Neye göre tercih!

Yerel seçimleri de geride bıraktık. 28 belediyeye başkan seçtik, meclis üyesi seçtik. Bu 28 belediyeden 23’ü yine bir önceki başkanlar.
Yerel seçimleri de geride bıraktık.
28 belediyeye başkan seçtik, meclis üyesi seçtik.
Bu 28 belediyeden 23’ü yine bir önceki başkanlar.
Yani 28/23 mevcut başkanlar koltuklarını korudular.
Peki bu ne demek?
Bu,belediye başkanlarından ve hizmetlerinden çoğunlukla halk memnun demek..
Ama nasıl olur?
Yollar döküm saçım, çevre kirli, alt yapı yok,kentlerin ekonomik yapısı nüfusa cevap vermiyor,trafik sorunu çözülmedi, kanalizasyon şebekeleri yetersiz, belediyelerin kentlere dair sosyal ve kültürel faaliyetleri tatmin etmiyor,kaldırımlarda yayalar yürüyemiyor, engelli insanlara yönelik alt yapı yok,kentlerde hiç bir alanda yatırım yok..
Ama gel gelelim 23 belediyede başkanlar yerlerini koruyabiliyor..
Peki insanlar neye göre yapıyorlar bu tercihlerini?
Çoğunlukla iyi ilişkilere..
Başkan telefonuma çıktı, iyi insandır,düğünümüze geldi, cenazemizde bulundu,çiçek gönderdi, mahalledeki çöpleri kaldırttı, yolda gördü selam verdi,çocuğumu işe aldı vs vs..
Dolayısıyla öyle anlaşılıyor ki toplumun büyük bir bölümü tercih yaparken bu ilişkileri göz önüne alıyor..
Yoksa başkanlığa talip olan kişinin nasıl bir niteliğe sahip olduğunu, bugüne kadar neleri yapıp,yapmadığının pek bir önemi yok bu bağlamda..
O halde burada toplumsal yapının sosyolojik boyutuna bakmak lazım..
İnsanlar neden yaşam kalitesini artıracak icraatlardan çok ikili ilişkilerin seyrine göre tercih yapmaya yönelirler?
Sosyologlar bu duruma mutlaka bir izah getirirler..
Hatta iyi bir çalışma alanı yaratabilirler bu konuyla ilgili olarak.
Lakin görünen o ki, insanlar yaşanan olaylar karşısında toplumsal reaksiyon vermek yerine bireysel kurtuluşa yöneldiler..
Yani bu ne demek?
Kişisel kurtuluş, toplumsal kazanımlardan daha öncelikli oluyor..
Kentimiz de yollar kötü, ama bizim mahallenin yolları gayet iyi..
Kentimizden kötü kokular yayılıyor, ama bizim semtimizde yasemin kokuları savruluyor.
Kentimizde okullar dökülüyor, ama bizim çocukların okulu mükemmel gibi..
Buna daha bir çok örnek verebiliriz..
Oysa temiz bir kent istemez miyiz?
Kötü kokuların gelmediği bir bölgede yaşamak istemez miyiz?
Alt yapısının ihtiyaçlara cevap verdiği bir şehirde oturmak istemez miyiz?
Trafik sorununun en aza indirgendiği yollarda otomobil kullanmak istemez miyiz?
Ekonomik dinamiklerin toplumsal payda sağladığı kentlerde yaşamak istemez miyiz?
Okulların kaliteli hizmet verdiği şehirlerde çocuklarımızın eğitim almasını istemez miyiz?
Kültürel etkenlerin kentsel yaşama katkı yaptığı bir bölgede yaşamak istemez miyiz?
Elbette isteriz..
O halde yaşam standartlarımızı yükselten her türlü projenin yatırıma dönüşmesini neden istemiyoruz da bireysel kazanımlara yöneliyoruz?
Öyle zannediyorum ki geldiğimiz günde buna cevap verebilecek insanlar azınlıktadır..
Dolayısıyla bilmemiz gereken şudur..
Bireysel kurtuluş diye bir şey yoktur..
Ya hep beraber iyiyi, doğruyu, güzeli arar buluruz..
Ya da hep beraber kötünün, yanlışın içinde birer ikişer kaybolup gideriz..
Bu haber 140 defa okunmuştur

:

:

:

: