Zamdan şikayeti bırakın maaştan da olacaksınız!

Başbakan Erhürman, tüm kabine üyelerinin katılımıyla dün tam kadro basının karşısına çıktı. Hükümet ve icraatlar, ilgili bakanlıklar tarafından tek tek savunuldu.
Başbakan Erhürman, tüm kabine üyelerinin katılımıyla dün tam kadro basının karşısına çıktı. Hükümet ve icraatlar, ilgili bakanlıklar tarafından tek tek savunuldu.
“Elektrik, akaryakıt ve diğer zamların nasıl bir gereklilik olduğu”, artan hayat pahalılığı nedeniyle bütçenin saptığı anlatıldı.
Başbakan, muhalefetteyken yaptığı ve başına bela olan “Muhasebeci iktidar” sözlerine bir göndermede bulunarak, artan döviz karşısında muhasebeci gibi davranmadıklarını iddia etti.
Günün en vurucu sözü ise Maliye Bakanı Serdar Denktaş’tan geldi. “Bir takım tasarruf tedbirleri alınması gerekir, anlamlı tasarruf ise maaşlara dokunmaktan geçer ama bu yapılamaz” dedi Sayın Denktaş.
Bu sözün Türkçe meali nedir diye sorarsanız…
Herhalde kamuda çalışanlara, “zamlardan şikayet edeceğinize halinize şükredin ya maaşlara dokunsak ne yapardınız” anlamı taşıyor galiba…
Asgari Ücret tespit toplantısının da bugün yapılacağını düşünürsek, Sayın Denktaş’ın iması doğrultusunda halimize şükretmekten başka çaremiz yok.
Çünkü böyle giderse vatandaş zamdan şikayet etmeyi bırakın, var olan maaştan da olma tehlikesiyle karşı karşıya kalacak.
“Veremi gösterip sıtmaya razı etmek” demek, bu olsa gerek.
Diğer yandan Başbakan Erhürman akaryakıt fiyatlarına gelen zamlara rağmen iyi durumda olduğumuzu, Güney’den ve Türkiye’den örneklerle anlattı.
Ancak Sayın Erhürman, Türkiye’de vatandaşın toplu taşıma gibi bir tercihi de olabildiğini unuttu sanırım. Burada herkes o akaryakıta mahkum durumda.
Ya da Güney’de kişi başına düşen milli gelir ve o akaryakıta ulaşma kolaylığı ile Kuzey’deki gelir ve akaryakıt fiyatları arasındaki uçurumu görmezden geliyor.
Divan edebiyatında bu bilip de bilmezlikten gelme sanatına “Tecahül-i Arif” diyorlar.
Siyasette bu bilip de bilmezden gelme sanatına ne diyorlar, onu bilmem. Onu da sanırım siyasetin eski tüfeklerine sormak lazım.
Ama şurası bir gerçek.
Bu anlayış, iktidarı halkın sorunlarından uzaklaştırır. Halkın sorunlarından uzaklaşan iktidar da istediği kadar çabalasın, asla dikiş tutturamaz. Çünkü iktidar demek önce güven ve inanç demektir.
Sorunları çözeceğine olan inanç ve güven kaybolursa hükümet, yokuş aşağı inerken freni patlamış bir kamyon gibi hızla sürüklenir. Bizden söylemesi…






Bu haber 207 defa okunmuştur

:

:

:

: