İrlandalılar…

Muhalefet veya muhalif olmak.
Muhalefet veya muhalif olmak.
Bu kavram, düşünce, hareket sadece siyasal anlamda bir karşıtlık değildir.
Her görüşün, her düşüncenin bir farklısı, bir karşıtı, doğal olarak vardır, olmalıdır.
Esas doğru, bu farklılığın, ortak noktada nasıl birleştirildiğidir.
Ne kadar farklı görüş, o kadar zenginlik ve çeşitliliktir, her kesimin, her sınıfın, her anlamda temsiliyeti, ses vermesi, yüksek kültürün gerekliliğidir.
İnternet ortamında 'muhalif' aramasıyla bir gezinti yaptım.
Bir anlatıya göre;
'İrlanda, 19. Yüz yılın ortalarında, meşhur açlık yıllarında kırılırken, ülkeyi yöneten İngilizler, yerli halka yardım etmek şöyle dursun, olanı da ülkelerine yollayıp insanları büsbütün açlığa mahkûm etmişler.
Ayaklanmalar, isyanlar da hiç ise yaramamış. Çaresiz pek çok insan Amerika'ya ve Avustralya'ya göç etmiş. Göç eden gruplardan birine New York Limanı'nda bir memur 'Siz nereden geldiniz?' diye sormuş. Grupta yaşı büyükçe olanlar 'Biz İrlandalıyız, uzun yoldan geldik' demişler. Memur yine sormuş, 'Siz nesiniz, ne iş yaparsınız?'
Kafileden biri yaklaşıp memura sormuş 'Burada hükümet var mı?' Memur şaşkın bir şekilde 'Evet' demiş. İrlandalı da 'İyi o zaman, biz muhalifiz' demiş, 'Yanlış olana karşı geliriz, işimiz bu.'
Bu anlatıya göre İrlandalı olmak, muhalif olmakla eşleştirilmiş.
Yakın tarihten geçmişimize baktığımızda, muhalefet etmek, muhalif olmak, yanlışa karşı gelmek, siyasal iktidarlar gibi benzeşmiş, aynılaşmış, sıradanlaşmış.
Kıbrıs Türk toplumu aynılaşıyor.
Muhalif duruşu, eski muhalefet yaklaşımı, siyasetten, sivil toplum örgütlüğüne, mahallelerden, sokaklardan, evlere kadar değersizleşiyor.
Tek tip, hep aynı, kalıplaşmış, düşünceler, söylemler, ezberletilmiş, yanlış olduğunu bile bile, belli düşünceye zorlanmış, zorlanmaya devam ediyor.
Oysa kendi yaşamına, hayat kalitesine, kültürüne, varoluşuna karşı gelişen her türlü zorlamaya, nereden gelirse gelsin, kendi duruşunu sergileyen yapı, yıllar öncesinden bitmez bir enerji idi.
Siyasal anlamda aynılaşma, yozlaşma, muhalif seslerin, korku, tehdit, şantaj, içsel hatalar sebebiyle kaybettiği güç, aslında toplumsal dinamiğin kaybedilmesidir.
Bu dinamik başta siyaset, sosyal hayat, sivil toplum örgütleri, örgütlü çalışma ve hak arama odaklı güç kazanmalı.
Gerçek anlamda içimizde 'İrlandalılar' olmalı, inandıklarını da eleştirebilen, gerçek muhalefet, farklı noktaları gören, seçen, konuşan, yazan, uyaran, İrlandalılara ihtiyacımız var.
Dön dolaş aynı yer, baskın bir karşıtlık, farklılığa, muhalifliğe, zorlama ile aynılaştırma çabaları ile tek tip düşünce yaratma çabası.
Kutuplaştırma, itibarsızlaştırma, bölme ve her türlü imkânı kullanarak, düşünce özgürlüğünü hep bir noktada birleştirme amacı.
Hedef, toplum uyutulurken, uyumayanların, hep kazanan olması.
Devlet varsa, yanlış, talan, yolsuzluk, kamusal adaletsizlik, adam kayırmacılık, partizanlık, popülizm de vardır, olacaktır.
Siyaset varsa, iktidar da olacak, muhalefet de olacak.
Bunların olduğu yerde, muhalif düşünce, farklı görüş ve düşüncelerin olmaması mümkün mü?
Elbette değil, bu dengeyi kaybetmemek gerek ve bu düşünceyi tüm dinamiklerle beraber toplum yaşamına yansıtmak şart.
Siyasal muhalefet, sivil toplum örgütleri muhalefeti, toplumsal muhalefet, kaybediyor, benzeşiyor, çaresizleşiyor.
Sindirilmiş, çaresizliğin öğretildiği, baskının veya menfaatin susturduğu toplumsal yapı, farklılığı, çok sesliliği, muhalifliği bitirir.
Nitekim geldiğimiz nokta budur.


Bu haber 348 defa okunmuştur

:

:

:

: