Gemi batıyor ama hala yemek servisinden şikayet edenler var

Geçen haftadan bu yana süren kriz dün doruğa çıktı. Eylemlerine devam eden Hayvan Üreticileri ve Yetiştiricileri Birliği, Tarım ve Orman Bakanlığı'na yeni öneri sundu.
Geçen haftadan bu yana süren kriz dün doruğa çıktı.
Eylemlerine devam eden Hayvan Üreticileri ve Yetiştiricileri Birliği, Tarım ve Orman Bakanlığı'na yeni öneri sundu.
Geçen hafta Ada Tv'de konuğum olan Hayvan Üreticileri ve Yetiştiricileri Birliği Başkanı Mustafa Naimoğulları, bu eylemin sinyalini vermişti.
'Arpa fiyatlarının düşürülmesi veya çiğ süt fiyatlarının arttırılması; ya da yem ithaline izin verilmesi' gibi seçenekler sunan Başkan Naimoğulları, 'Türkiye'de yemin torbası 80 TL, burada 120-140 TL; arpanın Türkiye'de kilosu 1.1 TL'den, burada 1.8 TL'ye satılıyor' diye isyan etti.
Eyleme destek veren çiftçilerin, ağır tarım iş araçlarıyla Lefkoşa'ya girme girişimleri, şehir içi trafik akışını engellemesin diye polis tarafından önlendi.
Dün bu yazıyı yazdığım saatlerde hükümet ile hayvancılar arasında da henüz bir uzlaşma olmamıştı.
Elbette döviz krizin ağır etkileri sadece hayvancıları vurmadı. KKTC'de yaşayan herkes, öğrencisinden işçisine, memurundan köylüsüne bu krizden nasibini aldı.
Hükümet bu krizin etkilerini gidermek için bir takım önlemler almaya çabalıyor.
Fakat bu önlemler sırasında önce kamudaki sendikaların, sonra da hayvancıların sert direnişiyle karşılaştı.
Belli ki yarın öbür gün diğer örgütlü kesimlerin eylemleri de sırada olacak.
Peki bu direniş altında hükümet kendisinden de kaynaklı olmayan bu krizi nasıl yönetecek? Bu krizden çıkış için gerekli olan politikaları nasıl uygulayacak?
Bu kapsamda YDP Genel Başkanı Erhan Arıklı, ekonomide bir OHAL ilan edilmesi gerektiğini, süresi belli olan bu OHAL'in krizden çıkış için tek çare olduğunu söyledi.
Demokratik bir yönetim biçiminde kulağa pek hoş gelmese de bu seçenek yasalarımızda hükümete tanınan bir haktır.
Günü geldiğinde de hükümet tarafından değerlendirilebilir.
O yüzden ülkemizde bulunan bütün sendikalar, sivil toplum örgütleri bu seçeneğin de olduğunu bilerek ayaklarını denk atmalıdır.
Güney'in geçmişte yaşadığı krizde toplumun tüm kesimlerinin nasıl fedakarlık yaptığını hatırlayalım.
Eylem, tepki, demokratik hak ama ülkeyi bu eylemlerle yönetilemez hale getirirseniz, bindiğiniz dalı kesmiş olursunuz.
Bunu şöyle düşünün. Şu anda bir fırtına var. Gemi su alıyor. Ama hala siz yemek servisinin iyi olmadığından şikayet ediyorsunuz. Gemi batarsa o şikayetçi olduğunuz yemek servisinin değil, yemeğin bile olmayacağının farkında mısınız?
Umarım en yakın zamanda toplumun tüm kesimleri bunun farkında olur ve öyle hareket eder.

Bu haber 124 defa okunmuştur

:

:

:

: