Özgürgün niyetine, Çaluda'nın dokunulmazlığı

Hukuk ve siyaset çatışması ile bir çelişki yaşanıyor. Siyasetten bir kesim ve hukuk içinden bir sitem, ne kadar uzaklık ve ayrılık olduğunu ortaya koydu.
Hukuk ve siyaset çatışması ile bir çelişki yaşanıyor.
Siyasetten bir kesim ve hukuk içinden bir sitem, ne kadar uzaklık ve ayrılık olduğunu ortaya koydu.
Herkesin bildiğini, bilmezlikten geldiğini, gördüğünü, sustuğunu, nemalandığı için günü kurtardığını, inkâr ettiğini bir hukuk adamı dile getirdi.
İstifa eden kıdemli yargıç Tacan Reynar;
'Kurulu düzen dediğimiz şey içinde yaşadığımız bu 'geleceği olmayan' düzendir. Adını ne koymak istersek koyalım, bu düzen artık gençlerin nefes alamadığı, idealleri için mücadele etmek isteyenlerin mücadele alanlarının daraltıldığı, elli yıldan fazla süren toplumlararası görüşmelerin çöktüğü bir dönemde karanlıkların daha fazla çoğaldığı bir düzendir. İstifa etmek çözüm müdür? Elbette değildir.
Ancak şahsen eğer bir görevi ifa ederken bu kurulu düzenin devamına katkı koyduğunuz, onun ayakta durmasına yaradığınız, yazdığınız kararlarda 'KKTC sosyal bir hukuk devletidir' yazdığınızda, buna inanmak bir yana, inandırmak için sarf ettiğiniz çabanın doğru olmadığını gördüğünüzde yapacak tek şey o sisteme daha fazla meşruiyet kazandırmak değil, bırakmaktır.
Bana göre, zamanı çoktan gelmeliydi 'Kral Çıplak' demek için. Yıllar geçtikçe kurulu düzenin çarklarında sıkıştığınızda ve 'Nereye Gidiyoruz?' diye sorduğunuzda yanıt 'daha kötüye' diye hissediyorsanız, ilk durakta inmelisiniz. Kurulu düzeni meşrulaştıran o kaleminizi bırakmalısınız.'
Evet, 'KKTC sosyal bir hukuk devletidir' bu cümle ne kadar gerçek, hayatın içinde, günlük yaşamda, kurumsal oluşumda, hizmet anlayışında ne kadar doğruyu yaptırıyor?
Siyasette 'Dokunulmazlık' konusu tartışılıyor.
En önce şunu söyleyelim, kim olursa olsun, hukuktan, eşit adaletten üstün değildir.
Hata yapan, yasaları, kanunları, ihmali, kötüye kullanmayı tercih eden bunun bedelini ödemeli.
Bunun konusu, tartışması, savunması bile olmaz.
Ama mesele sistem, alıştığımız, kendi çıkarımıza göre şekillendirdiğimiz, hayatımızı, yaşamımızı düzene göre değil, düzeni kendimize göre ayarladığımız bu girdap.
İcraatları tartışılan, hakkında iddialar olan, kendini aklamaktan kaçan bir siyasetçiyi toplum neden seçer?
Burada esas soru bu, bu soru bu şekilde anılan herkes için genel bir yaklaşımdır.
Nedir yasama dokunulmazlığı?
Anayasadan;
'Yasama Dokunulmazlığı
Madde 84
(1) Milletvekilleri, Cumhuriyet Meclisi çalışmalarındaki oy ve sözlerinden, bunları dışarıda tekrarlamaktan veya açığa vurmaktan sorumlu tutulamazlar.'
Her vekil için geçerli bir madde, kürsü dokunulmazlığı da bunun için yeterli.
Fakat olay başka noktalara geldi.
Erken genel seçim öncesi UBP Başkanı Hüseyin Özgürgün, özel yaşamı, kişisel para hareketleri ile diğer siyasi rakiplerinin hedefi oldu.
Bunun üzerinden seçim kampanyası yürütüldü.
Hüseyin Özgürgün'ün yargılanması, hesap soracağız cümlesiyle birleştirilerek, hükümet olmanın ilk icraatı olarak sunuldu.
Bugün için bu konu ile ilgili ne yapıldı, siyaset veya hukuk, ya da devletin ilgili kurumları, var mı bir gelişme, girişim?
UBP Milletvekili Aytaç Çaluda ile ilgili yaşanan sürece, örnekler verecek, başkaları da var diyecek değilim.
Fakat bir günah keçisi aranmasına ve buzdağının altta bırakılan kısmının gözden kaçırılmasına da dikkat çekmek istiyorum.
Bu konuyla beraber, diğer konular için bir adım mı atılacak, başka dosyalar gündeme gelecek mi, bu bir başlangıç mı? KKTC siyasetinde bir kırılma noktası yaşanacak mı?
Yasa dışı bu işlemleri isteyenler, dönemin Bakanı onlar ne olacak?
Konuyu önemsiyorum, bu basit bir girişim değil, bu anlamda bir cesaret, radikal bir karar, bu ülkede çok şeyi değiştirir.
En başta hukuka ihtiyacımız var, herkes için geçerli, herkesin boynunun kıldan ince olacağı, önünde düğme ilikleyeceği, üst bir kurum, adı da hukuk.
Buna herkes sahip çıkmalı, konuya farklı bir yaklaşım gösteren UBP Genel Başkanı Hüseyin Özgürgün diyor ki;
'Bir milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırılmasını basit bir mesele değil. O zaman işler, demokrasinin ve halkın iradesinin sorgulanacağı noktaya gelecek. Milletvekillerini tartıştırmamak gerek. Buna başlanırsa, sistem değişimine kadar gidilir.'

Demokrasi sırf sandık mıdır?

Siyasetçiler, hukuk dahil herşeyden üstün mü?

Bu yaklaşımın mantığını anlamak zor.

Hükümet partileri dokunulmazlık konusunda, Hüseyin Özgürgün'e niyetlendi, Aytaç Çaluda'da durdu.

Sonuç ne olur bilemem, ama zaman aşımı olmadan, tüm dosyalar aynı niyetle temizlenmeli.


Bu haber 462 defa okunmuştur

:

:

:

: