Herkes kendi koşulunu oluşturacak

Ülke olarak zor bir dönemden geçiyoruz. Öyle zannediyorum ki istisnalar dışında çoğunluk bunun farkında.
Ülke olarak zor bir dönemden geçiyoruz.
Öyle zannediyorum ki istisnalar dışında çoğunluk bunun farkında.
Hoş nasıl farkında olmayalım ki..
Günlük yaşantılarımıza doğrudan etkisi olan bir ekonomik krizin içindeyiz.
Zaten bunu hissetmemek de pek mümkün değil.
Ve bu krizin ya da adına her ne derseniz deyin mevcut ekonomiye bağlı sıkıntıların önümüzdeki dönemde de etkisini sürdüreceği anlaşılmaktadır..
Ha tabi ki tartışmaya açık da olsa doğru veyahut yanlış hükümet bu anlamda bir dizi tedbirler almıştır. Fakat bu tedbirlerin şu ana kadar halka yansıtıldığını görmek ya da söylemek mümkün olmamıştır. Ve belli ki bundan sonra da olmayacaktır..
O halde ne yapacağız?
Tabi ki kendi tedbirlerimizi alacağız..
Kuşku yok ki, koca evrende olduğu gibi her ulusun, her milletin, her topluluğun farklı yaşam koşulları vardır.
Dolayısıyla her ailenin, her bireyin de kendi içinde farklı yaşam koşulları mevcuttur.
Ülkeler de olduğu gibi, geri kalmış ülkeler, gelişmekte olan ülkeler ve gelişmiş ülkeler kategorilerinde ortaya çıkan farklılıklar o ülkelerin halklarına sundukları yaşam kaliteleri ile orantılıdır.
Dolayısıyla bu bireysel olarak da, aile topluluğu olarak da ele alındığı zaman farklılıklar mutlaka gözle görülür şekilde ortaya çıkmaktadır.
Nitekim bu koşullar içinde bizim coğrafyamızda da kimisi dar, kimisi orta, kimisi de gelir düzeyi yüksek olan insanlardan oluşuyor.
Dolayısıyla bütün bunları dikkate alırsak her ailenin koşulları da öncelikleri de birbirinden farklıdır.
Bugün bir kesim var ki, mevcut yaşam koşullarından dolayı evine ekmek götürmekte zorlanıyor.
Bir kesim de var ki, mevcut pozisyonunu muhafaza etmeye çalışıyor.
Bir başka kesim ise nasıl daha lüks yaşayabilirim hesapları yapıyor..
Elbette bunlar doğaldır.
Sonuçta her ailenin farklı bir hikayesi vardır.
Ve her aile bireyi de bu hikayede bir öğedir.
Dolayısıyla bu öğeler ailenin bütününü oluşturmaktadırlar..
Ve eğer bu aile kavramında iç içe geçmiş halkalardan biri koparsa o ailenin bütün değerleri zarar görür.
İşte tam da bu nedenledir ki her aile ekonomik sıkıntıların ciddi anlamda hissedildiği böylesi bir dönemde yapılan harcamalar üzerinden tedbirler almak durumundadır.
Yani bu ne demek oluyor?
Şu demek oluyor; bizi aşan hiçbir harcamaya kalkışmamak lazım.
Cebimizde 5 varsa ailece 5’e göre bir hayat yaşamayı öğrenmeliyiz..
Bunun aksini yaparsak ve 5’in üstünde bir limiti zorla yaratmaya çalışırsak bunun altında kalacağımızı da bilmeliyiz.
Nitekim de öyle..
Zaman zamanı etrafımızda, bazen en yakınımızda olan sevdiğimiz bir çok insanın böyle bir akıbet ile karşı karşıya kaldığını görüyoruz.
Elbette üzülüyoruz..
Dolayısıyla demem o ki, her aile ve tabi ki o ailenin bireyleri kendi gerçekleri ile yaşam tarzı oluşturmak zaruriyetindedir..
İnanın bunun başka hiçbir yolu yoktur.
Aile ekonomisinde mali disiplini kurmak birçok istenmeyen harcamanın da önüne geçecektir.
Ha bunu nerden biliyorsun diye sorarsanız, ki bu yerinde bir sorudur, kendimden derim. Zira gelişen koşullar içinde yaşama tutunmanın başka bir yolu olmadığını anlamak için illa ki kafanızı gidip bile bile duvara toslamanız gerekmez. Dolayısıyla bunun önüne geçmek elimizde.
Peki nasıl?
Öncelikli ihtiyaçları belirleyebiliriz mesela..
Mutfak mı? Giyim kuşam mı?
Eğitim mi? Lüks otomobil mi?
Gibi benzeri bir çok kalemde öncelik oluşturulabilir.
Bu örnekler kıyasla daha da artırılabilir.
Veyahut çok yakıt tüketen bir otomobiliniz var,servisi pahalı yedek parçaları pahalı. üstelik seyrüseferi de pahalı..
Kısacası mevcut koşullarda böyle bir otomobilin kahrını çekemiyorsunuz.
Ya da çekmek için başka şeylerden feragat ediyorsunuz.
Peki ne yapacaksınız?
Bu otomobili kullanmakta ısrar mı edeceksiniz…
Hoş çoğumuz öyle de yapıyoruz, yanlış olduğunu bile bile..
Kısacası bugün verdiğim bu örnekler birer varsayım değildir.
Başınızı kaldırıp şöyle bir çevrenize bakın.
Yukarıdaki örneklere birebir uyan çok insan göreceksiniz.
Oysa yanlışta ısrar etmenin mantığı yok.
Zira aklın yolu bu değil.
Ekonomik akıl bunu doğrudan reddeder.
Atalar ne güzel demiş, “ayağını yorganına göre uzat” diye.
Velhasıl değerli dostlar geldiğimiz süreç ve kuvvetle muhtemel önümüzdeki dönemde de içinde bulunduğumuz mevcut koşullar her bireyin, her ailenin kendi içinde önceliklerini samimiyetle belirleyip ekonomik koşullarını oluşturması gereken bir dönem olacak..
Bu haber 131 defa okunmuştur

:

:

:

: