Erdoğan’ın ziyaretine protesto

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sn. Erdoğan’ın, göreve başlaması için yapacağı yeminin ardından, ilk ziyaretini Azerbaycan ve KKTC ‘ye yapacağını açıklamasından sonra.
Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sn. Erdoğan’ın, göreve başlaması için yapacağı yeminin ardından, ilk ziyaretini Azerbaycan ve KKTC ‘ye yapacağını açıklamasından sonra. Güneydeki yetkililerden ve bizzat Mavroyannis’ten ziyareti ile ilgili olumsuz açıklamalar gelmiş . Mavroyannis , bu ziyaretten sadece kendilerinin değil , Kıbrıslı Türklerin de rahatsızlık duyduklarını açıklamıştı .
Arkasından, Sn. Erdoğan’ın gelişi, bir sendikamız tarafından, TC Büyük Elçiliğinin önünde, protesto edilmiş .
Arkasından da, 2-3 Ulusalcı Dernek, bu protesto hareketini, protesto etmişti .
1974 Barış Harekatından sonra , Türkiye’de, rahmetli Ecevit’in bir gelenek haline getirdiği. Oluşan yeni Hükümetlerin Başbakanlarının, ilk resmi ziyaretleri KKTC’ye yapılıyor.
Bu geleneği AK Parti iktidarı döneminde , Sn. Erdoğan da, Başbakan olarak, devam ettirmişti .
Türkiye’deki, yeni siyasal sistemle birlikte, bu geleneğe yenisi de eklenerek. Ziyaretler, ikiye çıkarıldı .
Bir günde, iki Türk diyarına, resmi ziyaret yapılacak .
İlk önce Azerbaycan . Sonra da, KKTC’ye .
Sn. Erdoğan . Partisinin halka sunduğu hedef ve projeleri , Türk Halkına sunmuş ve karşılığında da, halk tarafından Cumhurbaşkanlığı onaylanmıştır .
Belki de bu onay . Karşısında, ciddi bir alternatifin olmayışının, bir gerçeği olarak karşımıza çıkmıştır .
1955 - 1963 ve Annan Planı ile, Batının Kıbrıs Türk Halkına bakış açısını, yaşayarak gördük ve halen de görüyoruz .
Bu adada, her Kıbrıs Türk’ü, barış ve huzur içinde yaşamayı, elbette ister .
Nerede ise, her kuşak, her dönem, kendine özgü bir mücadeleden geçti ve geçmekte .
Halen bu adada . Özgür , Egemen ve Bağımsız yaşayabilmenin, her an için mücadelesi yapılmaktadır . Sağcısından , solcusuna ve ortacısının, ortak kanısı “gideceğimiz tek limanın ancak ve ancak Türkiye olduğu “ söylenmektedir .
Son olarak, Ticaret kurumlarımız da, bu kanıda ve eylem içinde .
İki ülkenin Ticaret Odaları bütünleşti . Eş Başkanlı hale geldi .
Ticaret kesimi de, artık Güneyle anlaşma konusunda, umudunu yitirdi .
Kıbrıs Türk Halkının, bu adada varlığını sürdürebilmesi için, yalnız ve tek seçeneği. Türkiye ile birlikte, hareket etmektir .
Kıbrıs Türk Halkını bu yola iten . O’na, bu Adada, Yaşam Hakkı tanımayan ve Adanın, bir Yunan adası olduğu hayali ve rüyası ile yaşayan, Rumların davranışlarıdır .
BMGS ‘i yeni bir temsilci atadı .
Yakında gelecek ve temaslarda bulunacak .
Görüşme masası, berhava olduktan sonra, taraflara BMGS ‘nin sunduğu “Guterres Belgesi “ üzerinde, taraflar arasında, zemin yoklayacak .
Aslında, zemini yoklamaya gerek yok .
Zemin, Sn. Temsilci gelmeden ortaya çıkmıştır .
Aslında ortaya çıkan zemin, bir değil .
İkidir .
Sn. Akıncı’nın, bu belgeden algıladığı başka . Güneyin algıladığı bambaşka .
Sn. Anastasiadis, 1963 ‘de yarım bıraktıklarını, tamamlamak için “Çağdaş Devlet “ diyor .
Ne Garantörlük . Ne de, bir tek Türk askeri istiyor.
Yani, karşılarında, yarım bardaklık su ile yutulacak, bir Kıbrıs Türk Halkı istiyor.
Bunlar ortada dururken . Kıbrıs Türk Halkına, Yaşam Hakkı vermeyen Rumlar, Protesto edileceğine . Bizlere, Yaşam Hakkı sağlayan, Türkiye’nin Cumhurbaşkanı protesto ediliyor .
“Ne günlere kaldık, ey Gazi Hünkar .”
Yarın ülkemize gelecek olan Sn. Erdoğan’a. Bu günden” Hoş Geldiniz . Safalar Getirdiniz” diyerek. Şu öneride bulunmak istiyorum !
Nasıl ki TOBB ile KTCO olarak eşit ve müşterek bir yapılanmaya gittiler.
KKTC ve TC arasında da, eşit ve müşterek bir yapılmaya gidilmesi de, gündeme gelemez mi ?
Bunun gündeme gelmesi . İstenilen Anlaşmaya yanaşmayan Güneyi de, masada anlaşmaya yöneltmez mi ?
Sn . Erdoğan. Tekrardan “Hoş Geldiniz. Safalar Getirdiniz.”
Bağımsızlık .
Egemenlik ve mevcut Garantilerin olmadığı bir anlaşma. Adada, Kıbrıs Türk Halkının sonu demektir .
Dünyamızda . Gelişen , değişen ve oluşan koşullar. Bunu kanıtlamıyor mu ?
Bu haber 264 defa okunmuştur

:

:

:

: