Çözüm taraflara göre farklı…

Temmuz 2017’de ciddi bir çıkmaza maruz kalan Crans-Montana Konferansı sonrasında BM ilk kez bu düzeyde diplomasi başlatmak için adım attı.
Temmuz 2017’de ciddi bir çıkmaza maruz kalan Crans-Montana Konferansı sonrasında BM ilk kez bu düzeyde diplomasi başlatmak için adım attı.
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in görevlendirdiği geçici özel danışmanı Jane Holl Lute’yi Kıbrıs’a gönderdi..
İşte bu kapsamda liderler BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in Kıbrıs sorunu için görevlendirdiği geçici özel danışmanı Jane Holl Lute ile Pazartesi görüştü.
Belli ki burada ki maksat sürecin taraflar nezdinde devamının sağlanıp sağlanamayacağı. BM bunu anlamaya çalışıyor..
Taraflar ne kadar istekli ya da bu çözümsüzlük o günden bu yana ne kadar daha derinleşti..
Aklın yolu elbette ki Kıbrıs’ta mutlak surette bir çözümün ortaya çıkarılmasını işaret ediyor.
Ve/ fakat bu öngörü maalesef şu ana kadar tarafların ortaya koyduğu tavırları ile örtüşmüyor..
Nitekim taraflar kendilerine göre bir çözümü arzuluyorlar Kıbrıs’ta..
Adil çözüm diye nitelendirdiklerine de bu perspektiften yaklaşıyorlar.
Birinin adil dediğine öteki haksızlık diyor, ötekinin adil dediğine diğeri kabul edilemez diyor..
Dolayısıyla her şeyden önce liderlerin bunu oturup tanımlaması gerekir..
Zira yarım asırdır devam eden bu süreçte tarafların Kıbrıs sorununu algılama noktasında farklılıkları olduğunu görüyoruz..
Ve bu farklılıkları gidermeden aynı noktada görüş birliğine varıp bir anlaşma sağlamalarını bekliyoruz..
Peki sonuç?
Sonuç ortada..
Kıbrıs sorunu devam ediyor, ve bunun yanında anlaşılmayan mevcut sorunlara yenileri de eklenerek konu olduğundan daha karmaşık hale geliyor..
Dolayısıyla öncelikle Birleşmiş Milletlerin bu konuda taraflar arasında ortak bir zemini tesis etmesi gerekir.
Aksi takdirde bütün bu çabalar yine hiç bir işe yaramayacak..
Bakın, liderler daha BMGS Kıbrıs için görevlendirdiği geçici danışmanı ile bir araya gelip görüşmeden sorunun temelinde bahsettiğimiz algı farkının da etkisiyle medya üzerinden kılıçları çekmişler birbirlerinden zihniyet değişikliği talep ediyorlar..
Oysa sorunun ele alındığı başlıklar belli..
Bu başlıklar üzerinden ortaya çıkan sorunlar da çok açık..
Örneğin KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı Rumların siyasi eşitliği içselleştiremediklerinden yakınıyor.. KC Cumhurbaşkanı Nikos Anastasiadis de biz siyasi eşitliği çoktan kabul ettik diyor..
Peki o zaman burada sorun nedir?
Ya da anlaşılamayan..
Elbette tarafların konulara olan bakış açıları..
Bir başka açmaz Türk askeri ve Garantiler.
Rum tarafı “sıfır asker sıfır garanti” konusunda ısrarcı..
Türk tarafı bunu reddediyor..
Peki burada her iki tarafın da kabul edebileceği ara bir formül bulunamaz mı?
Elbette bulunur..
Nihayetinde bir müzakere süreci bu..
İstersiniz, vermezler..
Müzakere edersiniz orta bir yol bulmak için..
Pazarlıklar yaparsınız..
Burada mesele taraflardan ziyade garantörlerin menfaatlarının da korunacağı bir yol üzerinde uzlaşma sağlamak..
Hani diyorlar ya bu sorunu çözer isek biz Kıbrıslılar çözeceğiz diye..
İşte o tam olarak öyle değil..
Fakat burada tek doğruluk payı olan bu sorunun çözülmesi istencini ortaya koyacak olan Kıbrıslıların olmasıdır..
Fakat şu ana kadar genel olarak böyle bir çaba içinde değil Kıbrıslılar da..
Bu coğrafya üzerinde yaşayan insanlar böyle bir istenci ortaya koymalıdır,
ki, konunun diğer tarafları da ellerindeki kartları masaya koyabilsinler..
Aksi takdirde mevcut durumdan mütevellit rahatsızlık duyan sadece bu coğrafyada yaşayan insanlar yani bizler oluruz..
Zira şu haliyle konunun diğer taraflarının mevcut durumdan çok da rahatsızlık duyduklarını söylemek gerçekçi olmaz diye düşünüyorum..
Lafı öyle fazla uzatmaya da gerek yok..
Burada özet olarak masada bu topraklarda yaşayan insanların hakkı, hukuku ve ekonomik çıkarlarının gözetildiği gün Kıbrıs sorununun açmazları ortadan birer birer kalkacak..
Aksi zaten mümkün değildir...
Bu haber 88 defa okunmuştur

:

:

:

: