Kendimizi kandırmayalım

Kıbrıs’ta iki toplum arasında çözüme bakışınızı belirginleştirmeniz için üç haberi yan yana koyup öyle değerlendirmenizi istiyorum.
Kıbrıs’ta iki toplum arasında çözüme bakışınızı belirginleştirmeniz için üç haberi yan yana koyup öyle değerlendirmenizi istiyorum.
Bunlardan birincisi Rum basınında çıktı. Haberde Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Avrupa Komisyonu Başkanı Jean Claude Juncker ve Avrupa Konseyi Başkanı Donald Tusk ile Varna’da yaptığı toplantıya vurgu yapılıyordu.
Rum basını,“Kıbrıslı Türkler, Kıbrıs sorununda çözüm olmadan dahi, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin doğal kaynaklarında eşit ortak statü sağlamaya çalışıyor” diye kendi kamuoyunu uyarıyordu.
Yani söz konusu haberin diline baktığınızda doğal kaynaklar konusunda Rumlarla eşit ortak olma talebimiz o kadar akıllarına yatmıyor ki, “aman ha! uyanık olalım” demeye getiriyorlar.
Hafazanallah yoksa Kıbrıslı Türkler, adanın etrafındaki doğal kaynaklarda pay isterse, durum çok vahim Rumlara göre.
Çünkü çözüm olunca Rumlar zaten bize verecek o kaynaklardan yeterince pay. Bizim ne acelemiz var ki? Kendimizi Rum komşularımızın güvenli ve adil ellerine bırakalım! Niye durup dururken icat çıkarıyoruz.
Gülmeyin, gerçekten Rumların mantığı bu…
İkinci haber dün Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın mücahitlerin madalya töreninde yaptığı konuşma…
“Eşitlik, özgürlük ve güvenlik aşırı değil, asgari taleplerdir” diyen Akıncı, bir de Rum tarafının kulağına küpe olması gereken bir uyarı hediye ediyor.

Akıncı, “Doğu Akdeniz’de olan zenginlik ortak. Araştırmalar ertelenmeli ya da ortak bir komite kurulmalı. Aksi durumda Türkiye araştırmalara başlayacak” diyor.
Bir başka ifadeyle Rum yönetimine “bu tavırları bırakın, yola gelin, aksi halde bu politikanız Kuzey’de çözümü savunanların da elini zayıflatıyor” demek istiyor.
Peki Rum yönetiminin yola gelmek gibi bir anlayışa sahip olduğunu düşünüyor musunuz?

Onu anlamak için de üçüncü habere bakmak lazım. Cumartesi günü köşe yazımda yazmıştım. Dün de Türkiye basınıyla birlikte aynı anda Star Kıbrıs’ın manşetinde fotoğraflarla birlikte çok geniş bir şekilde yer aldı.

Kıbrıslı Rumlar, her yıl silahlı eğitim verdiği 60 bin kişilik milis güçlerine bu yıl kadınları ve çocukları da dahil etti.

Ordudan terhis ederken av için olsa gerek (!) bir piyade tüfeği ve bolca mühimmatla ödüllendirilerek eve gönderilen bu milisler, şimdi eşlerine, isteyen kadınlara, hatta
çocuklara da askeri eğitim vermeye başladı.

Herhalde bu davranışı da şimdi Kıbrıslı Rumların çözüme hazırlık yaptığı şeklinde yorumlayamayız, öyle değil mi?

Peki bu hazırlık kime karşı yapılıyor? Bunu düşündünüz mü?

Dolayısıyla hiç kendimizi kandırmayalım.

Adanın etrafındaki doğal kaynakları paylaşmayı önerdiğiniz Rumların, tutumlarına biraz daha gerçekçi bir şekilde yaklaşırsanız, hayal kırıklığına uğramamış olursunuz.
Yarım asırdır bu halk o kadar büyük hayal kırıklıkları yaşadı ki artık yenilerine tahammülü yok.

Bizden söylemesi…

Bu haber 301 defa okunmuştur

:

:

:

: