Kaplan Postlu Şövalye

Frankfurt'a hiç gelmemiş, görmemiş olsa bile adını duymuş olan çoktur.
Frankfurt'a hiç gelmemiş, görmemiş olsa bile adını duymuş olan çoktur. Almanya'nın ortasında bir şehir... 750 bin nüfusuyla Almanya'nın beşinci büyük şehri. Uluslararası bankacılık merkezi... Gökdelenleriyle ünlü... Şehri ikiye bölen Main nehrinin her iki kıyısında sayısız müze... 2013'ten beri Eskişehir ile kardeş şehir. Her yıl dünya kitapçılığının kalbinin attığı yer. Goethe, Schopenhauer, Habermas, Adorno, Fromm gibi pek çok yazarın, düşünürün yuvası... Alman Birliği'nin temelinin atıldığı yer... Roma İmparatorluğu'nun taç giyme töreninin yapıldığı kent... Özellikleri saymakla bitmez...

Frankfurt'un Osmanlı ile ilişkileri de derin... Örneğin, 1562'de Roma İmparatoru I. Maximilian'ın taç giyme törenine Osmanlıyı temsilen İbrahim Bey gelmiş... Konstantinopol'den yola çıkıp 23 Kasım 1562 akşamı Frankfurt'a varmış. Ama akşam sur kapıları kapandığı için hemen içeri girememiş. Epey bekleyince kızmış. Neyse kralın emriyle kapılar açılıp içeri alınmış. Ertesi gün törende başköşeye oturtulup gönlü alınmış. Bunlar tevatür değil detaylarıyla kent arşivinde var.

Bunları niçin yazıyorum... Dünyada kitap fuarlarından en önemlilerinden biri de Almanya'da Frankfurt Uluslararası Kitap Fuarı'dır... Bu yılki 70. Frankfurt Kitap Fuarı 10-14 Ekim arasında yapılacak. Az bir süre kaldı... Frankfurt Kitap Fuarı'nın tarihçesi 15. Yüzyıl'a dayanıyor. Frankfurt'a yakın Mainz kentinde yaşayan Johannes Gutenberg 15. Yüzyıl'da matbaayı buluyor. Matbaanın icadıyla o dönemlerde zaten fuar, panayırlar kenti olan Frankfurt'un entelektüel çehresi de etkileniyor. Frankfurt'ta kitaplar sergileniyor. Kitap fuarı 18. Yüzyılda Frankfurt'tan dönemin yayıncılık merkezi olan Leipzig'e kaysa da, savaş sonrası tekrar Frankfurt'a dönüyor. Savaş sonrası ilk kitap fuarı 18-23 Ekim 1949 arası yapılıyor.

Kitap okumak gerçekten insan yaşamında tarifi kolay olmayan bir şey... Kitap yazmakla iş bitmiyor. Çoğaltılması, duyurulması, satılması, gerekirse yazıldığı dilden başka tercüme edilip duyurulması gibi birçok safhası var. İşte bu safhaların bir halkası da kitap fuarlarıdır.

Fuara her yıl yaklaşık 100 ülkeden 7 bin civarında yayıncı katılıyor... Fuarın 'onur konuğu ülkesi' var. Bu yıl Gürcistan... 2019'da Norveç, 2020'da Kanada olacak. 1985'ten beri fuara katılan Türkiye ise 2008 yılında 'onur konuğu' olmuştu...

Osmanlıların Gürcistan ile de ilişkileri derin... Osmanlılar, 1461'de Trabzon ve çevresini fethettikten (1461) sonra Gürcistan'a komşu olmuş... Son Gürcü Kralı II. Solomon Ruslar'dan kaçıp Trabzon'a gelmiş... 1815'de ölünce oraya defnedilmiş... Gürcü Kraliçesi Sopio Gurieli de Osmanlı'ya sığınmış, 1829 öldüğü Akçaabat'a defnedilmiş... Birinci Dünya Savaşı'nda Alman ve Osmanlı desteğiyle Gürcü Lejyonu (Kartuli Legioni) kurulmuş... Amaç Gürcistan'ın Rusya'dan kurtarılmasıymış... Bunlar ilişkiler açısından birkaç örnek... Gürcü edebiyatı Türkiye'de pek tanınmasa da iki ülke arasında tarihteki ilişkilerin oldukça derin olduğu açık...
Gürcü edebiyatının destansı başyapıtı (Vephistkaosani) 'Kaplan Postlu Şövalye'dir. Gürcü şair Şota Rustaveli tarafından yazılmış, ancak yaşamına ilişkin fazla bilgi yok... Ne doğum ne de ölüm tarihi biliniyor. Yaşamı Homerus'un yaşamı gibi sisler içinde... Büyük bir ihtimalle Gürcü Krallığı'nın ve kültürünün tepe noktasında olduğu 12. Yüzyıl'ın sonları ile 13. Yüzyıl'ın başlarında yaşadığı tahmin ediliyor... Rustavi köyünde doğduğu sanılıyor. Soyadı da buradan geliyor. Rustaveli'nin destanı, 1.587 dörtlükten oluşur. Rustaveli, Gürcü edebiyat dilini yaratıcısı sayılıyor, destanında, başka ülkeleri konu edinerek Gürcistan'ı anlatır. Türkçe'ye çevrilip yayınlamış, merak edenler okuyabilir...

Efsaneye göre Hz. Nuh'un torunu Targamos'un soyundan gelen ve Gürcülerin atası kabul edilen Kartlos, Nuh tufanından sonra Tiflis bölgesine yerleşir. Gürcüler, ataları 'Kartlos'a atfen kendilerine 'Kartvel' derken, ülkelerine de Kartvelierin yurdu anlamına gelen 'Sakartvelo' diyorlar. 'Gürcü' ismi ise Farsça'dır. İranlılar ve Türkler tarafından kullanılır.

Gürcü alfabesi, beşi sesli olmak üzere 33 harften oluşuyormuş... Büyük-küçük harf ayırımı yok... Yazıldığı gibi okunuyormuş...Alfabede f, y ve i harfleri yokmuş. F yerine P harfi kullanılıyormuş. Fatma'yı Patma diye... Fatih'i Patih diye çağırıyorlar. Ford Fokus marka otomobile Pord Pokus diyorlarmış. Gürcüce 5-7 sessiz harf yan yana gelebiliyormuş. Örneğin ünlü Gürcü Josef Stalin'in soyadı 'dzhgsasuhili' miş. Nasıl okunuyorsa...

Uluslararası kitap fuarlarının genelde iki türlü işlevi oluyor. Bir bölümü ülkenin edebiyatını, kültürünü tanıtmayı amaçlarken, bir bölümü de kitapçılık sektörünün aktörlerini bir araya getirmeyi amaçlayan, yayın haklarının alınıp satıldığı fuarlardır. Örneğin Frankfurt ve Londra fuarları böyle fuarlardır... Frankfurt kitapçılık sektöründe daha çok telif haklarının alınıp satıldığı, yazarlarla anlaşmaların yapıldığı, telif ajanslarının aktif olduğu bir fuardır. Kitap satılmaz, tanıtılır...
Teknolojik gelişmeler, siyasi çalkantılar, her şeyi olduğu gibi uluslararası kitap fuarlarını da etkilediği bir gerçek... Bu yüzden fuarlar da hem ilginç etkinlerinin yapıldığı bir alan, hem de siyasallaşan arenalar olabiliyor. Kitap fuarları giderek değişim gösterse de asıl olan 'Kitaplar' ve içeriğidir... İster kağıda basılsın, isterse dijital yayınlansın, bu gerçeği değiştirmez...
Türkiye, Frankfurt Kitap Fuarı'na 1985'ten beri katılıyor. 2008'de de onur konuğu olması Türk edebiyatının yurtdışına açılması için büyük bir fırsattı... Ancak ne kadar yararlı olduğu konusunda sanırım etraflı bir araştırma yapılmadı. Yapıldıysa da benim gözümden kaçtı. Yurtdışında tanınan bazı popüler Türk yazarları bir kenara bırakırsak, Türk edebiyatının yurtdışı yolculuğunun arzu edilen düzeyde olmadığı apaçık. Orhan Pamuk'un Nobel Edebiyat Ödülü alması Türk edebiyatının tanınmasına ne kadar katkı sağladı bilemiyorum. Tartışılabilir... Yabancı okur, tek tek okuduğu Türk yazarlarının eserleriyle Türk edebiyatın bütünü hakkında bir yargıya varabildiği konusunda emin değilim. Türk edebiyatının yurtdışına açılma konusunu bence her yönüyle tartışmalıyız...


Bu haber 595 defa okunmuştur

:

:

:

: