Türkiye’nin golcüsü var

Türkiye’de dünden itibaren yepyeni bir dönem başladı. Yeni Türkiye’nin yol haritası çizildi.
Türkiye’de dünden itibaren yepyeni bir dönem başladı. Yeni Türkiye’nin yol haritası çizildi.
Yüzde 52.5’i aşan bir oy oranıyla en yakın rakibine 10 milyon oy fark atarak ilk turda Cumhurbaşkanı seçilen Erdoğan, 16 yıllık iktidar dönemine bir zafer halkası daha ekledi.
Fakat bu zafer diğerlerinden çok daha farklı, çok daha anlamlıydı.
Ustaya ustalık döneminin eserini ortaya çıkarması için bu millet bir fırsat verdi.
“Al benden sana yetki, ekonomik kalkınmayı sağla, terörü bitir, bölgesinde güçlü Türkiye’yi hayata geçir” mesajı verdi.
“Uzay madenciliği” gibi süslü ama boş laflar üreten muhalefetin, yapılan bütün yatırımları engelleme vaatlerini hoş görmedi.
Tabi bunu yaparken sonsuz bir yetki de vermedi.
Bu seçim sisteminin otoriter bir rejim çıkaracağını savunanlar fena halde yanıldı.
Çünkü ülkeyi bir futbol takımına benzetirsek, Sayın Erdoğan’ı bu takımın kaptanı ve en değerli oyuncusu olarak gol atmakla görevlendiren Türkiye, takımın diğer oyuncularını da unutmadı.
600 sandalyeyi yeni parlamentoda AK Parti, 300 vekili geçemediği için Cumhurbaşkanı’nın çıkaracağı Kanun Hükmündeki Kararname’de dahi MHP’nin desteğini aramak zorunda kalacak.
Zira bu destekle sayı 340’ı ancak buluyor.
Yok eğer anayasa değişikliği gibi çok daha yapısal bir değişim olacaksa 340 da yetmiyor. Bu kez AK Parti ve MHP dışında bir partinin daha desteğine ihtiyaç duyuluyor.
Kısaca Türkiye Erdoğan’ın kaptanlığından ama iktidarı ve muhalefetiyle güç birliği içinde yürüyecek.
Zaten Erdoğan da zafer konuşması sırasında “seçim dönemindeki kırgınlıklar, küskünler geride bırakılmalı. Ülkenin sorunlarına yoğunlaşılmalı” diyerek yeni dönemin parolasını verdi.
Artık vakit Türkiye vakti.
Herkes canla başla çalışmak, yeni Türkiye’yi bölgesinde güçlü, lider bir konuma getirmek için üzerine düşeni yapmak zorunda.
Kısaca halk bu takımın kaptanı olarak yetkiyi Erdoğan’a verdi ama parlamentoda da bir uzlaşma aranması için sandalyeleri dağıttı. ‘Uzlaşın’ dedi.
Beğenin ya da beğenmeyin.
Sonuç budur.
Ada TV ekranlarında 24 Haziran gecesi heyecanlı bir seçim gecesi yaşadık. Saatler gece yarısını gösterdiğinde canlı yayında kanalımıza bağlanarak sonuçları değerlendiren Bülent Arınç da çok önemli mesajlar verdi.
Muhalefetin Erdoğan karşısında AK Parti içinde her türlü fitneyi kaşıyarak yaratmak istediği bölünmeye karşı “önce dava arkadaşlığı” diyerek önemli bir duruş sergileyen Arınç, Türkiye’nin çok kritik bir eşikten geçtiğini söyledi.
İçte ve dışta Türkiye düşmanlarının Erdoğan muhalefetiyle nasıl birleştiğini anlatan Arınç, Erdoğan’ın zaferiyle Batı’daki malum çevrelerin de mağlup edildiğini söyledi.
Tüm İslam coğrafyası ve mazlum milletlerin, Erdoğan’ın zaferi karşısında mutlu olduğunu dile getirdi. Haklıydı.
Yazının başına dönecek olursak, Türkiye en değerli oyuncusunu gol atmak üzere yine takımın en önüne santrafor olarak yerleştirdi.
Mesele şu. Takımın geri kalanı, golcüye yeterli desteği sağlayacak mı?
Emin olun o destek sağlanırsa, Türkiye’nin bu maçtan mağlup çıkma şansı yok.
Muhalefet cephesindeyse önümüzdeki günlerde bambaşka bir hesaplaşma olacak. Partisinin oy oranını hiçbir zaman yüzde 25’in üstüne çıkaramayan Kılıçdaroğlu’nun önümüzdeki günlerde CHP Genel Başkanlığı’nı Muharrem İnce’ye devretmesi sürpriz olmaz.
Çünkü bu seçimde yüzde 30’u geçen Muharrem İnce, CHP kurultaylarında alamadığı genel başkanlığı bu kez Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Kılıçdaroğlu’ndan fiilen aldı. Çok yakında CHP içinde bu değişim yaşanacaktır. İzleyip, göreceğiz.
Bu haber 265 defa okunmuştur

:

:

:

: