İncir bile dayanamadı...

Kıbrıs sorunu nedir? Belki de bu sorunun cevabındaki ortak noktalar bir araya gelse, çözüm daha kolay olur.
Kıbrıs sorunu nedir?

Belki de bu sorunun cevabındaki ortak noktalar bir araya gelse, çözüm daha kolay olur.

Beklentileri sırf Kıbrıslılar belirlese, daha farklı süreçler de yaşanabilirdi.

Kıbrıs sorununa bakış açısı, tarihsel bilinç, yaklaşım, Kıbrıslı Türkler, Kıbrıslı Rumlar, Türkiye, Yunanistan, İngiltere, BM, ABD, AB ve elbette uluslararası camia açısından farklılıklar gösteriyor.


Her taraf soruna kendi açısından bakıyor, kendi bakış açısıyla çözümü isimlendirip, anlamlandırıyor.

Kıbrıs, bitmek bilmeyen bir malzeme, üstelik adanın her iki tarafında.

Toplumlar arası istek, dinamik, olmadığı için sorunun akıbeti başka merkezlerin beklentilerine bırakılıyor.

Oysa adanın yaşadıkları öyle mi?

Adanın içi, içimiz, yaşadıklarımız, yakın tarihimiz, kısa bir zaman dilimi içinde, birçok şeyin değiştiği bu adada, değişmeyenler de var.

Sevgili Hasan Hastürer, geçtiğimiz haftalarda sosyal medya hesabında tanık olduğu bir olayı paylaştı.

Daha sonra bu olayı, bir yazısıyla da değerlendirdi, bir bölümünü paylaşıyorum;

'Dün öğle saatlerinde Esentepe'den dönerken yolun önce sağında bir satılık tabelası dikkatimi çekti...

3 dönümlük arazi satışı için satılık tabelasında 600 bin sterlin satış bedeli de yazıyordu.

Az ilerde, bu kez yolu solunda bir başka satılık tabelası 20 dönüm için 2 milyon sterlin, isteniyordu.
Tepkilerin ne olacağını merak edip, fotoğrafı Facebook hesabımda paylaştım.

Paylaşırken de sadece, 'Esentepe'de yol kenarında bir satılık tabelası... 20 dönüm, 2 milyon sterlin. Kaça alındı, kaça satılıyor? Yorum sizlerin...' yazdım.'

Bu paylaşımın altına yüzlerce yorum yazıldı.

Gazeteler olayı haberleştirdi, manşetlere taşıdı.

Kıbrıs sorununun bir tarafı işte budur.

Kuzey Kıbrıs'ın geleceğine yön verenlerin yıllar içinde yaptıkları hatalar, adaletsiz ve umursuz, hoyratça, memleketi dağıtma, talan etme, bu vurgunu her daim bir şeylerle kamufle etme, işte bugünü kilitledi.

Mal sahibi, mülk sahibi, hani bunun ilk sahibi, haksızlık ve adaletsizlik, kimini zengin yaptı, kimini ülkesinden kaçırdı, memleketinden soğuttu.

İşte, Kıbrıs sorunu budur, bunlardır, benzerleridir.

Mutlaka ki bu olay ve benzerleri, sırf Kıbrıs'ın kuzeyinde yaşanmıyor.

Kıbrıs'ın güneyi de günahsız değil, sonuçta gelinen nokta ortada.

Mal, mülk, toprak, kimin malı, kime verilmiş, koçanlar, satanlar, zenginleşenler, sorunun bir tarafı, oysa sorunun bir tarafı daha vahim.

Oldukça ilginç bir olay, Kıbrıs'ın acı tarafına bir katkı daha koydu;

'...Ahmet Hergüner isimli şahsa ait ceset, midesindeki tohumdan çıkan incir ağacının büyümesi ve bölgede pek rastlanmayan bir ağaç olmasından ötürü dikkatleri üzerine çekmesi sayesinde bulundu.

Araştırmacılar, Hergüner'in içerisinde bulunduğu tünele atılan dinamit sonucu, tüneldeki diğer iki kişiyle birlikte yaşamını yitirdiğini tespit etti. Buna göre dinamit patlamasının tünelin içerisinde oluşturduğu büyük delik, ortama ışık girmesine imkân tanıyarak incir tohumunun filizlenmesine de imkân tanıdı.

2011'de bir araştırmacının, dağlık bölgedeki bir arazide, etrafta benzerlerinin bulunmamasına rağmen bir mağaranın içerisinden nasıl incir ağacı çıkmış olabileceğini merak etmesiyle gerçek gün yüzüne çıktı. Araştırmacı, ağacın etrafında yaptığı kazı ve incelemeler sırasında insan kalıntıları ve kemikleri keşfedince yetkililer alarma geçti. Yapılan kazılarda iki kişinin daha kemiklerine rastlandı.'

Ve yıllar sonra gelinen nokta, bu acılar, bu adaletsiz düzen için mi yaşandı?

Bu ülkede, kim neden öldü, kimin canı neden yandı?

Hala daha gidenlerinin yolunu gözleyenler, bu günler için mi gözyaşı dökmeye devam ediyor?

Acılar üzerinde kurulan bu düzeni aklamaya hangi hamaset yeter?

İşte gerçeğimiz, hergün yüzleşsek de başımızı çevirdiğimiz.

Acılar üzerine, binalar, betonlar kurmuşlar, zengin olmuşlar.

Bu acıya incir bile dayanamamış, hiç olmadık bir yerde yeşermiş.

Adeta haykırmış, duyanlar olmasada.

Bu haber 366 defa okunmuştur

:

:

:

: