Zammı normalleştirmek..

Akaryakıta bir zam daha. Üstelik 55 kuruş.. Belli ki bugüne kadar “Fiyat İstikrar Fonu” ile akaryakıt zammını büyük ölçüde engelleyen hükümetin artık bu alanda da yapacak bir şeyi kalmadı.
Akaryakıta bir zam daha.
Üstelik 55 kuruş..
Belli ki bugüne kadar “Fiyat İstikrar Fonu” ile akaryakıt zammını büyük ölçüde engelleyen hükümetin artık bu alanda da yapacak bir şeyi kalmadı.
Türk Lirası değer kaybettikçe veya petrol fiyatları arttıkça hükümetin yapacağı şeyler çok sınırlıdır. Zira bu anlamda elindeki enstrümanlar bu gidişi düzenleyebilecek etkinliğe sahip değildir. Fakat hükümet halkın alım gücünü de hesaba katmak zorundadır. İşte bu bağlamda hükümetin halkın alım gücünü çok fazla düşürmeyecek yeni ve farklı tedbirleri hiç vakit kaybetmeden hayata geçirmesi gerekmektedir.
Kısacası durum vahim, fakat çareler de yok değil.
Bu zam karşısında yönetenler tarafından gelen açıklamalara bakalım;
Başbakanlık konuya şöyle bir açıklık getiriyor.
Zam yaptık ama şu şu sebeplerden ötürü yaptık.
Kur artışı, Akdeniz borsası falan filan..
Akabinde Ekonomi ve Enerji Bakanlığı'ndan da şu açıklama geliyor “Akaryakıt fiyatlandırması, Akaryakıt (Depolama, Nakliye ve Satış) Yasası altında çıkarılan “2001 Petrol Ürünleri Fiyatlandırma Esaslarını Düzenleyen Tüzük’’ gereği her 15 iş gününde bir yapılmaktadır.”
Yani burada yapılan zam yasal bir zemine bağlanıyor.
Kısacası her şey bir prosedürün gereği.
Ve zam normalleşiyor..
Peki, madem ki akaryakıt zammı bir tüzükle yasal zemin kazandı, o halde söyleyin bakalım, akaryakıt fiyatlarında her 15 günde ilgili tüzük gereği fiyat ayarlamasına gidilirken, asgari ücret de buna göre 15 günde bir ayarlanacak mı?
Tabi ki hayır..
O halde akaryakıta yapılan her kuruş zammın, aslında hayatın her alanına sirayet edeceğini de biliyor yöneten pozisyonunda olan kişiler.
Zira bu sadece akaryakıt zammıyla sınırlı kalmıyor.
Cebimizdeki para kur farkı ve yaşanan devalüasyon derken her gün biraz daha azalıp yok oluyor. Haliyle akaryakıt zammı zincirleme etkisiyle bütün ürünlere yansıyor. Buna bir de denetimsizlik eklenince fırsatçılara gün doğuyor.. Ve halk insafsızca yapılan bir hayat pahalılığının içinde buluyor kendini..
Çaresizce ve korumasız.
Çünkü o saatten sonra devlet de ortadan kayboluyor.
Tüccar serbest piyasa ekonomisi deyip istediği fiyat ayarlaması ile malını satıyor.
Zaten bunu her gün hepimiz yaşayarak tecrübe ediyoruz.
Şöyle ki; gün içinde aldığımız bir ürüne ödediğimiz bedeli dakikalar sonra aynı ürünü almaya gittiğimizde eski fiyatı bulamıyoruz. Bunun yerine artan bir fiyatla almak durumunda kalıyoruz. Ya da alamıyoruz..
Bu yazdıklarım kesinlikle bir abartıdan ibaret de değil.
Çarşıya pazara çıkan herkes bunu rahatlıkla görebilir.
Dolayısıyla bu aşamada yapılan akaryakıt zammına yönetenler tarafından kendilerince tüzük müzük yasa falan diyerek makul sebepler sıralamak yurttaşın derdine çare üretmekten çok uzaktadır..
Zira bu ülkede yaşayan bireyler olarak her gün alım gücümüzün düştüğü, temel ihtiyaçlarımızı bile karşılamakta zorlandığımız, borçlarımızın katlandığı ve yaşam kalitesinin gerilediği gerçeği bu denli karşımızda dururken, yönetenlerin “ama ne yapalım mecburuz başka çaremiz kalmamıştır” yaklaşımları iktidar olma sorumluluğunu onların üzerinden almıyor.
Bilakis bu gibi çaresizliği çağrıştıran tavırlar kamuoyu nezdinde iktidarın yönetim erkini sorgulatır hale getiriyor..
Nitekim insanlar ülkeyi iyi yönetmek, mevcut koşullarda daha kaliteli bir yaşama kavuşmak için demokratik haklarını kullanarak ve onlara güvenerek seçiyorlar bu değerli yöneticileri..
Fakat o yöneticiler halkın derdine, tasasına ortak olamıyorsa, sıkıntılara çare üretmek yerine kılıf bulup tüzük yasa falan deyip bunları halkın önüne koymayı tercih ederek sorumluluktan kurtulmaya çalışıyorlarsa, bu o yönetimin bir çaresizliği olarak algılanır. Bunun izahını gereklilik diye açıklamak da mümkün olmaz.
Ve maalesef bugün hükümetin kamuoyuna verdiği görüntü budur..
Ha tedbir alınmasın mı?
Tabi ki alınsın.
Lakin bu tedbirler alınırken sadece belli bir zümreyi korumasın, çoğunluğu da ezmesin.
Hoş,akaryakıtta tüzük gereği 15 günde bir fiyat ayarlaması yapılırken, koşullar makul olduğu zaman bile bu akaryakıt fiyatlarının bugüne kadar hiç aşağıya düştüğünü görmedik.
Bilakis her koşulda yukarıya doğru bir seyir hali var..
Elbette akaryakıt pahalı bir maddedir.
Dolar üzerinden işlem görür.
Ve borsası olduğu da doğrudur.
Lakin her şeye rağmen bunun belli bir satış limiti var.
Yani azami satış dediğimiz bir sınırlaması söz konusu iç piyasada.
Devlet bu noktada her türlü müdahale etme yetkisine de sahiptir.
Bu haber 57 defa okunmuştur

:

:

:

: