Trump köyün delisi gibi!

ABD Başkanı Trump dün yine kendini kaybetti. 8 Kasım'da yapılacak Kongre ara seçimlerinde Evanjeliklerin daha fazla oyunu almak için öyle sözler sarf etmeye başladı ki yenir yutulur yanı kalmadı.
ABD Başkanı Trump dün yine kendini kaybetti. 8 Kasım'da yapılacak Kongre ara seçimlerinde Evanjeliklerin daha fazla oyunu almak için öyle sözler sarf etmeye başladı ki yenir yutulur yanı kalmadı.

Türkiye’yi dost gibi davranmamakla suçlayan Trump, rahip Brunson'ın uzun süre önce geri verilmesi gerektiğini iddia etti. 'Neler olacağını göreceksiniz' diyerek Türkiye’ye aba altından sopa göstermeyi de ihmal etmedi.

Fakat Türkiye’de Meclis’in üzerine bomba yağdıran FETÖ’cü alçakların hamiliğini yapmayı, onları ABD’de koruyup kollamayı da bugüne dek hep sürdürdü.
“Globalleşen dünya artık bir köy” tezini savunanlar, dünya devletlerinin ve milletlerinin iletişim çağı nedeniyle birbirleriyle sıkı ilişki içinde olduğundan bu düşünceyi ileri sürüyor.

Eskiler bilir, her köyün bir delisi olur. Normal hayatta söyledikleri, yaptıkları saçma sapan bile olsa kimse ona ilişmek istemez. İdare ederler. Ama bu köyün delisi aynı zamanda köyün muhtarı olursa o zaman iş değişir.
Çünkü deli muhtar, o köyü felakete sürükler.

Trump’tan köyün delisi gibi davranırken, karşısında Türkiye’den Rusya’ya, Çin’den İran’a, Almanya’dan Fransa’da çok geniş bir mutabakat kurulmasını sağladı.
Çünkü yaptıkları, söyledikleri ABD’nin dünya üzerindeki ekonomik gücü nedeniyle ticaret sistemini tehdit ediyor.

Trump 80 milyonluk Türkiye’yi ekonomik anlamda batırmak isterken, o akıllı telefonları üreten Apple ya da dev otomotiv şirketleri ne düşünüyor acaba?
Öyle ya, 80 milyonluk bir pazarın ekonomik zorluklar nedeniyle alım gücü düşerse, siz ABD olarak ürettiğiniz malı nereye satacaksınız? Yiyecek ekmek, içecek su bulamayan Afrika’ya mı?

Dolayısıyla Trump’ın söylemleri kapitalist sistemin temel dinamiklerini de tehdit ediyor.

Bunu kavrayan AB, İran yaptırımlarına karşı ABD’nin yanında yer almayarak yeni dönemin işaretini vermişti.

Dün Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak ile Fransız mevkidaşı Le Maire arasında yapılan görüşme de bu anlamda fevkalade önemlidir. 27 Ağustos’ta Paris’te biraraya gelmek için sözleşen iki bakan, ABD'nin söz konusu uygulamalarına karşı birlikte ve iş birliği içerisinde hareket etme kararı aldı.

Almanya Başbakanı Merkel’in Türkiye ekonomisine yönelik “dolar saldırısı” için daha birkaç gün önce yaptığı “ABD’nin yaptığı kabul edilemez” sözü, açık bir uyarı niteliğindeydi.

Rusya ve Çin’den de dün ABD’den gelen ekonomik taarruza karşı Türkiye’nin yanında olduklarına ilişkin açıklamalar geldi.

Tüm bunları alt alta koyduğumuzda “köyün delisi” Trump, ABD karşısında bugüne kadar sağlanabilen en geniş mutabakatı sağlayarak tarihe geçti diyebiliriz.
Türkiye önündeki siyasi seçeneklerle kısa vadede bu ekonomik saldırıları yara alsa da atlatır. Ama ya uzun vadede…

Ortadoğu’da dizginleri Rusya’ya kaptıran ABD, en önemli müttefiki Türkiye’yi de kaybederse sadece İsrail’e mahkum kalır.

ABD’nin sadece İsrail ile Ortadoğu’da üstünlük sağlaması ise bir hayli zordur. Bunu çok yakın gelecekte yaşayarak göreceğiz.



Bu haber 81 defa okunmuştur

:

:

:

: