Nereye varacak bu işin sonu?

Bu sabah cebimizdeki para durup dururken yine azaldı.. Mutfak masrafı daha da arttı.
Bu sabah cebimizdeki para durup dururken yine azaldı..
Mutfak masrafı daha da arttı.
Borç harç ikiye katlandı..
Tabi TL para birimini kullananlar olarak..
Şöyle ki; Dolar 5.00, Sterling 6.55, Euro 5.82…
Bu bugün için böyle..
Yarın ne olur?
Bilinmez..
Düşer ya da yükselir ilerleyen günlerde bunu yine hep birlikte göreceğiz..
Lakin bizim Kuzey Kıbrıs olarak dövizin yükselişine ve dolayısıyla TL’nin değer kaybetmesine bu şartlarda yapabileceğimiz bir şey yok..
Bunu zaten hükümet edenler de söylüyor..
Bağımlı ekonomi, bağımlı para birimi beraberinde böyle bir çaresizliği getiriyor..
Dövizin çıkması ile birlikte gelişen etkileri Kuzey Kıbrıs’ta hayatın her alanını tabiatıyla olumsuz etkiliyor..
Burada anlaşılan o ki dert etmemiz gereken mesele dövizin yükselmesinden çok, yurttaşları döviz artışları karşısında en az etkileyecek hale getirmektir.
İşte bunun için de çok kararlı bir siyasi iradenin olması gerekir..
Peki ülkede bunu başarabilecek güçlü bir siyasi irade var mı?
İrade olarak evet..
Halkın bu yönde desteği baki..
Fakat işin içine siyaset girince hayır..
Siyasetin böyle bir yönetim erki yok..
Yani bugün itibariyle mevcut koşulları da göz önüne alarak belirtecek olursam, mevcut siyasi partiler arasında iktidarı/ muhalefeti ülkede bu anlamda irade ortaya koyabilecek bir siyasi yapı yoktur..
O halde ne yapacağız?
Açıkçası dövizin yükselmesi ve yurttaşa yansıyan olumsuz etkileri karşısında hükümetin çaresizliğini hepimiz idrak edip ona göre yaşayacağız..
Yani bu ne demek?
Devletten ümidi keseceğiz..
Gardımızı ona göre alacağız..
Nasıl?
Mümkün olduğu kadar tedbirli ve temkinli yaşayarak..
Halk deyimi ile ayağımızı yorganımıza göre uzatmaya gayret ederek..
Peki hükümetin bu noktada alacağı hiç mi önlem olamaz?
Elbette var..
Özellikle bu dönemde borçlu kısılan insanların bankalarla diyalog ve işbirliği halinde belli bir dönem ödemelerine sağlanacak makul kolaylıklar, icraların belli bir müddet askıya alınması ve insanların rahat bir nefes almasını sağlamak, dövizle yapılan ev kirası, taksit ödemesi gibi giderlerin TL üzerinden işlem görmesini devlet eliyle sağlamak, raf fiyat denetimleri gibi önlemler alınabilir..
Hükümetin böyle bir yetkisi ve imkanı mevcut..
Fakat bunun için kararlılık gerekir..
Tabi ondan önce de öngörü şart..
Nitekim bizim yönetenlerimiz dövizin bu şekilde TL karşısında değer kazanacağını öngörmüyorlarmış(tı)..
Oysa uzaktan yakından siyasetle ilgisi olmayan bir kişi bile Türkiye ve Dünya’da yaşanan siyasi gelişmelere baktığı zaman, bunun böyle bir yöne kayacağını illa ki kestirebilir..
Fakat bizim hükümetimiz böyle bir şeyi öngeremiyor…
Bu gerçekten çok komik ve düşündürücü hele de etraflarında hükümet kadrolarında müsteşar, danışman statüsünde onca ekonomist varken böyle bir gelişmeyi öngörmemek çok da inandırıcı değil..
Dolayısıyla iktidar erkini elinde bulunduranların aslında da yaşanan bütün bu gelişmelerin farkında olduklarını fakat müdahale şanslarının bulunmamasından ötürü dövizin yükselmesini öngörmedikleri gibi absürt bir açıklama yapmak durumunda kaldıklarını düşünüyorum..
Fakat döviz yükseliyor, Kuzey Kıbrıs’ta yaşayan yurttaşlar olarak hepimizin da belini büküyor..
Böyle de bir gerçekle karşı karşıyayız!!
Bu haber 71 defa okunmuştur

:

:

:

: