Çevre bilinci olmayan nesiller yetiştiriyoruz

Hiç kuşku yok ki çevre temizliği konusu başlı başına bir eğitim işidir.
Hiç kuşku yok ki çevre temizliği konusu başlı başına bir eğitim işidir.
Bu eğitimi almayan, böylesi bir kültürü toplum genelinde içselleştirmeyen coğrafyalarda çevre bilinci de olmaz..
Nitekim evinizin yanında ki bir başka evin fertlerinin çöpünü fütursuzca sokağa bıraktığını görürsünüz, yolda önünüzde giden otomobilden dışarıya çöp atıldığına şahit olursunuz, denizde yanı başınızda bulunan insanların oradan ayrılırken sahile çöp bıraktıklarını çaresizce izlersiniz, sokakta yürürken önünüzde giden bir kişinin kaldırıma/yola olabilecek en yakışıksız şekilde tükürdüğünü görürsünüz.
İşte bütün bunlar aslında içinde yaşadığımız toplumun kültür yapısını anlatır bize. Geçtiğimiz günlerde gazetede bir haber okudum. Haberde Kıbrıs’ın en muhteşem sahil şeridi olan Altın Kumsal sahilinin Turizm ve Çevre Bakanlığının katkılarıyla temizlendiği yazıyordu. Bu haber haliyle beni de binlerce insan gibi çok mutlu etmişti..
Akabinde bir kaç gün sonra Turizm ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu’nun haklı serzenişini okudum gazetede. Bakan Ataoğlu duyarsız insanlar tarafından çok kısa bir süre önce temizletilen Altın Kumsal sahilinin kirletilmesinden ötürü kızgındı..
Ve tabiki kızmakta haklıydı.
Fakat yukarıda da belirttiğim gibi çevre duyarlılığı bir kültürün parçasıdır.
Bu kültür toplumda yerleşmediği sürece çevre bilincinin oluşması da mümkün değildir. Bugün yarın okullar yeni ders yılına başlayacak. Bölgenizde bulunan ilk ve orta dereceli okullardan birine gidin ve kısa bir gözlem yapın.
Orada görecekleriniz size bu konuda fikir verecektir.
Dolayısıyla diyeceğim o ki, çevre farkındalığını ve tabi ki bilincini biz eğitime entegre edemedik. O okullarda bulunan birçok öğrencinin çikolatasını,dondurmasını, sandüviçini vs yedikten sonra ambalajını çöp yerine yere attığını göreceksiniz. Şimdi böyle bir tarzla yetişen nesillerde çevre bilinci oluşur mu? Elbette oluşmaz.
Zira sadece okulda değil, bu çocukların büyük bir kısmı evlerinde de, sokaklarında da çöplerini çevreye bırakmaktadırlar. Ve kuvvetle muhtemel bu tarzı, ya da yaşam biçimini en yakınlarından görüp kendilerine uyarlamışlardır.
Oysa bu çocuklar evimizin dışında kalan bütün alanların bizim çevremizi oluşturduğunu idrak etmiş olsalar, çevrenin bir diğer adının doğa olduğunu kavrasalar, çevre temizliğinin hassasiyetle korunduğu coğrafyalarda yaşamak için ihtiyaç duyulan temiz havayı ve oksijeni sağladığını bilseler, ayrıca çevremizde bulunan bir çok hayvan ve bitkinin de yaşamını buna göre sürdürdüğünün farkında olsalar, çevrenin temiz olmasının, hem bize hem de diğer canlılara daha sağlıklı ve güzel bir yaşam sağlayacağının bilincinde olup hareket etseler ne güzel olurdu..
İşte o zaman yerlere çöp atmadan yaşamanın güzelliğinin farkına varırlardı.
Çöpleri, çöp poşetinin ağzını sıkıca bağladıktan sonra çöp kutusuna atmanın önemini bilirlerdi.
Evlerinin önünü ve varsa bahçelerinin haftada en az bir kere temizlenmesi gerektiğinin farkına varırlardı.
Yere tükürmenin ne denli çirkin ve sağlıksız bir davranış olduğunu bilirlerdi.
Ormanları korumanın önemini iyice anlarlardı.
Ağaçlara zarar vermekle aslında bir başka canlıya zarar verildiğini idrak ederlerdi.
Ormanlık alanlarda ateş yakmanın nasıl bir tehlike olduğunu anlarlardı..
Hayvanlara zarar vermenin ruhsal bir rahatsızlık olduğunu bilirlerdi.
Denizleri de haliyle kirletmezlerdi..
Fakat maalesef bugün için böylesi bir kültürün toplumsal yapıya yerleştiğini görmek mümkün değil.
Çevre bilincinin sadece okullarda verilecek eğitimle yerleşeceği yanılgısında da değilim elbette,bunun aile ayağının da ne kadar önemli olduğu konusu zaten bilinen bir gerçek..
O halde ne yapacağız?
Bu kültürü nasıl yerleştireceğiz topluma.
Eğitimin buradaki rolü tartışmasız, lakin aile içi yapının da bunda önemli bir rolü var. Ki bence önce ailelerde çevre bilinci oluşturulmalı..
Bu haber 59 defa okunmuştur

:

:

:

: