Bu kadar çok siyaset konuşmasak ya...

Bu kadar çok ve hemen hemen her fırsatta siyaset konuşulan coğrafyaların en temel benzeri özellikleri; gelişmemiş, geri kalmış, sadece lâf lakırdı üreten, bunun dışında hiç bir şeyin üretgen olmadığı toplumlar olmasıdır..
Bu kadar çok ve hemen hemen her fırsatta siyaset konuşulan coğrafyaların en temel benzeri özellikleri; gelişmemiş, geri kalmış, sadece lâf lakırdı üreten, bunun dışında hiç bir şeyin üretgen olmadığı toplumlar olmasıdır..
Dostlukları bitirme, toplumu kutuplaştırma potansiyeline sahip bir eylem, şu siyaset konuşma ve tartışma merasimi. Sanırım bu insanların kendi savunduğu tarafı her şeye rağmen haklı görmesinden kaynaklanıyor. Buna bir bakıma fanatiklik veya bağnazlık da denilebilir.
Demek istediğim şu ki; genel ve evrensel kuralı yüzyıllarca önce söylenmiş: “Eğer bir millet; muktedirlerin şereften onurdan ahlaktan yoksun davranışlarını, hırsızlığını, yalnızca kendi siyasi görüşünden olduğu için görmezden geliyorsa, o millet erdemini yitirmiştir. Erdemini yitiren millet bir gün vatanını yitirir” der Niccolo Machiavelli…
Kim olursa olsun. Hangi partiyi destekliyorsa desteklesin. Baz alınması gereken bir cümle değil midir yukarıdaki bu söz? Üzerine tek kelam eklemeye bile hacet kalmadan..Siyaset konuşmak; sinir bozmaktan başka bir işe yaramadığı gibi, bir iş yaptığını da zannetmektir. Burası Fransa ya da Norveç de değil elbette, kim ne yapsın önemli fikirleri?
Kamuoyu oluşturamazsın ve haklı da olsan gücün yoksa bir işe yaramaz. En iyisi germemek, gerilmemektir... Sonra da bir hobi edinmek. Balık avlamak mesela,müzik dinlemek, fırsat oldukça tiyatro izlemek, bol bol kitap okumak.. Mevsim uygunsa deniz gidip yüzmek, kumsalda yürümek, koşmak,durmak vs..
Eğer bilgi ve gerekli zeka yoksa siyaset konuşmak boş bir şeydir.
Özellikle de yaşadığımız coğrafyada bunun gerçek bir zaman kayıbı olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz..
Zira siyaset konuşulan ortamlarda ortak aklın üstün kılınacağı hiçbir yaklaşım ortaya konmuyor. Aksine konuşan herkes sanki diğerini alt ettiğini sanıyor.
Özellikle bir ortamda konu siyasete geldiyse orada sohbet bitmiştir. O ortamı bir mazeret bularak terk edenleri mazur görüyorum.
Hatta takdir bile etmişliğim var..
Dolayısıyla bulunduğunuz ortamlarda konu siyasetle başlarsa çevrenizi, dostluklarınızı gözden geçirin, derim.
Böyle ortamlarda her birimiz sanırsınız ki bir siyasal bilgiler mezunu gibi şakır şakır siyaset bilmek zorunda hissediyoruz kendimizi..
Oysa demokratik hakkımızı kullanıp oyumuzu verip, gerisine karışmayacağımız, işimize gücümüze bakıp “üretim” yapacağımız günler ne zaman gelecek? Siyaset bir zehir gibi arkadaşı arkadaşa, ve hatta kardeşi kardeşe kırdırıyor, bedenimizi ele geçirip sevdiğimiz insanlara istemediğimiz şeyleri söyletiyor.
Oysa aynı gemideyiz, öyle ya da böyle sonumuz bir.
Böyleyken böyle gözünüzü de kapatıp devekuşu gibi kafanızı kuma da gömün demiyorum elbette ama “bu kadar siyaset konuşmak kazanım mıdır, kayıp mıdır?” üzerinde mutlaka düşünmek lazım…
Hoş, “memleket bu hale nasıl geldi diye sormayayım mı ben?” diyebilirsiniz. Siyasilere bakılırsa siyaseti yangın yerine çeviren kendileri değil. Herkes suçlu bir tek onlar suçsuz diye höykürdükleri halde, onları ciddiye almayın. Ama her durumda da siyasete kaptırmayın kendinizi…
Klavye üzerinden siyaset konuşmanın, bugüne kadar sonuç verdiği çok enderdir..Üstüne üstlük, insanları bilakis keskinleştirir. Yazar olarak bizim meramımız da bu durumları yazıya dökmektir. Eğer ki yapabiliyorsanız, sizden farklı düşünerek oy kullanacak olanların dilinden, sohbet ederek onlarla diyalog kurabiliyorsanız, bu sonuç verir. Ortada ikna değil, kırılma varsa, orada durmak lazım. Zira insanları illa ki fikrini kabul ettirmeye zorlamak, acizliktir. Sizi, beğenmediklerinizden daha aşağıya iter. Saygıyı ön planda tuttuğunuzda, duvarların aşıldığını mutlaka göreceksiniz.
Konuşulması gerekenler; eril zihniyet sorunları,akıllı kentleşme, engelliler, ekonomi, çevre,sağlık sorunları, eğitim,kültür,aşk, sinema, tiyatro, açlık, yoksulluk, savaş vs değil de nedir? İnsanlığa değer katan insanın insan olduğunu hatırlatan ve değerli kılan ortak değerler olmayacaksa hayatlarımızda siyasetin insanlığa katkı sağladığı bir şey kalır mı geriye?
Elbette kalmaz..
Her konu gibi bu konuda da çok gerilerdeyiz. Çünkü biz siyaseti yaşamın odağına çekmiş bir toplumuz…



Bu haber 43 defa okunmuştur

:

:

:

: