Türkiye'nin seçimi ve kim kaybedecek?

Ramazan, bir diğer adıyla şeker bayramı da bitti. Bayram boyunca, gündem hafifledi, herkes biraz ara verdi.
Ramazan, bir diğer adıyla şeker bayramı da bitti.
Bayram boyunca, gündem hafifledi, herkes biraz ara verdi.
Bayramdı, hafta sonuydu, tatildi derken, yeni haftanın ilk gününe geldik.
Haziran ayının ilk yarısı sona ererken, 2018 yılının ortasını da geride bırakıyoruz.
Yerel seçimler için son hafta, artık uzaklar yakın oldu.
Sayılı günler sonra, önümüzdeki hafta sonu yerel yöneticiler belirlenmiş olacak.
Son haftaya girerken, herkes çalışmalarına, seçmene ulaşmaya ve ikna etmeye hız verecek.
Son söz elbette seçmende, aylardır konuşulan, anlatılan, hedef ve icraat olarak gösterilenler, vatandaşa ne kadar ulaştı?
Vatandaş gerçekten 'nasıl bir Belediye istiyorum?' sorusuyla mı iradesini yönlendirecek, yoksa başka öncelikleri mi olacak?
Önemli olan seçim sonrası, neredeyse tüm belediyelerde özellikle ekonomik sıkıntılar son aşamaya geldi.
Ekonomik devamlılık, kaliteli yaşam sunma, son iki aydır hızlanan yatırımları devam ettirme, vatandaşı sadece vergi veren değil, yaşadığı şehri şekillendiren, devamlı kılan en önemli özne olarak gören yönetimler oluşacak mı, önemli olan bunlar.
Sadece çöp toplama veya kalıcı değil, günlük işlerle zaman harcama, bunlara devam edilecekse, bir sonraki seçimler yine aynı söylemlerle geçer ve ülke heba edilmeye devam eder.
Bizdeki yerel seçimler elbette önemli, fakat bir önemli seçim de Türkiye'de yaşanacak.
Hatta bu seçimin sonucunu bizim seçimlerden daha çok merak ediyorum.
'16 Nisan 2017'de yapılan referandumda Anayasa değişikliğinin için 'Hayır' oyları yüzde 48,59'da kalırken 'Evet' oyları yüzde 51,41 oldu. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi kabul edildi. Buna göre referandumdan sonra yapılacak ilk seçimler ile Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi yürürlüğe girecek şeklinde yasal düzenlemeler hazırlandı.'
Cumhurbaşkanlığı hükümet seçimi normal şartlarda 2019 yılında yapılacaktı.
Bu tarih erkene alındı ve tarih 24 Haziran olarak belirlendi.
Türkiye'deki siyasal sistemin, yönetim şeklinin değiştiği, Anayasa değişikliğinden sonraki ilk seçim.
16 yıldır iktidarda olan ve yıpranan AKP ve erken seçimin fitilini ateşleyen baraj sorunu yaşayan MHP mi yoksa CHP, SP, Vatan Partisi, HDP ve yeni kurulan İyi Parti mi?
AKP ve MHP Cumhur ittifakı, diğer partiler Millet ittifakı diyerek birliktelik oluşturdular.
Ülkeyi parlamentodan çok Başkan yönetecek.
Bu sebeple partilerden çok Başkan adayları ön planda.
AKP ve MHP'nin Cumhurbaşkanı adayı Recep Tayyip Erdoğan seçim sürecini son 16 yıldır bilindik otoriter, sert çıkış ve söylemleriyle sürdürüyor.
İyi Parti Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Meral Akşener de, Erdoğan gibi, onun üslubuyla, benzer tavır ve söylemleriyle, aynı dili konuşarak seçmenden oy istiyor.
Saadet Partisi Başkanı Cumhurbaşkanı adayı Temel Karamollaoğlu, AKP tabanına yakın ama daha farklı bir yönetim tarzını benimseyerek aday oldu ve vaatler geliştirdi.
Vatan Partisi Başkanı adayı Doğu Perinçek de sert ve otoriter bir siyasi çizgiyi savunuyor.
HDP adayı Selahattin Demirtaş, seçime cezaevinde hazırlanıyor, alacağı sonuç merak konusu.
CHP Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, bana göre en farklı aday.
Beklenmeyen bir performans ortaya koydu, ilk başlarda Tayyip Erdoğan'ın ikinci tur olursa, yarışmak istediği isim.
Farklı bir aday dedim, çünkü sertlikten, baskıdan, tedirginlikten, sürekli olumsuzluklardan bıkmış Türk halkına, esprili, yüksek enerji ve doğallıkla sesleniyor.
Mitinglerde yayınladığı esprili görsellerle, herkes eleştirilebilir, tüm adaylar, olağanüstü güçler değil, hata yapabilecek insanlardır mesajını veriyor.
Özellikle merak ediliyor, Erdoğan kaybedecek mi?
AKP, parlamento da çoğunluğu elde edecek mi?
Ne kadar güvenilir tartışmalıdır, ama anketler, seçimin ikinci tura kalacağını ve AKP'nin çoğunluğu sağlayamayacağını gösteriyor.
O zaman nasıl bir ortam oluşacak, bunu terse çevirmek için farklı girişimler yapılacak mı, bu Türkiye'yi nereye götürecek?
Bunlar önemli ve şunu gösteriyor ki, her hal ve şartta Türkiye'yi farklı ve sancılı günler bekliyor.
Bu günlerin bize yansımaları da mutlaka olacaktır.

Bu haber 412 defa okunmuştur

:

:

:

: