Hız tespit kameraları

Bir yandan, sahillerimize cesetler vuruyor. Ne kadar hazin, ne kadar basit söyleniyor 'ceset'.
Bir yandan, sahillerimize cesetler vuruyor.

Ne kadar hazin, ne kadar basit söyleniyor 'ceset'.

Oysa ayrı insanlar, bambaşka dünyalar.

Üzücü, kim bilir ne beklentileri vardı, hayattan, dünyadan, ülkelerinden.

Sevdikleri, bekleyenleri, merak edenleri, özledikleri, belki de ne haberlerini, ne de cesetlerini alabilecekler.

Bir yandan da memleket.

Her taraf şantiyeye dönmüş.

Alayköy'den çıkıp, Gönyeli'den geçip, Lefkşoşa'ya gitmek eziyet, Girne'ye gitmek aynı derece zor.

Ve ülkenin hemen her yerinde aynı manzara.

Elbette yapılacak, yenilenme olacak, peki, şimdi mi?

Yıllar içerisinde bir plan, program dâhilinde, sıkışmadan, sıkıştırmadan, zamana yayarak yapılamaz mıydı tüm bunlar?

Yapılabilirdi tabi ki.

Ülke şantiyeye döndü derken, muhakkak ki yollar, asfaltlamalar, kaldırım çalışmaları, daha güzel, daha düzenli, daha güvenli seyahat, yani trafik düzeni için yapılıyor.

Trafik en çok konuştuğumuz, çaresiz kaldığımız sorunumuz.
Yollarda ki altyapı eksiklikleri, eğitimsizlik, yetersiz ve suiistimale açık ehliyet sistemi, araç yoğunluğu, birçok etken var.

Hız tespit kameraları, bu sorunların çözümüne ne kadar katkı sağlıyor?

Konuya dair çok haber yapıldı, çok yazı yazıldı.

Bu konu hala tartışma konusu iken;

'Resmi Gazete'nin 14 Mayıs tarihli sayısında yayımlanan karar uyarınca, Bakanlar Kurulu, tehlikeli kavşak ve yol kesimlerinde kurulmak üzere daha önce 100 adet alınan ve henüz kurulmayan hız tespit kameralarına 30 adet daha eklenmesine karar verdi.

Alınan, Point-To-Point kameralarından dört tanesi iptal ediliyor.
Bakanlar Kurulu, 26 Mart 2014 tarihinde tedarikçi firma ile imzalanan proje kapsamında 3. Etap Tedarik Sözleşmesi'nde bulunan 9 adet Point-To-Point kamera sistemlerinin 4 tanesinin iptal edilerek yerine 30 adet 'Sabit Görüntülü Hız Tespit Kamerası' tedarik edilmesi hususunda Trafik Dairesi Müdürlüğü'nü yetkili kıldı.'

Mesele, yüz, elli veya otuz kamera değil.

İşin özünde konu, sayıdan çok amaç.

Hız tespit kameralarının bir ihtiyaç olduğu nasıl belirlendi, bilimsel bir çalışma mı yapıldı?

Mevcut kameraların, trafikteki konumu, katkısı, yasallığı ve kazandırdığı maddi getirinin kullanma amacı devlete bir gelir katkısı mı, yoksa trafikle ilgili alanlarda bir kaynak mı?

Daha geriye gidersek, Trafik hız tespit kameraları ile ilgili Emine Dizdarlı'nın yazdığı karara özetle bakalım;

'Polis Örgütünün sabit radar cihazlarını kullanarak hız denetimi yapma yetkisi yoktur. Bu gerçekler ışığında, sabit radar cihazlarının kullanım ve denetimi ile ilgili yetki, İçişleri Bakanlığının mıdır? KKTC Meclisi tarafından İçişleri Bakanlığına böyle bir yetki verildi mi? Böyle bir yetki verilmemiş ise KKTC İçişleri Bakanının başkan olarak üyesi bulunduğu Trafik Hizmetleri Komisyonu tarafından bu maksatla alınan bir karar yeterli midir? Sorularına bir cevap bulmamız gerekmektedir.

Bu sorular kapsamında meseleyi incelediğimizde, KKTC Meclisinin İçişleri Bakanlığını yetkili kılan yasal bir düzenleme yapmadığı veya KKTC Meclisinin İçişleri Bakanlığına böyle bir yetki vermediği sabittir. Bu durumda, İçişleri Bakanlığının sabit radar cihazlarını monte etme, kullanma ve denetleme yetkisi yoktur. Hâl böyle iken, KKTC İçişleri Bakanının Trafik Komisyonu Hizmetlerinin Başkanı olarak da aldığı kararların bir bağlayıcılığı veya yasal bir zemini yoktur.'

Ve bir yorum;

'Yasa koyucunun niyeti yasa maddesi ile sabit değildir. Çünkü aslında yasa koyucu kendine düşen sorumluluğu yerine getirmemiş ve trafik hız tespit kameralarının kullanılması için hiçbir yasal düzenleme yapmamıştır.'

Her adımın bir amacı olmalıdır.

Hele de kamusal alanı etkileyen adım ve kararlarda.

Konu ile ilgili cevap verilmesi gerek soru;

Hız tespit kameralarının trafik sorununa olumlu katkısı nedir?


Bu haber 371 defa okunmuştur

:

:

:

: