'Bunca yıllık öğretmenim, bir ilki yaşıyorum'

Pazar geceleri bir telaş vardı. Uyku saati gelmeden önce TRT de 'Bizimkiler' dizisi izlenirdi, 'Evet-Hayır' yarışması da pazar günlerinin en önemli eğlencesiydi.
Pazar geceleri bir telaş vardı.
Uyku saati gelmeden önce TRT de 'Bizimkiler' dizisi izlenirdi, 'Evet-Hayır' yarışması da pazar günlerinin en önemli eğlencesiydi.
Telaşlı pazar gecesinin sebebi, ertesi gün haftanın başlangıcı ve okul hazırlığının olmasıydı.
İlkokulda teneffüs zamanları, bu fakir devlet, öğrencilere, süt ve yiyecek dağıtırdı.
Cuma günleri, okul iki günlük araya girer, her öğrenci eve giderken yanında devletin verdiği sütü de götürürdü.
O zamanlar imkânlar daha kısıtlı, insanlar daha fakir ve yokluk ciddi derecede hissedilirdi.
Nereden, nereye gelmişiz, eğitim de artık ticaretin, kazancın, paranın bir parçası.
Eğitim, esas anlamından çok, ticari anlam taşıyan bir sektör haline gelmiş.
Sektör içinde, sektörler oluşmuş, ticari faaliyet kapıları açmış.
Gelinen noktada;
Bu anlayış, ülkenin ilerisini, ülkeyi yönetecek kadroların gelişmesini, kendini, ülkesini, dünyayı bilen, tanıyan nesillerin yetişmesini engelledi en başta.
Geçen hafta özel okullar, bu hafta devlet okulları, yeni eğitim dönemine başladı.
Eğitim başlarken, eğitim dışında konular daha tartışılır oldu.
Milli Eğitim Bakanının Türkiye ziyareti, randevu tartışması, müsteşar Asım İdris'in istifası.
Eğitim dışında başka konular konuşuldu, konuşuluyor, siyasi bir tartışma daha önemli konuların önüne geçti.
Eğitimi organize eden sistem sağlıklı olsa, tam anlamıyla sistem çalışsa, insanların etkisi azalır.
Kim gelirse, gelsin, kim giderse gitsin, eğitim gibi kurumsal ciddiyete muhtaç bir alan başıboş kalmamalı.
30 yıllık bir eğitimci, bir öğretmen, bir ilkokulun müdürü.
'Bunca yıllık öğretmenim, bir ilki yaşıyorum. Yeni eğitim yılı başladı ve ilk defa çocuklar kitap olmadan eğitime başladılar. Okullarda kitap yok. Bu ilk defa oluyor. Bu süreç kasım, aralık ayına kadar gider.'
Her dönem belli sıkıntılarla, eksikliklerle başlar.
Her eğitim döneminin başlangıcında bildik konular gündem olur.
Okul tamiratları, bina yapımları, öğretmen ve personel eksiklikleri, taşımacılık sorunları, hep aynı konular, ki artık sıradanlaştı.
Tüm bunlara, günün ekonomik krizi de eklendi.
Hükümet, ekonomik önlem maddeleri içinde, bazı sektörler için KDV indirimi yaptı.
Eğitim alanında neden yapılmadı?
Kırtasiye, okul kıyafetleri, bilgisayar, eğitimle ilgili her ne varsa, piyasayı, vatandaşı bir nebze olsa rahatlatacak adımlar atılabilirdi.
Hangi anlayış eğitimi yönetse, hangi siyaset, hangi hükümet, hangi Bakan iş başında olsa değişmiyor, değiştirilemiyor.
Bu ülkenin nesilleri, bu kısır döngü içinde ezilip gidiyor.
Okullar açılıp kitap yoksa, yetiştirilemediyse, bunun izahı yok.
İyi, kaliteli, insan kaynağını en iyi şekilde değerlendirme, yönlendirme amacıyla şekillendirilen bir eğitim sistemimiz var mı?
Eğitim, farklı sektörleri besleyecek, kazanç sağlayacak bir iş kolu değildir.
Eğitim kalitesiyle, ülkenin kalitesi ve her anlamdaki ilerlemesi eşit düzlemdedir.
Devlet, özel okullar, özel eğitim kurumları, sendikalar, sivil toplum örgütleri, aynı amaç çatısında, eğitim ve nesiller için ortaklaşa politikalar üretmeli.
Ortak politikalar, devletin, eğitim sistemini oluşturacak, sistem bir bütün olarak, tüm paydaşlarla çalışacak, üretecek.
Aksi, yıllar, dönemler geçer, daha iyiye doğru değil, daha kötüye doğru gidiş hızlanır, bugünleri bile ararız.

Bu haber 465 defa okunmuştur

:

:

:

: