Gelir adaletsizliğinde uçurum büyüyor…

Ekonomide gidişat kötü. Eldeki veriler bir yana piyasaya da şöyle bir başınızı kaldırıp baktığınız zaman bunu görebilirsiniz..
Ekonomide gidişat kötü.
Eldeki veriler bir yana piyasaya da şöyle bir başınızı kaldırıp baktığınız zaman bunu görebilirsiniz..
Alım gücü her geçen gün biraz daha aşağılara düşüyor, sıcak para girişi yok denecek kadar az..
Ülkeye yatırımlar gelmiyor, gelen tek tük yatırımlar da pek bir şey kazandırmıyor..
Katma değer yaratmıyor..
Peki neden?
Çünkü yapılan yatırımların büyük bir kısmı dışa bağımlı..
Dolayısıyla kazanılan para yurtdışına çıkarılıyor.
Bunun yanı sıra birçok kalem den muaf tutuluyorlar.
Sırası geliyor kullandıkları elektrik enerjisi bedelini ödemiyorlar, ya da bu bedeli birileri sıfırlıyor, vergi öderken yine binbir kalem oyunu ile ödenmesi gereken verginin çok aşağısında bir vergi ödüyorlar..
Çalışanlarının büyük bir kısmını yurtdışından getiriyorlar, dolayısıyla bu anlamda yerli işgücüne yönelik istihdam yaratmıyorlar.. Vs vs..
Malum burası bir ada ülkesi..
Şartları sınırlı.
Üstelik yarım asırdır devam eden siyasi, sosyal ve ekonomik sorunları olan bir coğrafya.
Tanınmamış, statüsü verilmemiş, yeryüzünde yok hükmünde olan bir ada yarısı..
Bağımlı bir ekonomik yapı ve bağımlı bir siyaset anlayışı ile eldeki enstrümanlar kısıtlı..
Kısacası Kuzey Kıbrıs’ta hükümetler ekonomiyi yönetebilecek hakimiyete şu veyahut bu şekilde sahip değiller..
Dolayısıyla kim size ne derse desin Kuzey Kıbrıs’ta siyasi ve ekonomik yönetim hükümetlere ait değil..
İşte bu nedenle bunun üzerinde çok da konuşup vakit kaybetmeye gerek yok..
Ülkede ciddi sorunlar vardır..
Lakin en önemlisi ekonomik açmazlardır..
Ama efendim nasıl olur ekonomi kötü diyorsunuz da, başınızı şöyle bir kaldırıp etrafınıza bakmıyorsunuz diyebilirsiniz..
Hoş haklı olabilirsiniz de..
Nitekim şöyle başımı kaldırıp etrafıma baktığım zaman, bir tarafta alım gücünü yitirmiş, evinin temel ihtiyaçlarını ya zar zor karşılayan, ya da hiç karşılayamayan insanları görüyorum, ya da bir tarafta lüks pahalı otomobillerin yollarda fink attığını, lüks pahalı konutların peş peşe alıcı bulduğunu, eğlence mekanlarının hınca hınç dolup taştığını, bir tatilden diğerine koşan insanların olduğunu görüyorum.
En azından belli bir kesim için böyle bir görüntü var ülkede..
Peki o zaman bu nasıl oluyor?
Bir tarafta lüksler içinde yaşayan insanlar, bir tarafta geçim derdi olan insanlar..
Gelir adaletsizliği ilk aklıma gelen mesela..
Ki bu da bir fırsat eşitsizliğini beraberinde getiriyor..
Daha sonra da sırasıyla, kaynağı belli olmayan para, ya da borç harçla elde edilen para, ana- baba parası ya da birikimi desteği ile sağlanan para..
Aileden gelen zenginlik, sonradan kazanılan zenginlik vs vs..
Fakat burada en önemlisi bana göre gelir adaletsizliği ve kaynağı belli olmayan paradır.. Ülkelerin ekonomi politikaları, büyüme ve istikrara dayalı olduğu kadar, bireyler ve hane halkları arasındaki gelir dağılımının adaletli olmasını da hedefler. Arzu edilen, kişi başına düşen ortalama gelirin yükselmesinin yanı sıra toplam gelirin nüfusun az bir kesiminin elinde yoğunlaşması yerine hane halkına adil olarak dağıtılmasını öngörür..
Fakat bu böyle mi?
Değil..
Hele de bizim gibi ekonomisi dar bir alanda sıkışıp kalan ülkeler için bu pek da mümkün değil..
Dolayısıyla, bunu bugün öngörü olmaktan çıkarıp uygulayan ve somutlaştıran ülkeler belli başlı gelişmiş ülkelerdir..
Bizim ülkemizde ise bugün için böyle bir şey söz konusu dahi değildir.
Zira eldeki imkanlar dahilinde bile olsa, plandan programdan yoksun kontrolü sizde olmayan bir ekonomi yönetimi ile bu mümkün değildir..
Bu haber 73 defa okunmuştur

:

:

:

: