Araya giren çavuş

Denge insanların hayatları süresince önem arzedecekleri en önemli unsur.
Denge insanların hayatları süresince önem arzedecekleri en önemli unsur. Dengeli olmak başka dengesiz olmak başka ve insanlarda uyum denge ile başlayan dengeyi sağlayan, tarafına her zaman başarıyı götüren olmaktadır. Kavgaya körükle gitmenin bir anlamı yoktur. Sonucunda kırılan kalpleri bir araya getirmek kadar zor birşey olamaz. Her insanın hayatında ve bilhassa iş hayatında meydana gelen olumsuzluklarda kişiler arası uyumu sağlayan dengeye önem veren yöneticiler başarılı olmaktadır. Ülkemiz küçük bir yer Kıbrıs’ın yarısında yaşamak güzelliklerini görmek hissetmek ayrı bir ruh dinginliği. Hissetmek için duygulardaki dengenin her zaman insan zihnindeki olgunluğu şart. Yaz sıcaklarının en hissedilir ayları Temmuz ve Ağustos Eylül... Eylül ayının adını çıkarmışlar onbeşi yaz onbeşi kış diye, kaç yıllar kaç mevsimler geçti Ada’nın kurak ikliminde dengeli bir gidişat yok, mukadderat diyoruz,tedbir gerek diyoruz, tesbit için, zamanında hareket diyoruz. Ne mevsimin sıcaklığı ne kuraklık ne de mevcut sorunlar değişmiyor. Bilinen gerçeklerde dengeli çözümler şart diyoruz. Kıbrıs meselesinin çözümünün olabileceğine inanaların gittikçe azaldığı zamanda yine çeşitli senaryolar ve tesellinin gölgesinde vakit geçirenler, hükümetçilik oyununda geçen süre ve kendilerinin bile inanmadığı, gerekçelere iltica etmiş zihniyetler. Güney ile Kuzey arasında gidiş gelişlerdeki soğukluk. Bitmeyen tek şey,konuşmalara sığdırılan cümlelerin varlığı...Ne yapmış İncili Çavuş, hükmünün zamanında almış akrabasını, gitmiş önemli bir toplantıya akrabasına, aman hısım bugün bir toplantı var oraya gideceğiz, sana bazı tembihlerim olacak bunlara iyi kulak ver, orada hep ”büyük adamlar“ vardır. Beni ve kendini mahcup edecek bir hareket yapma. Kalkacağın yere sakın oturma, yerini iyi seç. Üzerine söz düşmezse konuşma, söz arasında zırtaboz olma, sana gelecek ”mahcubiyet” bana gelmiş olur. Sakın ha istemeden de bir şey verme, aman ha ortamı fazla germe, diye de tembihlemiş. Toplantı başlarken içeriye vezir girmiş, ağa girmiş,kadı girmiş bizim hısım yerini vere vere kendini kapı ağzında buluvermiş, İncili mahcup hısım konuşuyor eşeği olduğunu İncilinin köyde her toplantıya katıldığını söylüyor o kadar çok konuşuyor ki oradaki ulemalar sus be adam derken bizim hısım sofraya getirilen karpuzu kesmek için kınından değerli taşlarla süslü kamasını çıkarıp veriyor, bunu gören Vezir hile ile bu kamayı almak için hısımın, bıçağının kendi babasına ait olduğunu dolayısı ile hısmın babasının babasının katili olduğunu iddia eder, ortalık karışmıştır İncili Çavuş araya girer ve tamam mahkemeye çıkarın der, itirazlar ona akıl vermeyeceksin üzerine odaklanır. İncili akrabasının eşeğinin kulağını tutar ve başlar konuşmaya, yapmayacaksın dediklerimi yaptın o halde şimdi sen onu katil çıkar, yetim kaldım de ve sana yetim aylığı bağlanana kadar vazgeçme der. Sonunda işin içinden çıkılamaz olmuştur, hısıma yetim aylığı bağlanır. Vezir İncili’ye sitem eder “Sen adama akıl verdin yoksa adam böyle kendisini savunamazdı” deyince İncili “Vallahi vezir efendi ben onu şahsına bir akıl vermedim ama akşam eşeğini yemlerken eşeğe bazı şeyler mırıldanmıştım. Eşekten öğrendi ise bilemem adam o kadar da anlayışlı değildi” der. Gereken yerde gereken sonuç alınması için söz dinlemenin şart olduğu bilinirse başarı dengenin eseri olur. Ne diyebiliriz ki ! Anlayana böyle biline...

Bu haber 454 defa okunmuştur

:

:

:

: