90’ların “irtica hortladı” dönemine geri mi döndük?

“İrtica hortladı”, 90’larda başörtülü gençlerin yükselen özgürlük çığlığına karşı yaratılan bir korku dalgasıydı.
“İrtica hortladı”, 90’larda başörtülü gençlerin yükselen özgürlük çığlığına karşı yaratılan bir korku dalgasıydı.
Gençlerin başörtülü olarak üniversiteye girmesine destek verenlere, “Türkiye İran mı olsun” “İrtica hortladı, cumhuriyete sahip çıkalım” argümanlarıyla tepki gösteriliyordu.
Gelinen noktada yıllar sonra Türkiye’de gençler bugün özgürce istedikleri gibi başı açık veya kapalı, okullara gidebiliyor.
Kimse kimseni kılığına, kıyafetine karışmıyor.
Tabii bu başörtülü gençlere rağmen ne memlekete irtica geldi, ne de Türkiye İran oldu.
Ama aradan geçen yıllarda büyük acılar çekildi, eziyetler edildi.
Hatta şu anda Türkiye’de CHP’nin adayı Muharrem İnce de AK Parti seçmenine “Başörtüsü sorunu bitmiştir. İsteyen istediği gibi giyinir” diye güvence veriyor.
Yani Türkiye’nin sol partileri bile başörtülü gençlerin eğitim hakları olduğunu idrak edebilmiş durumda.
Peki ya bizde durum ne?
Hala Sultan İlahiyat Koleji malum uzun bir zamandır ülkemizde tartışma konusu yapılıyor.
Hatta 7 Ocak seçimleri öncesinde bu okulun kapatılacağını bile iddia edenler vardı.
Yıl sonu geldi, okul kapatılmadı ama başı kapalı öğrenci fotoğrafının yer aldığı diplomalar imzalanmadı.
İmzalanmadı dediysem ilk etapta bu yönde hükümetin en sol kanadında yer alan TDP Genel Başkanı ve Milli Eğitim Bakanı Cemal Özyiğit tarafından bir direniş gösterildi.
Özyiğit, Hala Sultan İlahiyat Koleji’nde başı kapalı fotoğraflı öğrenci diplomalarının imzalanmaması konusunda, krize oynamak istemediklerini söyledi. “Sadece Hukuk Dairesinden görüş aldık” dedi.
Dolayasıyla bu görüş doğrultusunda hareket etmek istediklerini söyledi.
Elbette ‘geri adım’ sayılabilecek bu tutumda Milli Eğitim Bakanlığı önünde eylem yapan ve Başbakanlık'ta Sayın Tufan Erhürman ile görüşen velilerin payı büyüktü.
Zaten en başta şunu anlamak mümkün değildi.
Çocuklarını bu okula gönderen veliler, belli bir dünya görüşünde ve çocuklarının da böyle yetişmesi için oraya gönderiyorlar.
Peki bunu bile bile bu çağda tek tip insan yetişmesi için baskı uygulamaya çalışan bu anlayış nereden hortladı?
Biz bu anlayışı 90’larda üniversitelerin ‘ikna odalarında’ görmüştük. Belli ki o anlayış ölmemiş, kalplerde, beyinlerde yaşıyor.
Bu konu dörtlü koalisyon içinde de bir tartışma yarattı.
Maliye Bakanı Serdar Denktaş, Hala Sultan İlahiyat Koleji üzerinden sürekli bir siyasi gerginlik yaratılmak istendiğine işaret ederek, Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı’na tepki gösterdi.
Denktaş’ın sosyal medyadan yaptığı açıklama şöyleydi:
“Özgürlük diyoruz, eşitlik diyoruz, insan hakları diyoruz. Mangalda kül bırakmıyoruz. Bu çocuklarımız kendi tercihleriyle, kendi inançlarına ve yaşam biçimlerine uygun bir okulda kendi seçtikleri kıyafetlerle dört yıldır derslerine girip çıkıyorlar. Sınavlarını geçerek bir ileri sınıfa geçiyor ve nihayet mezuniyet yıllarına ulaşıyorlar. Her genç gibi diploma törenlerine heyecanla hazırlanıyorlar. Aniden kendilerine deniyor ki kıyafetini değiş, başını aç, öyle fotoğraf çek aksi takdirde diplomanı alamazsın. Özgürlük, insan hakları, eşitlik yerle yeksan.
Hükümet ortaklarından üçü bu olaya özgürlükler açısından bakıyor. Diğeri ise krizi büyütüyor. Sonuç olarak çocuklar üzgün, aileler kızgın. Son bir gayretle aradığım telefon cevapsız. Çocuklara ne demek lazım bilmiyorum. Siz evde kalın çocuklar diploma törenine dört yıldır giydiğiniz kıyafetlerden başka kıyafetler gönderin mi diyelim? Diplomalar o kıyafetlere verilsin. Eğitim bakanlığımızın tavrı maalesef böyle ve biz insan hakları ve özgürlükler adına bu tavır dolayısıyla ciddi üzüntü duyuyoruz. Umarım bu akşamki diploma töreninde hükümetimiz adına böyle bir ayıp yaşamayız.”
Bu satırların yazarın Sayın Denktaş’a en sert eleştirileri yeri geldiğinde hiç çekinmeden yapmıştır.
Ama şu yaptığı açıklama gerçekten hepimizin yüreğine su serpti, duygularımıza tercüman oldu.
Konu elbette Türkiye’de de yankılandı.
Yaşanan bu olayı üzüntü ile karşıladığını belirten Türkiye Başbakan Yardımcısı Recep Akdağ, 'Hem üzüldüm hem de bu faşizan, insanlık dışı uygulamanın asla kabul edilemeyeceğini düşünüyorum. Sayın KKTC Başbakanı ile bu sabah görüştüm. Kendisi de bundan ziyadesiyle üzgün olduğunu ve bu uygulamayı derhal sonlandıracaklarını, başörtülü fotoğraflarla da diplomaların verileceğini bana garanti etti” dedi.

Bizim KKTC’de uğraşmamız gereken çok önemli sorunlar var. Tüm enerjimizi o sorunların çözümü için harcayacağımıza 18 yaşındaki çocukların başörtüsüyle uğraşırsak bu işin içinde çıkamayız.

Sayın Cemal Özyiğit, Türkiye’de bir dönem bu yasakçı zihniyetin bayraktarlığını yapan CHP’nin 24 Haziran vaatlerine bakarsa, ne demek istediğimi anlar.
Başörtüsünü yasaklamayan çalışan zihniyet, toplumun vicdanında mahkum olmuştur. Bu böyle biline…




Bu haber 56 defa okunmuştur

:

:

:

: