Doğru bir proje mi?

Önceki gün Girne’den Mağusa’ya dönüyorum,uzun bir zamandan sonra Esentepe güzergahını kullandım.
Önceki gün Girne’den Mağusa’ya dönüyorum,uzun bir zamandan sonra Esentepe güzergahını kullandım.
Bu güzergah üzerinde o kadar çok atıl inşaat gördüm ki şaşırdım.
Hafta sonu da İskele bölgesinde oldum, benzeri görüntülere orada da rastladım.
İskele sınırları içinde de bir çok atıl inşaat olduğunu gözlemledim.
Sonra kısa bir araştırma yaptım, ilgili bazı dostlara ulaştım,ve edindiğim bilgiler beni daha da hayrete düşürdü.
Çünkü ülkede atıl durumda konut bazında 20 bin civarında inşaat olduğunu öğrendim. Bu rakamın daha da çok olabileceği uyarısını da aldım.
Düşünün binlerce inşaat atıl vaziyette, ekonomide ise kayıp, yani bu büyük bir israf.Bu kadar küçük ölçekli bir coğrafyada binlerce konutun atıl vaziyette durması ekonomide büyük kayıp anlamına geliyor..
Tam da buna kafa yorarken, ve dünyada buna benzer örnekleri varsa ne şekilde ekonomiye kazandırıldıkları konusunda bir araştırmaya yoğunlaşırken, ajansalara İçişleri Bakanlığının sosyal konut projesi haberleri düştü..
Bu habere göre belli bölgelerde devletin sosyal konut yapımına gideceği duyuruldu, öncelikle de seçilen pilot bölgelerde bu adımın atılacağı belirtildi.
Hatta ilk olarak Mağusa’da Maraş bölgesinde uygulanacağı falan da açıklandı..
Bu haberi de görünce şöyle bir düşündüm.
Bir tarafta binlerce atıl inşaat, bir tarafta devletin sosyal konut projesi..
Diğer tarafta TL’nin döviz karşısında kaybettiği değer, işsiz genç nüfus,ortaya çıkan hayat pahalılığı,yarattığı enflasyon ve ağırlaşan yaşam koşulları..
Şimdi atıl vaziyette bulunan inşaatların bir bölümünün hukuk açısından sıkıntılı olduğu bilgisine ulaştım. Yani bu inşaatların bir kısmı mahkemelik.
Tabi bunun yanında bu inşaatlar özele ait..
Dolayısıyla her şeyden önce bu hukuksal sorunun mahkemelerce bir karara bağlanması gerekiyor, ki bu anlamda mahkemelerin bu anlamda ki yoğunluğunu ve mevcut çalışma koşullarını düşünürsek bunun kısa vadede pek mümkün olmadığını söyleyebiliriz.Fakat diyelim ki bu sorunlar mahkemelerde ivedilikle ele alındı ve çözüldü..
Peki sonra ne olacak?
Bu inşaatları mali gücü olanlar elbette tamamlamaya yönelecekler, sonra da pazarlamaya, ya da mevcut sahiplerine teslim edecekler..
Olmayanlar ise öylece bırakacaklar,ya da o şekilde mevcut halleri ile pazarlama yönüne gidecekler.
Peki devletin bu durumda olan konutları alıp değerlendirmesi mümkün mü?
Yani mali kaynağı yeterli olmayan ve bu inşaatları bitiremeyeceği anlaşılan şirketlerden bu konutları alabilecek finansmana sahip mi devlet?
Bence değil.
Devletin böyle bir mali yetisi yok..
Yani böyle bir bütçesi yok.
O halde bu imkansızın da ötesinde bir durum gibi görünüyor..
Peki onca atıl inşaat ne olacak?
Devlet bu yönde finansman yapısı güçlü yerli ve/veyahut yabancı yatırımcılarla görüşmek suretiyle ve tabi onların motivasyonunu artıracak bir takım kolaylıklar sağlayarak teşvik edici hamleler ortaya koyarak, ya kamu/özel ortaklığı modelini kullanarak ya da direk özel şirketlerin bu alana yatırım yapmalarını sağlayarak bu atıl konutları ekonomiye kazandıracak, veyahut bu atıl inşaatlar birer ikişer çürüyüp gidecek..
O halde binlerce atıl konut vs inşaatının sosyal konut projesine dönüştürülmesi ne kısa, ne orta, ne de uzun vadede pek mümkün görünmüyor..
Peki o zaman bu sosyal konut projesi ne kadar doğru bir projedir?
Bu şartlarda bunu sorgulamak gerekir.
Yapılacak sosyal konutlar, özel şirketlerin yapıp sattığı konutlardan daha az maliyete mi gelecek?
Malum Ada’nın her tarafı satılık konutlarla dolu..
Ve bu konutların fiyatları da oldukça pahalı.
Şimdi devlet bunları kontrol edebiliyor mu?
Hayır.
İsteyen dileyen istediği fiyata satıyor konutunu..
Oysa bu konutların belli bir maliyeti var.
Yani hesap kitap ortada.
Elbette belli bir kar marjı da olmalı.
Fakat bu marj da kontrolsüz bir şekilde katlanarak keyfe göre büyümemeli, fahiş olmamalı.
İşte devlet her şeyden önce bunu kontrol etmeli ki, yurttaşının haklarını koruyabilsin, insanların da kazanacağı inşaat şirketlerinin de kazanacağı makul oranlarla bu ticaret hakça yürütülsün.
Dolayısıyla devletin burada yapması gereken sosyal konut projesi yapıp hayata geçirmesi değil. Böyle bir kaynağı varsa, iş alanları yaratıp istihdam yollarını açmasıdır.. Artan işsizlik sorununa çare üretip her bir bireyin ekonomik özgürlüğüne ulaşmasını sağlamasına katkı yapmasıdır.
Bu fabrika olur, turizm tesisleri olur, tarım sektörü olur.
Ama illa ki üreten bir alan yaratılıp istihdam sağlanabilir.
O zaman da yurttaş da cebindeki parayla kendi seçeneğini yaratır, istediği evi kendi mali koşullarına göre istediği şirketten alır ve öder..
Şimdi sosyal konut yapacağız diyorlar.
İyi güzel de bu sosyal konutları kimin için yapacaksınız?
İhtiyacı olanlar için.
Peki bu ihtiyacı olanlar nasıl belirlenecek, neye göre belirlenecek?
Bir kere insanların alım gücü bugünkü şartlarda buna müsait mi?
Hoş işi gücü olmayan yüzlerce genç ya da işi gücü olan yüzlerce asgari ücretli dar gelirli insanlar bu konutlardan alabilecek mi?
Tabi ki hayır..
Para yoksa kim neyi alacak?
O zaman kime fayda sağlayacak bu proje..
Çoğunlukla cebinde parası olanlara.
Onlarda zaten o konutlarda oturmayıp, ya kiraya verecekler, ya da satacaklar bu konutları..Yani haksız bir durum ortaya çıkacak..
Ki yüzlerce örneği var bunun bugün..
Dolayısıyla devletin eğer varsa böyle bir kaynağı bunu üreten ekonomide reel istihdama yönlendirmesi toplumsal yaşama daha çok katkı sağlar..
Bu haber 43 defa okunmuştur

:

:

:

: