Hem otel, hem de sendika başkanı neden aynı kişi?

Kıbrıs vakıflar tarihi açısından önemli bir yere sahip olan Dome Otel, belirsizliği ve yönetim modeli ile gündemdeki yerini korumaya devam ediyor.
Kıbrıs vakıflar tarihi açısından önemli bir yere sahip olan Dome Otel, belirsizliği ve yönetim modeli ile gündemdeki yerini korumaya devam ediyor.
Elde edilen gelire göre asıl mal sahibi olan Kıbrıs Vakıflar İdaresi'nin en az payı alıyor olması, en belirgin soru işaretlerinden biri sanırım.
2008 yılında dönemin hükümeti tarafından, yine dönemin hükümetinin desteği ile kurdurulan bir işletmeye 10 yıllığına bırakılan otel yönetiminde ciddi sorunlar ortaya çıkmış durumda.
Otel yetkilileri, ne geçmişin hesabını vermeye, ne de usule uygun yeni bir sözleşmeye imza atmaya yanaşmıyor.
Dome Otel yönetiminin sunduğu raporlarabaktığımızda 10 yıllık gelirin 60 milyon TL, kârın ise sadece 2 milyon TL olduğu gibi ilginç bir veri karşımıza çıkıyor.
Muhasebeci değilim. Ancak farklı iş tecrübelerine sahip olan biri olarak rahatlıkla diyebilirim ki benzer oranları hayatım boyunca ne gördüm, ne duydum.
Ayrıca hiçbir iş alanı yoktur ki gelirinin %97'si masraf olsun.
Olay bu kadarla da sınırlı değil. Sözleşmeye göre kârın %30'u mal sahibinin payı olduğu için Kıbrıs Vakıflar İdaresi'ne 120 ayda düşen pay sadece 600000 TL. Evet, Girne'nin en gözde yerinde yer alan koca bir sahil otelinin durumunun bu olduğu iddia ediliyor. Hatta bu tabloyla da benzersiz iş modeli diye övünülüyor bile. Evet, benzersiz
model olduğu bir gerçek. Ancak benzersizliğin tanımını doğru yapmamız lazım ki meseleyi net olarak kavrayabilelim...
Olayın bir de sendika boyutu var. otel ve ilgili sendikanın yönetim kurulu başkanının aynı kişi olması ne ifade ediyor? Yani hem Dome Otel, Hem de Turizm Emekçileri Sendikası başkanı neden aynı kişi?
Evet, bu yapının benzersiz bir model olduğuna katılmamak elde değil sanırım. İşçilerin haklarını korumakla mükellef olan bir sendika başkanı, aynı zamanda o işçilerin patronu konumunda ise tablonun benzersizliği zaten net bir şekilde karşımıza çıkmış oluyor.
Yine her fırsatta işçi haklarını koruma bahanesi ile gündeme gelen bazı sendikaların sessizliği de büyük bir soru işareti doğrusu...

Gider oranlarının yüksekliğine gerekçe olarak 2010 yılında şu yatırım yapıldı, bu kadar masraf edildi, şeklinde açıklamalar yapılsa da gerçeğin öyle olmadığı kamuoyu tarafından biliniyor.
Çünkü Kıbrıs Vakıflar İdaresi, Dome Otel'e ilişkin tüm araştırmaları, tarafsız bir kurum olan ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi bünyesinde hizmet veren Ebi öncülüğünde gerçekleştirdi. Bu araştırma, idarenin kendi bünyesindeki inşaat birimine de yaptırılabilinirdi. Ancak yaptırılmadı. Sadece bu detay bile hem hassasiyeti, hem de hakkaniyeti ortaya koymaktadır.
Ebi'nin raporlarında öne çıkan 2 detay var.
1. Otel binasının aslını koruması ve uzun vadede de hizmet verebilmesi için 35 milyon TL yatırıma ihtiyaç duyulmaktadır.
2. Otelin yıllık kârı minimum 650000 Euro'dur.
Bir raporlarda ön plana çıkan bu iki veriye, bir de Kıbrıs Vakıflar İdaresi'ne 10 yılın toplamında verilen 600000 TL'ye teknik olarak göz atıldığında aradaki uçurumun farkına varmak zor olmayacaktır.
Bu arada, Dome Otel casino baronlarına peşkeş çekilecek, şeklinde bilinçli bir algıyla da gündemin seyri değiştirilmeye çalışılıyor. Ancak Kıbrıs Vakıflar İdaresi genel müdürü İbrahim Benter'in konuya ilişkin açıklaması gayet net.
-Göreve geldiğim günden itibaren hiçbir vakıf malı casino amaçlı kiralanmamıştır. Bundan sonra da tüm kiralamalar hem hukuka, hem de vakıf ruhuna uygun olarak gerçekleştirilecektir, diyor. Biz Dome Otel için ortaklık değil, kiralama istiyoruz. Aynı işletmeyle de yola devam edebiliriz, diye de ekliyor.
Açıklama bu kadar net ve her şey ortada iken casino baronlarını işaret etmek, algı politikasından başka bir şey değildir.
Gelelim meselenin Doğuş Derya ayağına...
Kısa bir süre önce meclis kürsüsünden esip gürleyen CTP Lefkoşa milletvekili Doğuş Derya, hem kendi parti başkanının, hem de başbakanın sözünü de çiğnemiş oldu.

Çünkü başbakan Tufan Erhürman tam bir devlet adamı tavrı ortaya koyarak taraflardan araştırma için zaman istemiş, bu süre zarfında da açıklamalardan kaçınılmasını rica etmişti.
Doğuş Derya, meseleye hakimmiş gibi görünmeye çalışsa da hem taraflı tutumu, hem de benzersiz matematiği ile göz doldurdu gerçekten.
35 Milyon TL'ye 2 Dome Otel yapılabileceğini iddia ederek başladı sözlerine. Yetmedi kaynak olarak da Halkın Partisi'nden bir mimarı işaret etti. Ancak ilgili mimarın ben öyle bir şey demedim, şeklindeki açıklaması üzerine de bu 2 Dome Otel yapılır meselesinin de asılsız olduğu ortaya çıkmış oldu.
Yine otel yöneticilerinin aldığı 505000 TL paranın harcirah değil, maaş olduğu, bununda aylık olarak 1500 TL'ye tekabul ettiğini söyledi sayın vekil.
Şimdi, bu ülkede bir otel patronunun 1500 TL maaş ile çalıştığını söylemek bile büyük bir ciddiyetsizlik, vatandaşı aşağılamaktır. Buna inanabilecek tek bir kişi var mı acaba? Gerçekten çok merak ediyorum...

Kaldı ki otel işletmesinin sunduğu raporda bu 505000 TL maaşa ilave olarak harcirah şeklinde görülüyor...
Burada sayın başbakan Tufan Erhürman'ın tavrı çok önemli. Gelinen nokta ise hassas olma gayretinde olduğunu gösteriyor.
Aslında yapılması gereken de çok basit.
Binanın ayakta kalabilmesi, uzun vadede de hizmet verebilmesi için yatırım yapılması ve tarafları zarara uğratmayacak bir kira bedelinde anlaşılması, meseleyi çözüme ulaştıracaktır...


Bu haber 462 defa okunmuştur

:

:

:

: