Doğu Akdeniz ve Ortadoğu’nun anahtarı Erdoğan’ın cebinde

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Erdoğan bugün TBMM’de edeceği yeminin ardından yarın ilk ziyaretini KKTC’ye yapacak.
Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Erdoğan bugün TBMM’de edeceği yeminin ardından yarın ilk ziyaretini KKTC’ye yapacak.
Tabii, Rumları aldı bir telaş. Erdoğan’ın vereceği mesajı beklemeye koyuldular.
Aslında ben Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Doğu Akdeniz ve Kıbrıs politikasında pek bir şey değiştiğini düşünmüyorum.
Zira bu politikanın temel omurgası ‘kazan kazan’ stratejisi içinde tüm tarafların fayda sağlayacağı argümanlar içeriyor.
Ama geleneksel Rum politikası “Önce ben kazanayım, sonra sana da canım istediği kadar veririm” anlayışında hareket ettiği için, bunu kabul etmeyen Kıbrıs Türk tarafı ve Ankara’yı çözüm karşıtı olarak gösteriyor.
Dünyada da buna taraftar toplama çalışıyor.
Oysa daha çok değil birkaç ay önce Erdoğan’ın yaptığı açıklamaya bakarsak, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de uygulayacağı politika çok net ilan edilmiştir.
Rumların ağzıyla Türkiye’den münhasır ekonomik bölge için daha yumuşak davranmasını isteyen Fransa Cumhurbaşkanı Macron’a Erdoğan’ın verdiği cevap, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de temel aldığı çerçeveyi çok net çiziyor.
Neydi Erdoğan’ın verdiği o cevap bir daha hatırlayalım:
“Biz uluslararası hukuka uygun davranıyoruz. Orada bulunacak petrol ve doğalgazda, Kıbrıs’ın kuzeyinin de güneyinin de hakkı var. Bu noktada birilerinin tek taraflı hareket etmesini kabul edemeyiz. Anastasiadis dürüst davranmak istiyorsa yapması gereken bir şey var: Arama çalışmalarının kime nasıl yaptırılacağını Kıbrıs’ın kuzeyiyle müzakere ile belirlemek. Sondaj beraber yapılmalı, çıkacak ürün de beraberce paylaşılmalı.”
Gerçekten mesele bu kadar basit.
Türkiye’nin rızası olmadan, Doğu Akdeniz’de doğal gaz ve petrol, kimsenin çantada keklik malı değildir. Bölgenin anahtarı, Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın cebindedir.
Peki ya Ortadoğu’daki son durum…
PYD tercihi yüzünden Türkiye’yi yanına değil karşısına almayı göze alan Washington, bugün bölgedeki ağırlığını tamamen Rusya’ya kaptırmadı mı?
Peki Rusya bu üstünlüğü nasıl sağladı?
En başta Fırat Kalkanı, daha sonra Zeytin Dalı Operasyonları ile bölgede ABD çıkarlarına Türkiye çomak sokmadı mı?
Türkiye’ye zorla bir terör koridorunu kabul ettireceklerini sananlar, Erdoğan’ın kararlı tutumuyla bir kez daha geri adım atmak zorunda kalmadılar mı?
Bu soruların cevabı ışığında bugün Doğu Akdeniz ve Ortadoğu’da sözü geçen tartışmasız tek liderin Cumhurbaşkanı Erdoğan olduğu görülüyor.
Hem Ortadoğu hem de Doğu Akdeniz’in anahtarı onca badireden güçlenerek çıkan Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın cebindedir.
O yüzden Rumlar dövünmeyi bırakıp, yarın KKTC’ye gelecek Erdoğan’ın mesajlarına kulak kesilmeli.
Boş atıp, dolu tutmaya gerek yok.
Kimin ne kadar gücü olduğu, bölgede ne kadar etkin olduğu tecrübeyle görüldü.
Rumlar ya Erdoğan’ın başından beri önerdiği ‘kazan kazan’ anlayışındaki bir ortaklıkla bölgedeki zenginlikleri Kıbrıslı Türklerle paylaşacak
Ya da AB’nin arkasına saklanıp söylenemeye devam edecek. Bunun başka yolu yok.
Bu haber 495 defa okunmuştur

:

:

:

: