Güzel Yazılar

Her şeyin güzelini seven ve isteyen ben, yazının da güzelini isterim; hem sizin için hem de kendim için...
Her şeyin güzelini seven ve isteyen ben, yazının da güzelini isterim; hem sizin için hem de kendim için...

“Yaratmak zor olduğu için, zahmetli olduğu için, çok emek istediği için bu kadar değerlidir. ” diye düşünenlerdenim ben de.

Bu sabah, henüz gün ağarmadan uyandım. Gece zifiri karanlık sayılır. Ay da yok. Bir yerde okumuştum, gecenin en karanlık olduğu zaman, tam da o an başlarmış gün ağarmaya...

Tıpkı hayatımızda yaşadıklarımıza benzer durumlar gibi... Umutlarımızın tam da sona erdiği anda, yeni bir umut, yeni bir güneş giriverir hayatımıza... “ Sakın, umudunu kaybetme!” dercesine...

SANKİ

sanki
tutunamadığım dalsın
üstelik
maviden yeşile,
güneşe boyanan yanımsın...

sıkıntılı bir saplanış yüreğimde
hiç azalmamacasına...

silik kartpostallar gibi yüzün
renksiz
kokusuz...

nedendir bilinmez
bir yürek çarpıntısı
dünden kalma bir ivecenlik...

unut...

sen
dingin limanlarıma
demir atamazsın...

Ayşe TURAL

SİZ KİMİN DENİZ FENERİSİNİZ?

Yaşam bir okyanus...
Ve o okyanusta binlerce, milyonlarca insan... Kimi kocaman gemilerde, yatlarda; kimi de el kadar sandalda ya da bir tahta parçasına tutunmuş... Yaşam savaşında...

UMUT dev okyanustaki DENİZ FENERİ... Yanıp söndükçe ansızın bir yüreği aydınlatan...

Kendi başına bazen kurtulamaz insan kör kuyulardan... Merdivenler arar... Bir el uzansın diye bekler...

Bazen yüreklendirici bir bakış,
bazen sıcacık gülümseyişler bekler...

Kimi zaman yamalı bohçalarda sevdalar biriktirir; kimi zaman da değer bilmeden pişmanlıklar yaşar...

Her ne yaşarsak yaşayalım... Her nerede olursak olalım, hep birileri sessiz çığlıklardadır...

Sağır kulaklar, kıpırdamayan dudaklar faydasızdır...

Bazen biri, kalabalıkların içinde duyar sesimizi...
Sessiz çığlıklarımızı...
Kocaman açar kollarını...
Yardımımıza koşar...
Yanıbaşımızda durur...

Gözlerimizin içine bakar, yüreğimizi görür...
Aklımızdan geçenleri okur...
Dünyanın bir ucundan bizi anlar...
Işık ışık aydınlanır içimiz...

Sahi siz kimin DENİZ FENERİSİNİZ?

AŞK İÇİNİ İÇİME KATABİLMEKTİR SEVGİLİ...

dur ve düşün
iki yakası bir araya gelmez ayrılığımızı...

sen ve ben
hem çok uzak
bir o kadar da yakınız hala
'Alnımın çizgilerine yazdım seni...' demiştin hani
hatırlıyor musun?

aşk
içini içime katabilmektir sevgili...
aşk
birini sevmeye büyümektir...
aşk
oyun arkadaşına küsmektir mesela...

şimdi de ben senin
adının karşısına
en kocamanından üç nokta koydum...

gözlerimle karşılaşırsan bir gün
tanımazlıktan gelirlerse seni
şaşırma emi...

unutma
AŞK,
içini içime katabilmektir sevgili...

Ayşe TURAL

(Sevgi dolu bir yüreğin isteği üzerine tekrar veriyorum.)

MASAL MI?
OLSUN...

İstiyorum ki…
Şu dünyadaki herkes küçük hesapların peşinde koşmaktan vazgeçip SEVGİnin peşine düşsün.

Ne güzel olur ama…

Fazla hayalperestim değil mi?
Bu kadar güzellik ve iyimserlik ancak masallarda olur...

Varsın olsun..
İsterse MASAL olsun...

ANLAMSIZ

bir titreşimdir yaşanan
derinden solunan an
ardında kalan
nedense kocaman bir hiç...

evrenin iç çekişleri
sararmış sayfalar gibi
bir ömürden geriye kalan...

eskimiş sayfaları hayatın
anlamsız gökyüzü haritaları sanki
gitgide unutan bellek...

Mars'a kesilen bilet
evren ışığını gözlerden saklıyor...

uzay merdiveninde
güneş güneş ağlayan kadın
unutulmuş bir çocuk gülüşü
dudaklarında...

çırılçıplak iç evreninde
renksiz günlerdir yaşanan
üç pişmanlık çiçeği
solar, dökülür avuçlardan
doğum...
ölüm...
ve aşk...
hepsi bu kadar...

AYŞE TURAL

TOPLUM BİLİNCİ

Yeni bir düşünce/ yeni bir yol/ toplumda sadece belirli sayıda insan tarafından biliniyorsa/ bu yenilik sadece o kişilere ait oluyor.

Ama bilen sayısı belli bir kritik noktaya ulaştığı an TOPLUM BİLİNCİNİN AŞAMA geçirmesine yol açıyor.

İşte o anda yeni düşünce, birdenbire, herkes tarafından düşünülmeye başlanıyor... NİCELİK NİTELİĞE DÖNÜŞÜYOR...

Acaba bizde de o anlar mı yaklaştı, diye düşünüyorum.

Toplumda farklı bir şeyler seziyorum...

SONRALARINIZ

ne zamandan beri
bu SONRALAR
zamanı ötelere
iteleme telaşı...

keşkelere tutunurken
nasıl da
kayıp gider elinizdekiler
farkında mısınız?

bir sonradan görme
şaşkın bir ivecenlikle
bin bilinmezliklere karışır
SONRALAR sonraları doğurur...

SABIRTAŞIna inat
zamanlar kayıp giderken
sonraların nal seslerini
duyuyor musun?

Ayşe TURAL

BAKIŞLAR KONUŞUR BAZEN...

Dünyanın herhangi bir yerindesinizdir...

Bir trendesiniz mesela... Ya da bir Kafe'de kahvenizi yudumluyorsunuzdur...

Dalgın dalgın bakınırken gözleriniz bir çift gözle karşılaşır...
Şaşırırsınız...
Tekrar bakma ihtiyacı duyarsınız...
O da bakar...

Dilini bilmezsiniz... Adını da.. Işık hızıyla bir sürü şey geçer aklınızdan...

Kıpırdamazsınız ...
Konuşmazsınız...
Kalkıp yanına gitmezsiniz.. Tekrar bakarsınız gözlerinin ta içine..
Hafifçe gülümsersiniz..

Biraz sonra ya siz ya da o kalkıp gider... Gidenin ardında kocaman bir boşluk kalır...

YAŞAMIN ÖĞRETİSİ

önce
şiir geldi seninle
gecenin sesleri ardından
ebemkuşağı saatlerdi yaşadığımız...

yağmur çağırdı beni
ve ben geldim
umutlarımla
sevinin yağışı
bir başkaydı
çisi çisi yüreğime...

sense
serseri mayın
akan delice ırmak
' içim sana akıyor' derken
gizemi çözebildin mi?

yaşamın öğretilerine
doğru kulak ver
geç kalabilirsin...

AYŞE TURAL

GEÇMİŞİ GEÇMİŞTE BIRAKABİLMELİ iNSAN...

Yaşam yüzleşmelerle, didinmelerle, hesaplaşmalarla geçer çoğu zaman...

Özellikle DÜN kavramında öyle çok pişmanlıklar vardır ki!

Oysa siz BUGÜNdesiniz... Dünler dünlere karıştı gitti... İsteseniz de yok!
Peki o zaman üzülmenizin, hayıflanmanızın kime faydası var?

Bence bugünü zehir etmekten başka işe yaramaz... Eğer ders çıkarabiliyorsanız, aynı hataları yapmama adına hatırlayın...

Siz asıl bu güzel GÜNde neler yaratabileceğinize bakın...

Hangi yarım kalan işinizi tamamlayabilirsiniz?

Kimlerle hoşça vakit geçirebilirsiniz?

Fırsat bu fırsat deyip çoktandır görmediğiniz birini ziyarete gidebilirsiniz...

Kendinize bir sergi ya da konser armağan edebilirsiniz...

Hiçbir şey bulamadınızsa, boşalan saksılarınıza neşeli çiçekler ekebilirsiniz...

Gününüz huzurla geçsin efendim...

EY HAYAT

sabahına GÜNAYDINsız
başladığım günler için...

MERHABAsız geçen
saatlerim için...

SEVGİsiz geçen
yıllarım için...
SENDEN ÖZÜR DİLERİM...

Ayşe TURAL

BAHAR TEMİZLİĞİ...

Hayatımızdaki kuru dalları, yaprakları, gözümüze batan çirkinlikleri temizlemek gerek... Haydi bir bahar temizliği yapalım birlikte...

Kendimize bakalım... Önce, büyük bir sabırla, hem de tarafsız bir gözle kendimize bakalım:
Yanlışlarımızı, nerde hata yaptığımızı, ilişkilerimizdeki tutarsızlıkları, yanlış arkadaşlıkları, hatalı adımları, kırdıklarımızı, kırıldıklarımızı...

Hepsini ama hepsini gözden geçirelim önce...
Bir bakıma ayna tutalım kendimize...
Üzülmeden, incinmeden ve incitmeden...

BİLMECELERİN

gözyaşı dökecek kadar
yüreğinde mi yeryüzü?

yoksa
kahkahalarına karşılık mı yok
yıldızlardan?

bence Aydedeye sor
bilmecelerini...

Ayşe TURAL

BABALARIMIZ...

Hayatımızda en az annelerimiz kadar babalarımız da önemli… Bazen öyle babalar var ki, kimi annelerden daha anne, daha fedakar, cefakar ve sevecen…

Öyle öyküler okuyorsunuz, öyle olaylar görüyorsunuz ki gerçek hayatta insana “ Olamaz, böylesi de var mıymış…” dedirtiyor. Örneğin bir baba sırf iki kızını / üvey anneleri olmasın diye/ tek başına sevgi ve özveriyle büyütüyor ve hayatına başka kadın sokmuyor... Anne evi terk ettiği halde, özürlü çocuğuna bakıp büyüten babalar var...

Her insanın hayatında anne kadar değerli, onun kadar olmazsa olmazımız babalarımız… Varlıkları başta otoriteyi hatırlatsa da unutmayalım ki kural koyucular, yaşamımıza düzeni ve disiplini de taşırlar…

Aslında anneler, çoğunlukla, çocukların üzerindeki zayıf otoritelerini BABA ile sağlama alırlar…

Baban gelince anlatırım…
Babana söyleyeyim de gör…
Baban gelince ona hesap verirsin ha…

Türünden ufak yollu tehditleri, göz korkutmalarını az ya da çok tanırsınız, bilirsiniz…

Bütün çocukların anne ve babalarıyla büyümeleri dileklerimle...

Sevgiyle efendim...

ERGUVAN BAHÇELERİM

ayak seslerin
ulaşamamış kapıma
gölgen arka sokakta...
gülüşün dudak kenarı
ha düştü ha düşecek...

bir yanım eksik kalır ya hani,
bir söz çok gelirken...
gözlerine düşerken derin kuyular
ellerin hem kararsız hem ürkek...

düğümü bir türlü
çözülmezse sözcük bohçasının
ha bir adım geri
ha bir adım ileri...

sarkaç misali
gelgitlerdeyse yüreğin
Akdeniz olsan kaç yazar?
erguvan bahçelerime giremezsin...
Ayşe TURAL

SÖZÜN ÖZÜ

Nefes almak,
bir bardak suyu kana kana içmek...

Şükretmek sahip olduklarına...
Fark etmek iyilikleri...

Sevgiyle davranabilmek ötekine...
Elini uzatabilmek berikine...

Sözün özü her şeyi sevebilmek koşulsuz...

Mutlu pazarlar efendim...
Bu haber 73 defa okunmuştur

:

:

:

: