Geçiş işkencesi

Kuzeye geçen Rumlar’ın araçlarına KKTC’deki benzin istasyonlarından akaryakıt alma halinin kontrole tabi tutulacağı haberleri ortalığı kaldırdı oturttu. Kimler açıklama yapmadı ki şaşmamak elde değil,sanki bu durum ne ilk ne son olacaktır.
Kuzeye geçen Rumlar’ın araçlarına KKTC’deki benzin istasyonlarından akaryakıt alma halinin kontrole tabi tutulacağı haberleri ortalığı kaldırdı oturttu. Kimler açıklama yapmadı ki şaşmamak elde değil,sanki bu durum ne ilk ne son olacaktır. Rumlar ve Türkleri böyle durumlar birbirlerinden uzaklaştırırmış. Daha neler neler! Geçmişi yaşamadan ezber konuşmalar, kritik cümleler. Halbuki 1963 hadiselerinde, tek taraflı Rumlar’ın kurdukları barikatlarda Güney’den Türk tarafına akaryakıt geçmesin diye ne eziyetlere maruz kaldık bir bilseler, şimdikiler o barikatlardan geçen büyükleri ile konuşsalar öğrenecekler de, hepsi kitabi lafları,kendilerine siper etmiş konuşuyorlar. Sosyal medya denen mecrada bir ileri bir geri yazıp duruyorlar. Devlet yönettiklerini unutmuşcasına şahsi hesaplarda koşuşturup duruyorlar her iki saatte bir sanki başka ciddi işleri yokmuş gibi resmiyeti kuşkulu arşivlenmesi mümkün olmayan satırlarda sanki reklam geçidi gibi arkası az sonra modunda yazıp duruyorlar. Bir zamanlar hatırlarsanız Sayın Ferdi Sabit Soyer'in 'dit dit ' üzerine özellikle Sayın Kudret Özersay'a paylaşımları ile ilgili twet atmış hatta Mutlu Azgın'a 2012 yılının gece yarısında 'Mutlu biz fred çakmaktaş devrindeniz bu 'dit dit' dilini yeni öğreniyoruz' diye de cevap yazmıştı. Bu gün için, icraatta işin erbabı olamayanların yeri tweter paylaşımlı Facebook hesapları olmuştur. Neyse biz konumuza dönecek olursak Mağusa kapısı geçişlerine kadınların ayrı odalarda üst baş arandıklarını,araçların benzin depolarına değnek tipi ölçü aleti soktuklarını Geçitkale Rum polisinin iki selvi ağacı altında araçları kontrolü ve en kötü muamelenin yapıldığı yer olduğunu ne çabuk unutmuşlar. Yaşamak,görmek ve Mengene misali, kuyruğun düzelmeyeceğini anlatacaklarına, hala daha eğitimde müfredatla uğraşıp din derslerini seçmeli hale getirecek olanlara ve acayip önerileri gündeme taşıyanlara kol kanat gerildiğini görmenin hazin halini izliyoruz. Zaman acımasızdır. 1963-1974 barikatları etrafta hiç bir şey yapmadan dolaşan Birleşmiş Milletler askerleri,ara bölgeler sınır arası gerginlikler, verilen mücadele ve dökülen gözyaşlarında kayıplar ve halen süregelen acılar. Yaşlanan neslin zaman tünelinden ayrılması, unutulması mümkün olmayan anılar unutulmuşmudur? Bu günkü sınır kapıları o zamanın tek taraflı barikatlarının yanında modern kalsa da rumların bakışlarındaki zihniyetin değişmediği ,gözlerindeki kin ve nefretten devamlılığını koruduğunu da mı görmüyorlar. Yoksa sayısı az bir çoğunluğun ayni kafadaki Rumlar'la marjinal birliktelikleri bukadar mı önemli? Yaşanan anılar yüzeysel olsa dahi o günlerin çocuk gözü ile gerçekleri çok önemli hatıralarıdır. 1955 yıllarını görenleriz . Hala daha seyirci koltuklarında oturuyoruz. Sahnede Rumlar'ın Türklere uygun gördüğü rol sadece figüranlık. Derinya kapısı Türklerin hazırlıksız olmasından açılamıyor deniyor.Atılan twitlerde 1 Temmuz tarihinde Derinya geçiş noktasının açılmamasının esas sebebi bölgede 1974 statükosunun devamıdır deniyor ve Sonuç sivil siyaset 1 kez daha mağlup olmuştur! deniyor. Peki 4'lünün Dış İşleri Bakanı ne diyor? O sadece mahalleye göndereceği dediği siyasilerin peşinden koşuyor. Bu gün açılan mevcut kapılarda zihniyet araba içlerinde, modern bekleyiş tarzı,geçiş işkencesinin diğer bir adı ile akaryakıt kontrolüne takıldı kaldı. Kuyruklar uzadı.Bekle bekle nereye kadar? İyi ki 1974 Barış harekatı yapıldı. Türkiye'nin garatörlüğü devam ediyor ve Güçlü Türkiye sayesinde huzur bulan günlerdeyiz. Varsın Anastasiadis,Türkiye'nin işgali kalkmalıdır deyip dursun. 20 Temmuz'un 44.Yılına geldik...

Bu haber 461 defa okunmuştur

:

:

:

: