Hükümetten emlak satışına büyük köstek

“Ülkemizin en önemli üç lokomotif sektörü nedir?” diye sorsak, hemen hemen herkes hiç düşünmeden üniversite, turizm ve inşaat diye sıralıyor.
“Ülkemizin en önemli üç lokomotif sektörü nedir?” diye sorsak, hemen hemen herkes hiç düşünmeden üniversite, turizm ve inşaat diye sıralıyor.

Fakat ekonominin lokomotifi denen konut alım satımına öyle bürokratik engeller koyuluyor ki, insanın aklı şaşıp kalıyor.

Canından bezdirilen yatırımcı, evi alma noktasından, “almasam daha iyi” noktasına getiriliyor.

Nasıl mı? Şöyle izah edeyim…

KKTC vatandaşları ülkemizde istediği kadar ev, arazi alabiliyor.

Ama içinde Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları da olmak üzere yabancılar söz konusu olduğunda onlara bir sınır getiriliyor.

Bir tane ev alabilir gibi kısıtlamalar oluyor. Tapu Dairesi’ne gittiğinde üzerine bir tapu alacak olursa kendisinden Bakanlar Kurulu’ndan izin aldığına dair bir yazı isteniyor.
Bu yüzden Türkiye vatandaşları ve yabancıların, bir emlak almak istediklerinde avukat vasıtasıyla Bakanlar Kurulu’ndan izin alması gerekiyor.

Aynı zamanda kendi memleketinden sabıka kaydı isteniyor. Bakanlar Kurulu bu belgeler doğrultusunda izin veriyor. Tapu devir teslimleri de böyle yapılıyor.
Tüm bu işlemlere İçişleri Bakanlığı nezaret ediyor. Bakanlıktaki bir müdür gerekli evrakı hazırlıyor. Bakanlar Kurulu’na sunuyor.

Peki ya yoğun gündemle toplanan Bakanlar Kurulu, bu onayları geciktirirse…

O zaman satışlar bekliyor.

Sadece şu anda bile yüzlerce alıcı-satıcı, mağdur konumda bekliyor.
Şu anda satıcı evini sattı, bankada para da hazır. Ama Bakanlar Kurulu’ndan o izin çıkmadığı için satış bekliyor.

Böyle olunca emlakçılar zora giriyor. Bankalar zaten bu krediyi belli bir zaman dilimi için çıkarıyor. O kredi kullanılmadığı zaman geri çekiliyor. İptal oluyor, tekrar başvurmak gerekiyor.

Alıcıya gelince, yapılan kontratı yanıyor. Verdiği ipotek de sözleşme gereği heba olabiliyor. Bu konuda birçok tartışma yaşanıyor.

Dolayısıyla koca devlet, kurduğu bürokratik sistem yüzünden onlarca mağduriyet
yaratıyor.


Üstelik işin daha da tirajı komik tarafı, bizim konuştuğumuz bazı bakanlar, sistemin böyle olduğundan bile habersiz.

Burada büyük sıkıntı var. Memleketimizde ev satışları ve inşaatın her fırsatta lokomotif sektör olduğu ifade edilirken, o zaman bize şunu sormak düşüyor.

Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu?

Peki dünyada bu iş nasıl yapılıyor. Güney’e, ya da Türkiye’ye bakın…

Buralarda ev alanlara vatandaşlık bile veriliyor. Türkiye’de de bunun uygulamalarını görüyoruz.

Memlekette bürokrasinin ekonomiye verdiği köstek bu kadar açık net.
Başka memleketlerde herkes destek sağlıyor. Rum tarafında da konut alanlara vatandaşlık verildiğini biliyoruz.

Herkes şunu bilmeli. Yatırımcı bu şekilde usanır, bu memlekete asla gelmez.
Ekonomiyi düzelteceğiz diye yola çıkanlara insanın haykırası geliyor.

“Allah aşkına kenara çekilin… Gölge etmeyin, başka ihsan istemez…”


Bu haber 285 defa okunmuştur

:

:

:

: