Meclis Başkanı Uluçay'a görev düşüyor

Türkiye, belki de tarihinin en zor günlerini yaşıyor. Değer kaybeden Türk Lirası, yabancı para birimleri karşısında eridikçe, eriyor, adeta buharlaşıyor.
Türkiye, belki de tarihinin en zor günlerini yaşıyor.
Değer kaybeden Türk Lirası, yabancı para birimleri karşısında eridikçe, eriyor, adeta buharlaşıyor.
ABD ile Türkiye ilişkileri hiç olmadığı kadar gergin ve kırılgan.
Elbette bunun pek çok sebebi vardır.
ABD'nin başka ülkelerle de sorunları var, onların parası bu kadar değer kaybetmiş midir, bu ülkeler, ekonomik olarak bu kadar zora girmiş midir?
Ya da gerginliğin tek sebebi bir papaz mıdır?
Yani TL, döviz karşısında bu kadar zayıflamasa, Türkiye için her şey yolunda mıydı?
Türkiye ekonomisi, büyük dış borç, dışa bağımlılık, özelleştirmeler ve üretim anlamda zayıflama sebebiyle mi bu noktalara geldi.
Sorunu sadece dış etkenlerde aramak günü kurtarmak olur.
Ama üzücü olan, hala daha doğru analiz ve müdahalenin henüz yapılamaması, doğru tespitle, siyasi, ekonomik önlemlerin alınmaması.
ABD ile yaşanan sorunlar aşılsa, siyasi uyum ve işbirliği noktasına gelinse, döviz düşüşe geçip, Türk Lirası güçlenmeye başlasa, tüm sorunlar bitecek mi?
O zaman Türkiye ekonomisi düzelip de, güçlenecek mi, yoksa her anlaşmazlıkta krizler yaşanmaya devam mı edecek?
Güçlü ve istikrarlı bir ekonomi aynı zamanda tedbirli ve öngörülü bir planlama ile her türlü krize hazırlanır, hazırlanmalıdır.
Türkiye büyük, güçlü ve krizleri aşmada tecrübeli bir ülkedir.
Yaşanacak sürecin gidişatını görecek ve bire bir etkileneceğiz.
Peki, KKTC, bizde durum nedir?
Türkiye'nin başa çıkamadığı, ekonomik krizle biz nasıl başa çıkacağız?
Anlamakta zorlanıyorum, hala daha ülkede her şey yolundaymış gibi bir hava var.
Geçtiğimiz Cuma günü, ülkenin tek konusu dövizin durumuydu, döviz borcu olanlar, ev kirası, araba, okul taksiti ödeyenler, dövize endeksli pahalılaşan hayat, bizim için her şey, her zorluk daha katmerli.
Tüm kesimleri, tüm sektörleri, olumsuz anlamda etkileyen, adeta yerle bir eden bir kriz yaşıyoruz.
İnşaat sektörü, emlak sektörü, üniversite sektörü, direk etkilenen sektörler.
Geçen yıl döviz borçlanarak ev almış bir insan;
' Bir yıldır ödediğim tüm taksitler boşa gitti. Şuan ki taksit miktarını ödemem mümkün değil. Taksit miktarı kadar maaş almıyorum. Emlakçıyla konuştum ödediğim paraya veren olursa evi boşaltacağım. Evliyim küçük bir çocuğum var, nasıl geçinip, nasıl yaşayacağız?'
Bu sadece bir örnek, etrafta aynı durumu yaşayan onlarca insan var.
Söylediğim gibi, Türkiye Cumhuriyetinin baş edemediği ekonomik krizle, dışa bağımlı, üretimi, tasarrufu, doğru dürüst vergi toplama sistemi olmayan, KKTC nasıl baş edecek, burada sorumluluğu sadece hükümete yüklemek, haksızlık yanında, çözüm de değildir.
Başta Cumhurbaşkanı, Meclis Başkanı, hükümet kanadı, Mecliste olsun veya olmasın tüm siyasi partiler, iş çevreleri, sendikalar, ekonomistler, akademisyenler neden bir araya gelmiyor, getirilmiyor?
Cumhurbaşkanı bu girişimi yapabilir.
İllaki Kıbrıs konusu mu toplu bir fikir alışverişini gerekli kılmalı, toplum rotasız bir gemi gibi kendi başının çaresini arıyor, piyasa çözüm üretmeye çalışıyor.
Bu ülke bu kadar mı sahipsiz, bir otorite bir kriz masasını ve masanın etrafında toplanacak olanları organize etmeli.
'Memleket yangın yeri, KKTC Meclisi hala tatilde' demek istemem.
Çünkü pek çok konu için, pek çok zamanda defalarca söylendi.
Ama daha geniş ve daha işlevsel bir çalışma için Meclis Başkanı Teberrüken Uluçay'ın bugüne kadar Meclisi toplaması gerekirdi.
Ve Meclis Başkanı olarak bu yetkisi de var.
Çok büyük beklentiler tabi ki yok, fakat bir çaba, bir girişim, bir uzlaşı ve normalleşme ortamı yaratılsın.
Ülkede olağan üstü bir durum hâkim.
Gün siyaset yapma günü değil, zaman ülke için çözüm yaratma zamanı.
Bu şimdi olmayacaksa, ne zaman olacak?

Bu haber 345 defa okunmuştur

:

:

:

: