Vicdani ret meselesi

Vicdani ret temel bir insan hakkı mı? Kesinlikle evet.
Vicdani ret temel bir insan hakkı mı?
Kesinlikle evet.
Öncelikle belirtmek isterim ki bu anlamda ben dahil ailemde ve çevremde bu hakkı bugüne kadar kullanan olmadı.
Zaten böyle bir hak da yasal çerçevede kimseye verilmedi.
Ha bundan sonra olur mu?
Bilmiyorum.
Lakin bu hakkını kullanan her bireye de saygı duyuyorum.
Açıkçası bu konu üzerinde çok da kafa patlatmadım bunca zamandır.
Hep duydum ama nedir bu vicdani ret konusu diye herhangi bir araştırmaya ihtiyaç duymadım.
Ta ki bugüne kadar.
Peki bugün ne değişti?
Hiç bir şey tabi.
Buna geç kalınmış bir öğrenme merakı diyelim..
Bu konuyla ilgili bir kaynak kitap bulamayınca geçtim bilgisayarın karşısına nedir bu vicdani rettin içeriği diye anlamaya çalıştım..
Bianet sitesinde vicdani red şu şekilde tanımlanıyor.
“En basit anlamıyla vicdani ret ahlaki inanç ya da politik nedenlerle askere gitmeyi ret edilmesidir.”
Tabi ki vicdani reddin gerekçeleri vardır.
Peki bir kişi neden vicdani retçi olur?
Şüphesiz ki, kişileri vicdani retçi olmaya yönelten çeşitli nedenler vardır:
Ve devam edelim Bianet sitesinde verilen tanımına..
“Birey, emir almak ve vermek, itaat etmek ve hükmetmek istemiyor olabilir.
Birey, şiddet kullanmayı ve insan öldürmeyi öğrenmeyi istemiyordur.
Birey savaşlara karşı olabilir ve savaşların yürütücüsü olan ordulara hizmet etmek istemeyebilir.
Birey, (Yehova Şahitleri örneğinde oluğu gibi) dini inançları gerekçesiyle her türlü şiddete karşı olabilir.
Birey, politik görüşleri doğrultusunda ordusuz, sınırsız, devletsiz, özgür bir dünyada yaşamak istiyor olabilir.”
Kısacası bunların hepsi mümkün.
Peki Dünya’da durum ne vicdani red konusunda?
Mesela Avrupa’da vicdani reddin politik ve hukuki durumu nasıl değerlendiriliyor?
Bianet sitesinde şunları yazıyor.
“Almanya:
Alman Anayasası'nın 4. maddesi, 3. paragrafı: 'Hiç kimse, vicdanı ile bağdaştıramayacağı silahlı bir savaş hizmeti olan askerliğe zorlanamaz.' der. Ülkede sivil hizmet hakkı tanınmaktadır.
İsviçre:
17 Mayıs 1992 yılından beri İsviçre Anayasası'nda sivil hizmet hakkı bulunmaktadır. Fakat henüz bir kanun bulunmadığından, vicdani retçiler askeri mahkemelerle yüzyüze gelme zorundalar.
Norveç:
Her yıl yaklaşık 2500 vicdani retçi çıkmaktadır. Bunlar kaydedilenlerin %8' ini temsil eder. Sivil Hizmet hakkı tanınmaktadır. Yürürlükteki vicdani retçilik yasası 1965' ten beri vardır.
Hırvatistan:
1990 yılından beri Anayasasında Vicdani Red hakkı tanınmakta.
İspanya:
1989' da sayıları 20.000' i bulan vicdani retçiler yüzünden hükümet Vicdani Red Yasası ile birlikte bir de af çıkardı.
Belçika:
Vicdani ret hakkı herkese yasal düzenlemeyle tanınmış durumda.
Hollanda:
Bu ülkede de yasal olarak bu hak tanınmaktadır.
Kanada:
İngiltere ve ABD'de profesyonel orduya geçilmiş durumda. Yunanistan hariç bütün Avrupa Birliği üyesi vicdani ret hakkını tanımıştır. Yunanlı yetkililer de yakında bu yönde adımlar atılacağını bildirmişlerdir.
Peki Türkiye'de vicdani reddin politik ve hukuki durumu nedir?
Türkiye' de 1982 Anayasası'na göre askerlik vatan hizmeti içinde görülmektedir. 1982 Anayasası'nın vatan hizmeti başlıklı 72. Maddesi ise şöyledir:
'Vatan hizmeti her Türk' ün hakkı ve ödevidir. Bu hizmetin silahlı kuvvetlerde veya kamu kesiminde ne şekilde yerine getirileceği veya getirilmiş sayılacağı kanunla düzenlenir.'
Dolayısıyla yukarıda da görüleceği gibi “vicdani ret” bir çok ülkede insani bir hak olarak değerlendirilse de, her ülkenin koşulları içinde farklı uygulamaların olduğunu görüyoruz..
Peki bu ne demek?
Her coğrafyada vicdani ret hem politik, hem de hukuksal anlamda karşılık buluyor demek..
Burada bir şeyin daha altını çizmekte yarar görüyorum..
Bugün vicdani reddin bir insani hak olarak kullanıldığı ve hayat bulduğu ülkelerde yapılan uygulama da, o ülkelerin yasaları nezdinde belirlenen süreler içinde farklı farklı kamu görevleri kişiye tevdi edilmektedir.
Yani askerlik yapmak istemiyorum şu şu nedenlerden dolayı da vicdani ret hakkımı kullanıyorum diyen birey kendi işine bakmıyor. Bunun bir karşılığı olarak herhangi bir kamu alanında belirtilen süreler içerisinde görev ifa ederek bu süreci tamamlıyor..
Peki bizim ülkemizde bu mümkün mü?
Açıkçası bundan çok emin olamıyorum.
Fakat denenmeden de bunu anlamak takdir edersiniz ki mümkün olmayacak.





Bu haber 73 defa okunmuştur

:

:

:

: