlere, bölgesel yardımlara, alt yapıya, vasıflı işgücü arzına ve sosyal adalete dayalıdır.
Umarım ki Başbakan Tufan Erhürman’ın da bölgesel kalkınma projelerini hayata geçirme öngörüsü bunlara dayandırılıyor..



Bu haber 90 defa okunmuştur

:

:

:

: