Babama mektup

Her günü, her yeni sabahı, yeniden doğmak gibi yaşasa ya insan.
Her günü, her yeni sabahı, yeniden doğmak gibi yaşasa ya insan.
Her gün, yeni bir başlangıç, yeni umutlar ve hayat o kadar güzel ki.
Ve sonunu bile bile nedir bu didişme?
Yıllar önce yaşananlar nasıl ki bugün unutuldu, bugün yaşananlarda, bundan yıllar sonra unutulacak.
Kötü olanlar hiç hatırlanmak istenmez, ama iyi olanlar hiç unutulmaz.
Neler sığdırmıştık on sekiz yıla.
Baba, oğul, iki arkadaş, futbol, üniversite sohbetlerimiz.
Bir gün, bir sabah, hepsinin sonu geldi.
Bugün 24 yıl bitti, dile kolay, bir ömür, sanki hiç yaşanmamış, hiç tanışmamış, hiç konuşmamış, tek tanık resimler, birkaç video görüntüsü.
Bir de her yıl, bugün yazdığım karşılıksız mektuplar.
Sevgili babam, birkaç gün önce seni rüyamda gördüm.
Hüzünlü bir halin vardı, zayıflamıştın, yıllar sonra ilk defa bu kadar net gördüm seni.
Bugün bizden ayrılışının yıl dönümü, dünya bıraktığın gibi, hatta daha beter, daha kötü.
Ülkeler, insanlar adeta bir birini yemekle meşgul, öyle bir noktaya geldik ki daha fazla toprak, daha fazla can, daha fazla kan.
Ardı arkası gelmeyen, hesaplar, planlar, ihanetler, ahlaksızlıklar, kötüye dair ne varsa hep daha fazlası yaşanıyor, günden güne.
Aldatmanın, yalanın, ihanetin sonu yok, her şey belli hedefler için mubah.
Yeter ki hedefe ulaşılsın, insan hayatı, onuru, şerefi, haysiyeti hiç önemli değil.
Dünyayı, ülkeleri yönetenler, makam, güç sarhoşu, kibirli, insanlığını unutmuş.
Kaçıyor insanlar ülkelerinden, evlerinden umutlarından, dünyayı şekillendiriyor büyük efendiler.
Onların amaçları daha kutsal, her daim öncelikli ve her gün biraz daha kötü oluyor dünya.
Biz daha küçüğüz, hala daha büyüyemiyoruz, büyümeyi, kararlar almayı, iradeli olmayı, kendi yanlış ve doğrularımızı bulmayı bile konuşamıyoruz.
Buna bile tahammül edemiyorlar, üstelik en başta bizim içimizdekiler.
Biz derken elbette memleketimizden, Kıbrıs'tan söz ediyorum.
Ne barışıyoruz, ne ayrılıyoruz, bir yanda Türkiye, bir yanda güney komşumuz Rumlar, eziliyoruz.
Konuşuyoruz, kendimizi anlatamıyoruz, biz hep doğruyu söylüyor, hep yanlış anlaşılıyoruz.
İşin özünde bizi dinleyen bile yok.
Barışa çok yaklaştı Kıbrıs adası, yine olmadı baba.
Cesetler vuruyor sahillerimize, bizler onları ne yapacağımızı, nereye gömeceğimizi bile bulamıyoruz, konuşamıyoruz, bencilleşiyoruz.
Sizler sıfırdan kurdunuz bu ülkeyi, kim bilir ne umutlarla beklediniz geleceği.
Belki de bugünlere tanık olsan, kendi ülkende yabancılaşsan, küçük görülsen, illaki belli bir yaşam tarzına zorlansan, 'bu günleri de mi görecektik?' diyeceksin.
Bugünleri de gördük baba.
Bir annenin, evladına kıydığı bir dünya, bir ülke olup çıktık.
Dağılıyor toplum, dağılıyor aile hayatı, güzel dediğimiz yaşam, zorlaşıyor, her tarafta normalleştirdiğimiz olaylar, sosyal patlamalar, hüzünlü insan hikayeleri.
Her şey 'mış' gibi bu ülkede, ama 'egemen', ama 'bağımsız' ve sonsuza kadar.
Olmadı baba, toplum olarak başaramadık, yolun yarısında bıraktık, kaybettik.
Evde, yaşam mücadelemiz devam ediyor, aramızdan ayrılanlar var, aramıza katılanlar var.
Kırdıklarımız var, kırıldıklarımız var.
Her yıl, her mektubum daha mı karamsar?
Sevgili babam, belki seneye, belki daha güzel haberlerle, yeniden görüşmek üzere.


Bu haber 453 defa okunmuştur

:

:

:

: