Alışverişi sorun yapanlar, Kıbrıs sorununu nasıl çözecek?

Daha önceki hükümetin en çok eleştirildiği konulardan biriydi.
Daha önceki hükümetin en çok eleştirildiği konulardan biriydi.

UBP-DP hükümetinin aldığı ve uygulamaya koyduğu bir karar.

1974 sonrası, KKTC'de yaşamaya devam eden Rum ve Maronitler'e güneyden gelen yardım malzemeleri için vergi uygulanması kararı.

Son derece gereksiz, amaçsız, Kıbrıs Türk kimliğine, devlet yönetme adabına yakışmayacak bir adımdı.

Ne kazananı, ne de kaybedeni olmayan bir düşünce.

Kendi siyasi otoritemizi daha sağlamlaştıracak, daha iyi hissettirecek, onlarca şey yapılabilecekken bu adım son derece yanlıştı.

Bu karar yeni hükümetin kurulmasıyla iptal edildi, doğru da yapıldı, olması gereken buydu.

O günlerde yanlış yapılan ve en sonunda düzeltilen bu kararın bir benzeri de güney Kıbrıs'ta uygulanıyor.

Rum Bakanlar Kurulunun, sınır kapılarında akaryakıt kontrolü yapılmasına yönelik kararı.

Kontrol, 'KKTC'den akaryakıt ticaretini önleyecek' şekilde devam edecek.

Daha önce, KKTC'ye, güneyden gelen yardım malzemelerine vergi uygulanması kararından hiçbir farkı olmayan bir karar.

Uygulama şekli farklı olabilir, ama zihniyet aynı, bu zihniyet geride kalan elli yılın özeti gibi.

Her türlü ilişki engelleniyor, iki taraflı işbirliğinin bile mümkün olmayan bir elli yıl geride kalırken.

İnsanların istediği yerden alışveriş yapma özgürlüğü yok mu?

KKTC vatandaşlarının güney Kıbrıs'tan alışveriş yapması zaman zaman konu oluyor, eleştiriliyor, ekonominin güneye kaymasından söz ediliyor, ülkenin ekonomik şartlarına bakarak bundan daha doğal bir şey var mı?

İsteyen istediği yerden alışveriş yapabilir, yapmalıdır.

Yine bizim içimizde tartışılan bir konu, askeri kantinlerden alışveriş yapılması.

Gayet normal, insanlar ucuz alışverişin adreslerini arıyor, ülkenin şartları belli, ekonomik durum ortada, dövizin evleri ne kadar sarstığı biliniyor, görülüyor, hisseden misliyle hissediyor.

Bunlar dert olmuyor ama daha ucuz ve ekonomik alışveriş arayan vatandaşın tercihleri engellenmeye çalışılıyor.

Söylediğim gibi insanların alışveriş, seyahat gibi özgürlükleri var, olmalıdır da.

Gerisi çağ dışı kalmış zihniyetlere hizmet eden gereksiz, amaçsız, günü birlik, küçük düşünce ve politikaların ürünüdür.

Herkesin kendi penceresinden gördükleri, öncelikleri ve inandıkları ile birleştirmeden bahsettiği, Kıbrıs adasında hala bu noktadaysak yazık.

Öncelik insani ve ticari ilişkilere verilse, zaten sorunun esas kaynağı ortadan kaldırılacak.

İnsani, kültürel, sosyal, adli, doğal afet gibi olaylarda, iletişim, yardımlaşma, işbirliği yapılabilse, çok yol kat edilir.

Sorun siyasetten çok, toplumsal ilişkilerdedir.

Yeni bir dönem başlar mı?

Bilemiyorum, ortama bakıldığı zaman beklemiyorum da, ama her adım, her girişim, her temas önemlidir.

'BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, Jane Holl Lute'u, Kıbrıs'ta 'geçici temsilcisi' olarak faaliyette bulunmak üzere görevlendirdi.'

50 yılda 7 Genel sekreter, 22 özel temsilci, kimler gelmiş, kimler gitmiş.

Adı konulmamış bir ayrılık bizimki, ne ayrılabiliyor, ne birleşebiliyoruz.

Görünen tabloya göre, yeni ve aynı şartlarda bir başlangıç zor ve verimsiz.

Düşünün ki hala daha alışveriş konusu bile sorun.

Kıbrıs adasının kendi içinde serbestliği, dolaşımı, ticareti, iletişimi bile sağlayamayanlar, çözümü, en önemlisi de barışı sağlayabilecek mi?



Bu haber 387 defa okunmuştur

:

:

:

: