Çalıştay devleti ve müzakereler

Çalıştay üstüne çalıştay yapılıyor... Lüks otellerin salonları dolup taşıyor çalıştayın katılımcılarıyle..
Çalıştay üstüne çalıştay yapılıyor...
Lüks otellerin salonları dolup taşıyor çalıştayın katılımcılarıyle..
Yemeli içmeli birkaç günün ardından herkes kulvarına geri dönüyor..
Ortada hiçbir şey yok, sıfıra sıfır elde var sıfır…
Çalıştay açılışları siyasi makam sahibi erkin nutuk alanları oluyor..
Konuştukça konuşuyorlar..
Temennilerini sıralıyorlar, şu yanlış, bu eğri, o doğru tespitlerde bulunuyorlar..
Peki sonra.
Alkış alıyorlar, kapıda bekleyen makam otomobillerine binip gidiyorlar..
Hepsi bu kadar..
Sonuç yok..
Hoş bugüne kadar bu çalıştayların kamuya yansıyan bir yararını da görmüş değiliz. Milletin ensesinden yemeli içmeli lüks otellerin pahalı salonlarında doluşup güya fikir üretiyorlar, ve yapılan çalıştayın konusuna göre sözde yol haritası belirliyorlar.. Bu yol haritası da daha sonra arşivlere kaldırılıyor, bir müddet sonra aynı mevzu ile alakalı bir başka çalıştay düzenliyorlar.. Ve bu verimsiz fakat maliyeti yüksek çalışmalar toplumun gözününün içine baka baka sanki çok verimli ve kamuya yarar sağlayacak bir iş yapılıyormuş gibi milletin cebinden icra devam ediliyor..
Oysa üretecek insan üretir..
Üretmesi için lüks otellerin pahalı salonlarına gerek duyulmaz.
Nitekim konuşarak lafla lakırdı ile bir şeylerin üretildiği görülmemiştir bugüne kadar.. Oturulur gerekli planlamalar yapılır, ortaya çıkan proje ile konu her neyse artık katılımcıları ile birlikte doğru olan bulunur ve uygulanır..
Bu uygulamanın kamuya yansıyan yararı olup olmadığına bakılır..
Sonra da kamuoyu bilgilendirilir..
Somut veriler ortaya konur..
Öyle temennilerle,dileklerle olacak şeyler değildir bunlar..
Pahalı lüks otel salonlarında masaların etrafına oturup herkesin bildiği şeyleri tekrar tekrar konuşmakla da olmaz bu işler..
Kaldı ki çalıştaylar siyasilerin boy gösterebileceği ve nutuk atabileceği maksatlara hizmet etmemelidir.
Hoş ortada bu kadar aksaklık varken, bu kadar yanlışlar su yüzüne çıkmışken, yönetici pozisyonunda olan insanlar bunlara bir çözüm üretmezken, ve hatta çözüm üretmek adına ortaya koydukları yeterli bir çabaları yokken, oralara gidip ne diye konuşmalar yapıyorlar bunu da anlamış değilim..
Bu da siyasetin bir yüzsüzlüğü olsa gerek..
Ve evet dönelim yeniden Kıbrıs sorununa..
Belli ki önümüzde bu yönde bir hareketlilik yaşanacak..
Her şeyden önce ne olursa olsun bunu olumlu bir gelişme olarak görmek lazım.
Elbette süreç yeni değildir..
Ya da yeni bir süreç de başlayacak değildir.
Zaten ortada varolan bir süreç var..
Bunu olabilecek en verimli şekilde tarafların değerlendirmesi gerekir..
Yoksa daha başından tarafların medya üzerinden olumsuz mesajlarla birbirleri üzerinde algı oluşturma psikolojisine dönecekse bu iş hiç başlamasınlar görüşmeye..
Oysa aklın yolu belli.
Kıbrıs’ta sürdürülemez bir durum var, ve herkes bunun farkında..
Haliyle bu durum Kıbrıs’ta yaşayan halklara olumsuz olarak yansıyor..
Özellikle de Kuzey Kıbrıs’a olumsuz etkisi çok fazla..
Dolayısıyla Kıbrıs sorunu çözülemeyecek bir sorun değildir..
Konu bu sorunu çözecek tarafların çözümü nasıl algıladıkları ile ilgilidir..
Bunun için de eğer gerçekten niyet varsa ortada sorun falan kalmaz.
Statüko çatlar ve Kıbrıs bütünüyle kazanır..
Bu haber 69 defa okunmuştur

:

:

:

: