Siyasi fedakarlık ne zaman?

Mevcut durumun sürdürülemez olduğunu herkes kabul etse, birçok sorun çözülebilir.
Mevcut durumun sürdürülemez olduğunu herkes kabul etse, birçok sorun çözülebilir.
Son yaşanan gelişmeler, ülkede yaşayan herkesi etkiledi.
Bir ülkede ekonomik durum değişimi zorlamazsa, o ülkede değişim de olmaz.
Yıllarca tüketilen, boş yere savrulan, bol keseden, hep bir sonraki seçimleri kazanma uğruna, sırf popülizm, sırf yeni faydalanma alanları yaratmak için olmayan imkanlar kullanıldı.
Bu yönde bir düzen, bir sistem yaratıldı.
Artık yürümüyor, kaldırmıyor, devam ettirilmek istendikçe, gelecekten borç alınıyor, bir gün bedelini başka nesiller ödeyecek.
Zaten bugünün nesilleri, bu bedelin kendilerine düşün payını ödemeye başladı.
Bu sancıyı günün birinde yaşayacaktık ve bugün bu noktaya gelindi.
Şimdi geriye dönülür mü, geçmişin hatalarını tartışmak, suçlu aramak sorunları çözer mi?
Elbette çözmez, bitirmez, o zaman bugünü düzelterek, bedel ödemeyi, geçmişten, bugüne getirerek, yarını sağlamlaştırmak zorundayız, bugün o fırsat var.
En başında söylediğim gibi bu ülkenin normal şartlar altında olmadığını kabullenmeliyiz.
Bunu tüm kesimler, siyasiler, hükümetler, sivil toplum örgütleri, sendikalar, özel ve kamu sektörü anlamak zorunda.
Son on gün içinde ülkeye dair çok şeylere şahit olduk.
Ekonomik olarak sarsıldık, gelir azaldı, giderler çoğaldı, denge alt-üst oldu.
Deniz bitti, çakıl taşı bile kalmadı, çember daraldı.
En kötüsü daha da güçlenen belirsizlik.
Yaşadığımız şartların bize ödettiği bedel daha da ağırlaştı.
Peki, ne yapacağız, esas mesele bu, ağlamak, sızlamak mı, yoksa önce kabullenerek, sonra da yapılabilecekleri, öncelik sırasına göre hayata geçirmek mi?
Karar noktasındayız.
Hükümet, ciddi şekilde, bazı noktalara dokunmaya çalışıyor.
Desteklemek şart, destek vermek, devamını ve bu adımların genişlemesini bekleme hakkını veriyor.
İrade, cesaret ve istek elbette önemli, ama önemli bir başka nokta da uzlaşıdır.
Tabi ki uzlaşı niyeti özellikle ilgili taraflarda varsa anlamlıdır.
Devletin giderleri, giderlerin disiplin altına alınması, tasarruf yapılması, çok tartışılan, ama bir noktaya getirilemeyen konular.
Özellikle personel giderleri ve de ek mesai konusu.
Kimse kusura bakmasın, artık bu konu bir son noktaya ihtiyaç duyuyor.
Hükümetin konuyla ilgili bir adımı oldu.
Bakanlar Kurulu Sözcüsü Kudret Özersay;
'Kamu sağlık çalışanları, din işleri ve polis gibi mevzuatlarda değişikliklere gidildi. Tüm kamu çalışanları için eşit şekilde hesaplanacak ve yılsonuna kadar geçerli olacak şekilde ek mesai planıyla tasarrufa gidilecek.
Ekonomi bağlamında toplumsal seferberliğin kaçınılmaz olduğunu düşünüyoruz. Hepimizin elini taşın altına koyması gerekmektedir. Her bir kamu görevlisi, saat başı ek mesai için asgari ücretin saat bazında tutarının 2 katı kadar ek mesai alacak.
Asgari ücretin saat bazında hesaplanan miktarını saat bazında alabilecek. Saat başına 22-23 TL civarında bir ek mesai gelecek. Son 8 yıldır kamu görevlileri açısından ek mesailer artmış olacak. Daha uzun süre kamuda çalışanlar bağlamında ek mesailer azalmış olacak.'
Teknik kısmı tartışılabilir ya da yasal uygulanırlığı.
Fakat yaklaşım açısından doğru ve desteklenilmesi gereken bir karar alındı.
Tabi ki sendikalar bu karara tepki gösterdi, emekçinin haklarından, hükümetin bu haklara el attığından dem vuruldu.
Ek mesai yapılmayacağını ilan ettiler, sonra bu karardan vazgeçtiler.
Tasarruf için çalışanlardan değil, en tepeden, ülkeyi yönetenlerden, siyasi partilerden, aldıkları devlet katkılarından başlanmasını dile getirdiler.


Bu haber 440 defa okunmuştur

:

:

:

: