Devlet yurttaşını koruyamıyorsa..

Sevgili Mahmut Anayasa’nın sosyal medyadaki paylaşımından, Son 24 Saat içinde ülkenin fotoğrafını ortaya koymuş Mahmut Anayasa.
Sevgili Mahmut Anayasa’nın sosyal medyadaki paylaşımından,
Son 24 Saat içinde ülkenin fotoğrafını ortaya koymuş Mahmut Anayasa.
Üstelik çok net ve somut gerçeklikle yansıtmış.
Bakın neler olmuş 24 saat içinde.
1- Lefkoşa mezarlığı, 5 Ekim Cuma gündüz - Hasan Güngör'e ait araç camı kırılarak soyuluyor...
2- Girne Baldöken park yeri, 5 Ekim Cuma gece - Aylin Akdeniz'e ait araç camı kırılarak soyuluyor, hırsızları kovalayan eşine bıçak çekiliyor, ona yardım etmeye çalışan başka bir kişinin de cep telefonu gasp ediliyor...
3- Lefkoşa Lemar park yeri, 5 Ekim Cuma gündüz - Ulas Ocanoglu'nun eşi arabada bekliyor, sarhoş bir adam tarafından 'Kapılar açık mı? Para var m? diye taciz ediliyor...
4- Lefkoşa Kumsal, 5 Ekim Cuma akşam - Dr. Niyazi Perk'in arabasının önü kesiliyor, taciz ve küfüre maruz kalıyor, tehdit ediliyor…
Ürkütücü değil mi?
Kasti zarar, hırsızlık, taciz,şiddet, gasp..
Peki kim bu insanlar?
Neden zarar veriyorlar?
Çok açık belirteyim.
Bu insanlar Kıbrıs’ın Kuzeyine turist statüsünde geliyorlar.
Ceplerinde yeteri kadar para olmuyor çoğunlukla, kalacakları yer belirlenmiyor, hangi maksat için ülkeye geldikleri bilinmiyor ve buna mukabil kimlik belgeleriyle kolayca ellerini kollarını sallayarak ülkeye giriyorlar..
Sonrası ise malum.
Kontrol edilemeyen bir nüfusla adli vakaların önüne geçilemiyor.
Hırsızlık, gasp, şiddet, taciz, darp,tecavüz ve gidiyor.
Ülkenin tadı tuzu kalmıyor.
Huzursuzluk olabilecek en had safhada.
İnsanlar tedirgin.
Devlet yurttaşını koruyamıyor.
Ülkede ciddi bir asayiş sorunu ortaya çıkıyor..
Dolayısıyla bu konunun esas sorumlusu devlet oluyor.
Devlet ülkeye girişleri denetim altına alacak yönetim ehlini gösteremiyor.
Hal böyle olunca da elini kolunu sallayarak cebinde beş kuruş parası olmadan, kalacak yeri belirlenmeden ülkeye ne idüğü belirsiz insanlar geliyor.
Sonrası bu insanları devletin denetim ve kontrol altında tutması da zaten mümkün olmuyor, ta ki bir suça karışıp polislik olana dek.
Oysa öyle kolay mı yabancı bir ülkeye girmek cebinde 5 kuruş parası olmadan.
Tabi ki değil..
Dünyada hiçbir ülkeye böyle bizim coğrafyamızda olduğu gibi elini kolunu sallayarak kolayca giremezsiniz..
Çünkü bunun evrensel bir takım kuralları, koşulları vardır.
Turist olarak mı geldin?
Ne kadar parayla geldiğini ibraz etmek durumundasın.
Hangi turizm tesisi ve/veyahut tanıdığın yanında kalacaksan ibraz etmek durumundasın.
Kalınacak yer otel ise bunun rezervasyonu teyit edilir, ilgili otelin yetkililerine de ettirilir.
Bir yakını yanında kalacaksa da o da bizzat teyit ettirilir.
Üstelik kimin yanında kalacaksa yakınlık derecesi ve kalacağı yerin referansı bizzat misafir edecek kişiden veyahut kişilerden alınır.
Ha yüksek öğrenim için mi geldin.
Bunun mevzuatı zaten var.
Ve kolayca kontrol edilebilir.
Çalışma maksadıyla mı geldin.
Bunun da ayrı mevzuatı mevcut ve kolayca kontrol edilebilir.
Dolayısıyla burada devletin otoritesini ortaya koyması gerekir.
Öyle cebinde yeterli para bulunmayan, kalacak yeri olmayan insanlar normal şartların bulunduğu hiçbir ülkeye giriş yapamazlar.
O halde bu bizde neden uygulanmıyor?
Üstelik kağıt üzerinde böyle bir yetkilendirme de var mevzuatta.
Fakat buna rağmen kurallar uygulanmıyor.
Devlet ülkeye girişleri denetlemekten aciz bir pozisyonu kabulleniyor.
Böyle olunca da yönetenlerin dahi nüfusu bilmediği bir coğrafyada canımız avcumuzda yaşamak zorunda bırakılıyoruz.
Her sabah yeni bir adli vakaya uyanıyoruz.
Hırsızlık, gasp, cinayet,taciz, tecavüz, şiddet vs vs..
Bu mudur yani devletin kendi yurttaşlarına gördüğü reva bu ülkede..
Oysa bir devlet gerçekten devlet olduğu iddiasında ise önce kendi yurttaşının can, mal ve huzurunu korumakla mükelleftir. Bizim bu ülkede ne can güvenliğimiz kaldı ne mal güvenliğimiz. Huzura hiç girmiyorum bile..
Velhasıl bu gidişat gidişat değildir..
Bizim bir an önce uluslararası hukuka dahil olabileceğimiz adımlara ihtiyacımız vardır.. Eğer gerçekçi olacaksak bu işin önüne geçmenin tek yolu budur.
Ülkede varılacak siyasi bir çözüm.
Zira mevcut koşullarda devletin bağımlı yapısı maalesef bu coğrafyada bizlerin can ve mal güvenliğini koruyacak otoriteden yoksundur.
Bu çok net olarak karşımızda duruyor.
Bunu hiç başka yerlere çekmenin de bir manası yok.
Kaldı ki, devlet eğer ülkesine girip çıkanı kontrol edemeyecek noktadaysa, bir devlet yönetimi altındaki toprak parçasında nüfusunu bilmiyorsa, bir devlet kendi vatandaşının canını, malını ve huzurunu sağlayamıyorsa o devletin ne meşruluğu ne de gerçekliği ortada kalır..
Nitekim bugün KKTC’nin durumu da tam budur..
Ne devlet ne otorite..


Bu haber 130 defa okunmuştur

:

:

:

: