Ek mesai krizi nasıl çözülür?

Hükümet kemer sıkmaya devletten değil de vatandaştan, daha doğru çalışandan başlayınca ipler koptu.
Hükümet kemer sıkmaya devletten değil de vatandaştan, daha doğru çalışandan başlayınca ipler koptu.
Hükümetin ek mesai ücretlerinin düşürülmesi kararına beş sendika rest çekti. Bundan böyle “ek mesai yapmama” kararı aldılar.
Tabi bu rest karşısında geri adım atan hükümet, her ne kadar iyileştirici yeni bir teklif de sunsa, sendikaları ikna edemedi.
Başbakan Erhürman, sendikalardan yeni bir teklif yapmak için süre isteyince kriz askıya alındı.
Bayram sonrasında bir araya gelecek sendikalar ve hükümet, ek mesai krizinin akıbetini belirleyecek.
Ancak görünen köy, kılavuz istemiyor.
Başta sağlık gibi birçok alanda hizmetlerin aksamaması için ek mesaiye ihtiyaç duyan hükümet, bütçenin getirdiği sıkışıkla kolay yolu tercih etti.
“Çalışandan kısarım, olur biter” dedi.
Ancak dövizdeki tırmanışla maaşı zaten eriyen çalışanların da bunu kolay yoldan kabul etmesi beklenemez.
Devlet kemer sıkmaya önce kendinden başlamalıdır.
Tasarruf dediysem makama bisikletle gitmekten bahsetmiyorum.
Daha inandırıcı olmak için bazı bakanlıklara verilen örtülü ödeneklerin kaldırılmasıyla işe başlayabiliriz.
Ekonomik krize karşı toplumsal bir seferberlik başlatmak istiyorsanız, önce kendinizden, yani devletten başlayacaksınız.
Hala son model makam araçları alınıyor, bakanlıklarda hiçbir tasarrufta bulunulmuyorsa, siz ek mesai ile tasarrufa başlayamazsınız.
Bu ek mesaiye hükümetin göz diktiği uzun zamandan beri belliydi.
Maliye Bakanı Denktaş, daha mart ayında bütçe rakamlarını verirken “Ek mesai ödemeleri 120 milyon TL’ye yaklaştı. Bu kabul edilemez” diyordu.
İyi de çalışan zorla mı ek mesai yapıyor, yoksa bu bir ihtiyaç nedeniyle mi yapılıyor?
Bunu her nedense kimse sorgulamıyor.
Ek mesaiyi önlemek için vardiyalı sistem dahil bir çok formül düşünülebilir.
Ancak bu formüllerden hiçbiri bizi böyle bir döviz krizi yaşanırken, “ek mesai ücretlerini düşürdüm” diyerek oldubittiye götüremez.
Hükümet sendikalarla bir ara formül üzerinde çalışıyor. Ancak ek mesailerle ilgili çalışmanın baş mimarı Serdar Denktaş bu görüşmelerde yok.
Kendisi Antalya’da tatilde olan Denktaş’a bürokratları dahil kimsenin ulaşamadığı belirtiliyor.
Hükümetin Denktaş’ın olurunu almadan sendikalarla yürüttüğü görüşmenin de bir krize yol açabileceği iddia ediliyor.
Dananın kuyruğu bayram sonrasındaki ilk mesai günü olan 27 Ağustos’ta kopacak.
Kamuda yetkili beş sendikanın Başbakanlık’ta Sayın Erhürman ile yapacağı görüşme, krizin yönünü tayin edecek.
Başbakan Erhürman ek mesaiyle ilgili hem sendikaları hem de ortağı olan DP’nin Genel Başkanı, Maliye Bakanı Serdar Denktaş’ı ikna etmek zorunda kalacak.
O zirveden herkesin memnun olacağı bir sonuç çıkacak mı? Sanmıyorum.
Ama madem demokrasi diyalog rejimi. Hem çalışanlar hem de hükümet, o diyaloğun kapısını sonuna kadar açık tutmak zorundadır.
Döviz krizi nedeniyle canı zaten burnunda olan vatandaş, bir de aksayan hizmetlerle karşılaşırsa bunun bedelini kimse ödeyemez. Bu herkesin aklında olmalı…

Bu haber 147 defa okunmuştur

:

:

:

: