Orams öncesi, Londra’daki hummalı faaliyetler

Salı günü dananın kuyruğu kopacak Lüksemburg’da.. Kıbrıs’da mal-mülk konularını yakından etkileyecek bir karar çıkacak 28 Nisan’da.. Avrupa Toplulukları Adalet Divanı’ndan (ATAD) açıklanacak , kamu oyunda “Orams” olarak bilinen davaya da bir yerde hukuki noktayı koyacak bu karar..
Salı günü dananın kuyruğu kopacak Lüksemburg’da..
Kıbrıs’da mal-mülk konularını yakından etkileyecek bir karar çıkacak 28 Nisan’da..
Avrupa Toplulukları Adalet Divanı’ndan (ATAD) açıklanacak , kamu oyunda “Orams” olarak bilinen davaya da bir yerde hukuki noktayı koyacak bu karar..
Belki başka konulara da son noktayı koyacak, kararı bekleyip, öğrenmekten başka çare yok..

O karara göre belki yeni bir süreç başlayacak adada.. Olasılıklar çok.
Orams Davası öncesi, Rumların İngiltere’deki aktivitelerinden söz etmek istiyorum.. Davayla ne ilgisi var demeyin.. Yılbaşından bu yana Rumların direkt düzenlediği veya onların konuşmacı olarak katıldığı, adlarının başına pek de “ Türk Dostu” sıfatı konulamayan İngiliz politikacılarla birlikte yer aldıkları panellerin sayısını inanın hatırlamıyorum..
Bu panellerin çoğunun ev sahipliğini LSE yani dünyanın en tanınmış üniversitelerinden London School of Economics yaptı.. Bunun dışında başka akademik kurumlar da bundan nasibini aldı..
Birkaç konuşmada, üniversitede doktora tezlerini yapan Rum araştırmacıların Kıbrıs konusu ve buna paralel Türkiye’nin Avrupa’ya geçiş süreci ile ilgili görüşleri sergilendi..
Tabi dışında “akademik” yaldız sarılı bu sunumların çoğu, ne yazık ki tek taraflı kaldı..
Gerçi bunların duyurumu herkese gönderildi, ayrım yapılmadı.. Ayrıca konferanslar, paneller ücretsiz ve herkese açıktı.. Ancak “nedense” bilinmez , bizlerden katılım her zamanki gibi beklenenin çok altında kaldı. Tek tük basın mensupları, büyükelçilik ve temsilcilikten katılanlar.. Ancak sivil toplum örgütleri veya ilgili kurumların temsilcileri, parmakla gösterilecek kadar azdı.. Veya hiç yoktu..

İngiliz parlamenterlerin, Dışişlerinin böyle panellere ilgisi , Allah için büyük.. Aralarında Andrew Dismore, Simon Hughes gibileri, ya konuşmacı, ya dinleyici olarak bazılarında yer aldılar.. Geldiler, dinlemek istediklerini dinlediler ve gittiler..Hele geçen hafta LSE’deki son konuşmaya Amerikan Büyükelçiliği ile İngiliz Dışişlerinden de katılımın olması , şaşılacak birşey değildi.. Amerika’nın , Kıbrıs konusuyla ilgisi açık.. İngiltere de zaten bu konunun bir türlü bitirilememesi karşısında, çeşitli sorulara muhatap.. 2008 çözüm yılı olacak derken, bu işin baktılar biteceği yok, şimdi gözler en geç Mart 2010’a kadar çevrilmiş durumda..

Bu panellerde konuşmacılar sözlerini söylüyor, tezlerini anlatıyor.. Bitiminde sorular yöneltiliyor, herkes istediğini zaman elverdiği ölçüde soruyor, sonra belki ayak üstü de tartışıp, konuşuyor.. Bununla bitiyor mu sanıyorsunuz.. Bunlar not alınıyor, gerekli yerlere, gereken makamlara ulaştırılıyor..Toplantılarda sohbet ortamında birçok mesaj iletiliyor..

Orams Davası, İngiliz Çift Linda ve David Orams’ın, KKTC’de Meletis Apostilides’a ait araziye yaptığı mülkle ilgili bir duruşma.. Apostilides’in 2005 yılında önce Lefkoşa, ardından Londra ‘da açtığı, daha sonra devreye devrin başbakanı Cherie Blair’in Orams’ları savunmasını üstlenmesi ve davayı “ kazanmasıyla” sonuçlanan bir dava..
Ancak bununla kalmayıp, davanın Avrupa Toplulukları Adalet Divanı’na taşındığı, hukuki açıdan oldukça karışık, sonuçları açısından da bayağı kritik bir dava..
Londra’da aylardır hummalı şekilde devam eden konferanslar, panellerde mutlaka bu davayla ilgili bir soru sorulur.. Cevabı da gayet politik şekilde, mahkemenin kararının beklendiği sözleriyle yanıtlanıp, geçiştirilir..

Artık bu beklemeye saatler kaldı.. Adanın kuzey ve güneyinin kulağı, Salı günü Lüksemburg’dan gelecek haberde.. Başında Yunanlı bir yargıcın bulunduğu Mahkeme’nin alacağı karar gerçekten ada için hayati önemde.. ATAD Raportörünün verdiği hukuki mütalaa, gerek içerik, gerekse sonuçları itibarıyla bölge için ciddi sonuçlar doğurabilecek unsurlardan oluşuyor.. Ve yargıçların görüşlerini yansıttığı için, Mahkemenin de bu mütalaa’da değişiklik yapma olasılığı oldukça zayıf..
Kıbrıs’ta başlayan bir dava, önce Londra’ya, sonra İngiliz İstinaf Mahkemesi tarafından ATAD’a havale edilerek, konuyu tüm AB üyesi ülkeler boyutuna taşıdı. Eğer sunulan rapor ATAD’ın nihai kararı haline dönüşürse – ki buna yüksek olasılık olarak bakılıyor- Kıbrıs Rum mahkemelerinin alabileceği herhangi bir konudaki karar, tüm Avrupa Birliği üyesi ülkeler ve KKTC’de uygulanma zorunluluğunda...

Yani güneyde bir mahkemenin özel veya tüzel şahıslar aleyhine alabileceği bir karar, tüm AB ülkelerinde geçerli olacak.. Bahsi geçen kişiler tutuklanabilecekleri gibi, mal, mülk, maddi servetlerine el konulabilecek..Cezalandırılabilecekler..
Karışık bir durum.. Sonu ne gelir, az kaldı, öğreneceğiz..
Londra’da harıl harıl işleyen Rum lobisinin çalışmalarının işe yarayıp, yaramadığını anlayacağız..
Atı alanın Üsküdar’ı çoktan aştığını görmeyelim de.

Bu haber 391 defa okunmuştur

:

:

:

: