Bayram geldi

Yarın ARİFE... Öbür gün de BAYRAM... Ömrümüz olsun da nicelerini yaşayalım sağlık ve mutlulukla...
Yarın ARİFE... Öbür gün de BAYRAM...
Ömrümüz olsun da nicelerini yaşayalım sağlık ve mutlulukla...
Bayramınızı en içten dileklerimle kutluyor; barış ve huzur içinde bir bayram geçirmenizi diliyorum efendim...

Biliyorsunuz ben, gazetemiz STAR KIBRIS’ın sahibi olan SAFA grubuna bağlı ADA TV. de de bir kültür sanat programı olan ADA SANAT programının yapımcısı ve sunucusuyum.

Bayram nedeniyle özel bir çekim yaptık sizler için.

Konuğum TRT Sanatçısı, bizim gencimiz, bizden biri CEM KAFKAS’tı.

Kendileri neredeyse on beş yıldır BRT televizyonunda Müzik Danışmanı...

Türk Sanat Müziğimizin medar-ı iftiharı... Onunla ne kadar gurur duysak azdır.

Les Ambassadeures Otelde sizler için harika bir çekim yaptık. Bayramda keyifle izleyeceksiniz...

Bu sayfadan Cem Kafkas’a bir daha teşekkür ediyor ve sevgilerimizi, bayram kutlamamızı gönderiyoruz...



....... CEM KAFKAS’la foto. konsun...


*******

BUGÜN BAYRAM

Bugün bayramlıklarımı giyer gibi
Çocukluğumu giydim sırtıma
Ama annem yoktu
Kurdeleli saçlarımı örecek…

Sonra
Gençliğimi geçirdim sırtıma
O da eğreti durdu
Bir türlü oturmadı üstüme…

İyisi mi ben
Buruşuk giysilerimi bırakayım
Bir el kapımı çalıp
Bayramımı kutlarsa diye…

(Ayşe TURAL/ Sevgileri Yarına Bırakma s. 15)


BÜYÜKLERİMİZ...

Yaşlıların bayramdaki özlemleri ne salıncaklar, ne pamuk şekerleri…
Hele de yapayalnızsalar...
Sadece kapılarını tıklatacak bir el isterler…
Bakın bakalım, çevrenize; kimi kimsesi olmayan, kapısı az çalınan kim varsa gidiverin…
Elini öpün…
Gönlünü alın…
Etrafını seçemeyen gözleri parlasın…

Saygılarımla efendim...
Mutlu bayramlar...




LEFKOŞA'DA SABAH

Gün
Beşparmaklar'ı
Bir arpa boyu aşıyor...
Sabah dinginliği
Sarıp sarmalıyor ruhumu...

Serinliğinde ürperiyor içim
Gözlerimi kapatıyorum,
Kirpiklerimde portakal renkli güneş.....

Uzaktan
Serçelerin sabaha 'Günaydınlar'ı...

Yeşile çıkıyor
Güne 'Merhaba' diyen ağaçlar....

Çığlık çığlığa yalnızlık....
Yaşamın ayak sesleri geliyor hafiften...
Gölgesi düşecek az sonra
Sokaklara
Lefkoşamın........

Ayşe TURAL

HEY DELİKANLI BAKAR MISIN?

Sabahın erken saatleri... Genellikle altı buçuk gibi ayaktayımdır... Kahvaltı öncesi mutlaka elime bir meyve alıp bahçeye çıkarım. Ağaçlardan dökülen yaprak ve çiçekleri onlara teşekkür ede ede toplarım...

Ardından biraz çevreyi ıslatırım, serinlesin diye... Sulama işini akşamları yaparım. Sular, gece boyunca mutlu mutlu ağaçların dallarına, yapraklarına yürüsün diye...

Havuzun bakımından sorumlu genç geçiyor... Güvercinler çok kirletti, iyi temizlesin, diyorum. Başını sallıyor... İşi fazla uzun sürmez...

Hemen içeri girip buzdolabına bakıyorum. Hangi meyveler var diye... Siz bilmiyorsunuz tabi... Ben tam bir MEYVE CANAVARIYIM... Evimde bir şeyler eksik olabilir ama meyve ve dondurma asla bitmez...Durmadan yedeklerim çünkü...

Eveeet. Elma, armut, nektarin, karpuz ve kavun... erik dün bitti...

Hemen elmaların en kocamanını alıp yıkıyorum... Islak ıslak peçeteye sarıyorum...

Hey, delikanlı bakar mısın? deyip elmayı uzatıyorum. Yüzü aydınlanıyor...Teşekkür ediyor, arabasına binip uzaklaşıyor.

Evime ister sucu, ister gazcı, ister tamirci gelsin; onlara bir şeyler ikram etmeye bayılırım. Sucunun küçük oğlu yanındaysa, minik bir cep harçlığı cebine konmuştur...

Elbette küçük şeyler...
Ama yüzümüzü gülümseten küçük şeyler...

Biz cömertliği ailemizden öğrendik...
Olmayanın payı her zaman ayrılırdı...
Kapıya gelen çevrilmezdi...
Eve gelen konuk, TOKUM dese de mutlaka önüne sofra konur, aileden birileri de tok bile olsa ona eşlik ederdi...

Paylaşmak, sizin olandan birazını vermek insana keyif veriyor aslında... ABLAM her zaman cimri birini gördüğünde ( üzüntüyle içini çeker ve...)
- ' Zavallı, VERME MUTLULUĞUNU öğrenememiş' der...

Siz siz olun, çocuklarınıza verme mutluluğunu öğretin...

İŞTE O ZAMAN

yıldıza kesmiş gökyüzü
ansızın
bir yıldız kayıyor
sen düşüyorsun aklıma...

yüzünü bana çevirsen
ay doğacak içime
aydınlanacağım...

gözlerin düşünce gözbebeklerime
çocuk gibi sevineceğim
bir deli cesareti
seveceğim seni...

ellerin
ellerime dokununca
yosun kokacak
tuz kokacak...

kucağında bir tekne misali
sallanacağım
işte o zaman AŞK
filizlenecek içimde
sen büyüyeceksin...

Ayşe TURAL

AYIRMAYIN...

Bahçemde uğraşırken hep hayatın içinde yol alır gibi hissederim kendimi... Doğanın kendisi tam bir yol haritası gibidir okuyana...

Saksısını fazla doldurmuş bir çiçeği ayırıp çoğaltmam gerekir mesela... Önce saksısını seçerim... Ondan ayıracaklarım için de daha küçük saksılar seçerim... Eklenecek toprağın kaliteli olması gerekir... Ama en önemlisi de ana saksıdan ayrılanların ana saksının dibinde bir süre bırakılmaları gerekir...

Neden mi?
Elbette yeni duruma alışabilmeleri için...

Anne babası ayrılan çocuklar da kesinlikle alıştıkları doğal ortamdan koparılmamalı...

Evleri, yatak odaları, yaşama biçimleri...

Eğer büyük farklılıklar olursa, yeni duruma alışma süreçleri daha uzun sürer...
Zaten hayatlarında kopan FIRTINALAR onları yeterince hırpalayacaktır... Bir de ortamlarını değiştirmek, onları daha da MUTSUZ , UMUTSUZ ve HUZURSUZ yapacaktır...

Kararlarınızı verirken kendi kaprislerinizi bir yana bırakın...
Onların ruhlarının DAHA AZ YARALANMASINA dikkat edin...

Ayrılıkların hiç olmaması dileklerimle...

ELVEDALAR

akşam
mavisini, morunu giyinip geliyor
sen geliyorsun...

gölgeler düşüyor ansızın
içim üşüyor...

yalnızlığın şalına sarınıp
bakıyorum ardından...

kim ne derse desin
ELVEDALAR can acıtıyor...

gelişine
yaseminler diziyorum...
gidişine
güz gülleri dökülüyor elllerimden...

sen
zamansız açan
bahar dalı gibisin...

Ayşe TURAL

BENİM YELPAZEM

Sizi bilmem ama gün biterken ansızın bir hüzün çöker içime... Gün, hem bitsin hem de bitmesin isterim...

Tam oyun bitip de perde inerken, birden bir şeyler oluverince; eline yeni bir oyuncak tutuşturulmuş çocuklara dönerim...

Sevinçle el çırparım... Güne yeni bir şeyler daha sığıştırmanın mutluluğunu yaşarım o zaman...

Bir yemek daveti olabilir ya da bir akşam kahve keyfi... Ne olduğu önemli değildir aslında... O an'a yakışan herhangi bir buluşma...

ARAYIŞ

gözlerimi kapatınca
gülümseyişini görebilirim

ılık ılık bakışın
ta derinine süzülür kalbimin

bir sevda türküsü
mırıldanır dudaklarım

ellerim ellerini arar
tutunacak dal misali

kucağın burnumda tüter
sıcaklığını ararım...

Ayşe TURAL

YAŞAM

Yaşamın hiçbirimiz için kolay olmadığı bir gerçek... Duyguların arka plana itildiği, maddesel çıkarların bir numara olduğu dünyamızda, bazı şeyleri anlatmaya çalışmak yürek istiyor.

Yine de ben, benim gibi düşünenlerle duygularımı paylaşmaktan keyif alıyorum.

YAŞAM öyle ya da böyle yaşanması gereken bir süreç... Onun tadını çıkarmak isterim. Bir görev gibi değil, bir armağan gibi... Değerini bilerek, doya doya hissederek yaşamalıyım...

Zamanların içinde en önemli gün BUGÜN...
Bugün ve BU AN...
Dün bitti, yarın olmayabilir...

Ama bugün, şu an emrimde... Onu şekillendirebilirim, çok hoş saatlere dönüştürebilirim...

Gözlerinizi kapatın ve düşünün...
Siz ne yapabilirsiniz?

ŞAİR,
yazmaya başladı mı, dinlemez sağı solu...
Burnunun dikine gider...

Kanasa yürek AŞKtan,
yansa TEN sevdadan...

FUZULİ gibi razıdır SÖNMEYEN aşktan...

Ayşe TURAL

SAKLI CENNET

Çocukluğumdan beri beni şaşırtan şeyleri çok severim...

Geceden sabaha çiçeklerle donanmış bir ayva ağacı mesela...

Kıraç topraklarda uzun süre yol aldıktan sonra, bir bükü dönüverince karşınıza çıkan yemyeşil bir vadi...
Oraya eteklerini sermiş minik bir köy...

Apartmanların arasına sıkışıp kalmış, tek katlı, sarmaşıklarla, çiçeklerle bezeli bahçesinde size gülümseyen bir ev...

Tepeye tırmanmaktan tam da usandığınız anda karşınıza çıkıveren minik bir dere... Etrafında birkaç ağaç...
Dallarda cıvıldayan serçeler...

Eğilip avuç avuç yüzünüzü ıslattığınız köy çeşmesi...

Haydi bir saklı cennet keşfedin bugün...

Kendiniz için...
Ruhunuz için...

GİDİŞLER

her gidişin ardından
gözlerim yarı kapalı
mayhoş bir tat ağzımda
paslı bir dünden kalma...

akar hayallerim
yarınlara
geceden kalma bir yalnızlık
dünden bugüne
sıcak öğle sonrasının bungunluğunda...

pişmanlıklar fayda etmez bilirim
bilirim ya
yaz rüzgarına
yine de
boyun eğer saçlarım...

nasıl da inanırım
uçuç böceğinin havalanışına
gönlümün pervanesi
kanatlanıverir başka bahara...
Ayşe TURAL

HAYRANLIKLA AŞKI
KARIŞTIRMAYIN

İnsan, sosyal bir varlıktır... Kendine benzeyenlerle bir arada olmaktan mutluluk duyar...

Özellikle bir şeyleri öğrenirken/ okulda, işte, sosyal aktivitede, hatta internette bile.../ bize yakınlık
gösterenlere hayranlık duyarız...

Çok başarılıdır...
Çok akıllıdır...
Belki çok güzeldir...
Çok içtendir...
Tam da düşündüğümüz gibidir... Vs. Vs.

Listeyi uzatabilirsiniz..
İşte tam bu noktada yakaladığınız aslında: beğenme, hayran olma, örnek almadır...

Bir şarkıcıya aşık olmak, öğretmeninizi çok sevmek, en çarpıcı örneklerdendir.

Aslında tüm bu adımlar SEVMEYİ ÖĞRENME adımıdır... AŞK değil...

Özellikle aşkı öğrenmeye başlayanların düştükleri en büyük yanılgı bu olsa gerek...

Unutmayın...
Aşk, dokunabileceğiniz kadar yakınınızda olandır...

Saçını okşayabileceğinizle, gözünün içine bakabileceğinizle
/ şayet izin verirse/
sizinle aynı duyguları taşıyorsa/
yaşayabileceğiniz bir süreçtir...

Aksi halde sevdiğiniz insana YÜK olursunuz...

Aşk, zorlamaya gelmez...
Gönül işidir...

AŞK'ta mantığı da asla devre dışı bırakmayın derim...

Umarım sorularınıza cevap olmuştur...

Sevgiyle...

SAĞLIK, HUZUR ve MUTLULUK DOLU BİR HAFTA GEÇİRMENİZİ DİLİYORUM...

Bu haber 139 defa okunmuştur

:

:

:

: